Yüksek Saatçiliğin Yeni Sahnesi: TimeVallée x Beymen
Yüksek saatçiliği çağdaş lüksle buluşturan TimeVallée, Beymen Zorlu Center’da açıldı. Richemont’un global vizyonu ile Beymen’in lüks yaklaşımını bir araya getiren bu işbirliğini Beymen CEO’su Batur Kutnay ile konuştuk.
2014 yılında Richemont Group tarafından yaratılan TimeVallée, kısa sürede yüksek saatçiliğin en yenilikçi perakende formatlarından biri hâline geldi. Dubai, Hong Kong, Singapur, Paris ve Seul gibi küresel lüks merkezlerinde konumlanan TimeVallée; Cartier, IWC Schaffhausen, Jaeger-LeCoultre, Panerai, Vacheron Constantin ve Montblanc gibi seçkin markaları, “keşif odaklı, interaktif ve hikâye temelli” bir deneyim yaklaşımıyla bir araya getiriyor.
Artizan zanaatın sahne arkasını görünür kılan atölye alanları, dijital keşif istasyonları, markaların tarihini anlatan küratöryel bölümler ve kişiselleştirilmiş danışmanlık servisi… TimeVallée’nin dünya çapında benimsediği bu deneyim modeli, lüksü yalnızca bir ürün değil, ziyaretçinin aktif olarak parçası olduğu bir yolculuk olarak tanımlıyor.
Bu küresel konsept artık Türkiye’de, Beymen’in Zorlu Center’daki amiral mağazasında hayat buluyor. Lüks perakendeyi yaşam biçimi olarak konumlandıran Beymen ile TimeVallée’nin vizyoner yaklaşımının buluşması, Türkiye’de yüksek saatçilik adına yeni bir dönemin başlangıcı niteliğinde. Bu özel açılışın arka planını, Beymen CEO’su Batur Kutnay ile konuştuk.

TimeVallée’nin yüksek saatçilik deneyimini keşiften öte bir etkileşime dönüştürme konsepti var. Bu anlamda Türkiye’de dört gözlenen bir deneyim alanıydı. Beymen olarak bu işbirliğini Türkiye’de hayata geçirirken en çok hangi noktalar sizi cezbetti?
TimeVallée, yüksek saatçiliğin mirasını çağdaş bir deneyim anlayışıyla buluşturması açısından bizim için çok özel bir konsept. Beymen olarak, yarım asrı aşkın süredir lüksü yalnızca bir ürün değil, bir yaşam biçimi olarak konumlandırıyoruz. TimeVallée’nin bu vizyonla örtüşen “yaklaşımı, bizi en çok etkileyen nokta oldu. Misafirlerimizin, hikâyenin bir parçası olduğu bir deneyim yaratmak istedik.
Richemont Group ile yapılan bu stratejik işbirliği, Beymen’in genel lüks perakende stratejisinde nasıl bir yer tutuyor?
Bu, önemli bir kilometre taşı. Global lüks markalarla kurduğumuz uzun vadeli ilişkiler, Beymen’in seçkin vizyonunu her zaman bir adım öteye taşıdı. TimeVallée, bu vizyonun doğal bir uzantısı. Lüksü daha kapsayıcı, daha etkileşimli ve deneyim odaklı hale getiren bir anlayışın güçlü bir örneği olduğunu düşünüyoruz.

TimeVallée’yi saat tutkunlarının çoğu biliyor. Bilmeyenler için siz bu deneyimi nasıl anlatırdınız? Türkiye’deki saat tutkunlarının bu deneyime yaklaşımı sizce nasıl olacak?
TimeVallée, yüksek saatçiliğin zarafetini, mirasını ve yeniliğini bir araya getiren bir keşif alanı. Burada ziyaretçiler, markaların hikâyelerine dokunabiliyor, zanaatın inceliklerini hissedebiliyor. Türkiye’deki saat tutkunlarının bu deneyime büyük bir ilgi göstereceğine inanıyoruz; çünkü burada onları bekleyen şey sadece bir alışveriş değil, lüksün insana dokunan yönünü yaşamak. Ayrıca TimeVallée’nin Türkiye’deki tek lokasyonunun Beymen’de olması, bu deneyimi daha da özel kılıyor, bu nedenle ülkemizde hızla yeni bir cazibe merkezi haline geleceğini düşünüyoruz.
Türkiye’de yüksek saatçiliğin gelişimini siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Beymen’in stratejisinde yüksek saatçilik nasıl bir yer tutuyor?
Türkiye, yüksek saatçiliğe olan ilginin giderek arttığı bir ülke. Zanaata, kaliteye ve mirasa değer veren bir kitleye sahibiz. Beymen olarak biz de bu alanda her zaman öncü bir rol üstlendik; en prestijli markaları doğru atmosferde buluşturarak koleksiyonerler için güvenilir bir destinasyon yarattık. TimeVallée ile bu alandaki liderliğimizi yeni bir boyuta taşıyoruz.

TimeVallée mağazaları dünyanın genelinde yüksek saatçiliğin miras kavramı ile çağdaş lüksü harmanlanıyor. Beymen Zorlu Center’daki butikte bu dengeyi nasıl kurdunuz?
TimeVallée butiği modern çizgilerle zamansız zarafetin buluştuğu bir tasarım anlayışına sahip. Mekânda hem markaların karakterini hem de Beymen’in estetik vizyonunu hissetmek mümkün. Doğal malzemeler, açık ve davetkâr bir atmosfer, sade ama güçlü bir tasarım diliyle birleşiyor. Burada amaç, her markanın hikâyesini kendi kimliğine sadık kalarak anlatabilmekti.
Mağaza içi atmosferde Beymen’e özgü dokunuşlardan bahseder misiniz?
Beymen olarak her projede misafirlerimize deneyim yaşayabilecekleri bir atmosfer sunmaya özen gösteriyoruz. TimeVallée’de de bu yaklaşımı sürdürdük. Mekânın zarafetiyle birlikte, servisin kişiselleştirilmiş detaylarında, seçilen materyallerde ve mekânın akışında Beymen’in imzasını görmek mümkün.
Siz kişisel olarak saatlerle nasıl bir bağ kuruyorsunuz? Bir saatte sizi en çok etkileyen unsur nedir? Tasarım mı, mekanizma mı, hikâyesi mi?
Benim için bir saat, zamanı ölçmenin ötesinde bir hikâye taşır. El işçiliği, tasarım dili ve teknik ustalık kadar, o saatin ruhu da beni etkiliyor. Bazen tek bir detay, bir form ya da bir kadran yapısı, size markanın onlarca yıllık mirasını hatırlatabiliyor.
Aynı zamanda bu biraz da hobi ve görsel zevk meselesi. Örneğin Panerai’ın deniz kuvvetlerinden gelen köklü geçmişi, o güçlü kasa ve dalış estetiği; denize ilgi duyan biriyseniz hemen bir bağ kurmanızı sağlıyor. Benzer şekilde IWC’nin mühendislik geleneği, havacılık kökeni ve keskin teknik yaklaşımı; mekanizmaya merak duyanların kalbine dokunuyor. Bu nedenle saat benim için hem kişisel bir ifade biçimi hem de kalıcılığın, tutkunun ve zevkin sembolü. Her saat, insanın kendi hikâyesine eklediği küçük ama anlamlı bir parça gibi.


Günümüzde saatler artık sadece zamanı göstermekten öte kişiliği, yaşam tarzını ifade eden bütünleyici bir aksesuar olarak görülüyor. Siz kendi tarzınızı hangi saatle tanımlardınız?
İşlevsel ve zamansız çizgilere sahip saatler beni daha çok yansıtıyor. Denize ve spora ilgi duyan biri olduğum için, bu yaşam tarzına eşlik edebilen güçlü ve karakterli saatlere de doğal bir yakınlığım var. Mesela Panerai’ın deniz kökenli DNA’sı veya IWC’nin mühendislik ve spor ruhuyla bütünleşen modelleri, hem estetik hem de teknik olarak beni çok etkiliyor. Bu yüzden iyi bir saatin, tıpkı iyi bir hikâye gibi, her baktığınızda sizi yeniden tanımladığına inanıyorum.
Adrien Genier: “Cenevre’de Saat, Kim Olduğunuzu Simgeler”