Saatolog.com.tr

Saatolog.com.tr Logo

Hem Leziz Hem Yenilikçi: Çok Acı Olmuş

22 Eylül 2025
Hem Leziz Hem Yenilikçi: Çok Acı Olmuş
“çokacıolmuş” adlı markanın kurucuları Ömer Çarıkcıoğlu ve Doruk İpekgil’le acı biber üretmenin püf noktalarını ve mutfağımıza katkılarını konuştuk…

Fotoğraflar: Batuhan Kıran

“çokacıolmuş,” önce sosyal medya profiliyle dikkatimi çekti, Instagram’daki fotoğraflarını şöyle bir karıştırınca, bir acı biber vahasına denk geldiğimi fark ettim. Takdir edersiniz, peşlerine düştüm… Hesabın sahipleri Ömer Çarıkcıoğlu, Doruk İpekgil adlı iki şahane genç insan. Ömer, Özyeğin Üniversitesi’nde Uluslararası İşletmecilik ve Ticaret okumuş, ardından Londra’da Regent’s Üniversitesi’nde yüksek lisans yapmış. Doruk ise Sabancı Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olmuş, üstüne de California Üniversitesi’nde Grafik Dizayn okumuş.

İkilinin yolları hayatla ve kariyerleriyle ilgili sorulara yanıt ararken kesişmiş. Acı biber sevgileri ise evlerinin arka bahçelerinde başlayan yolculuklarının ilham kaynağı olmuş. Acı biber konusunda epey zengin bir mutfak kültürüne sahip olan ülkemizde yeni lezzetlere ve damak tatlarına kapı açmak istiyorlar. Acı tuzları, her zaman tek cinsten ürettikleri biberleriyle sofralarımıza konuk olmaya geliyorlar…

Çokacıolmuş
Çokacıolmuş

Öncelikle sizi tanıyalım; dünyanın en acı biberlerini yetiştirme fikri nasıl doğdu?
Bu işe başlarken çevrenizden nasıl tepkiler aldınız?

Bizim yolumuz iki farklı motivasyonla kesişti: Ben akademik olarak yeni tarım teknikleri üzerine yüksek lisans tezini hazırlarken, Doruk daha çok hobi amaçlı bu tekniklerle birlikte iş fikirleri üretmeye çalışıyordu. “Bu yöntemlerle neler üretilebilir, Türkiye’de olmayan hangi ürünler yetiştirilebilir?” gibi sorular kafamızda canlanırken biberleri keşfettik. Başlangıçta bu biraz deneysel bir yolculuktu. Hem bilimsel merakla hem de tamamen bir boşluğu doldurma amacıyla başladık. Tabii işin içine bizim kişisel “acı sevgimiz” de girince iş hızla büyüdü. Türkiye’de acıyı seven çok geniş bir kitle var ve biz bu kitleye yeni, farklı ve daha önce hiç tatmadıkları aromaları tattırmak ve tanıtmak istiyoruz.

Çevremizden aldığımız tepkiler de bizim için çok değerli oldu. İlk denemelerimizde yakınlarımız adeta “gönüllü deneklerimiz” haline geldi. Kimi zaman şaşkınlıkla, kimi zaman gözlerinden yaş gelerek verdikleri tepkiler, bize bu işin ne kadar doğru bir yol olduğunu gösterdi. Açıkçası onların heyecanı ve destekleri bizi daha da motive etti. Bugün geldiğimiz noktada iş sadece biber yetiştirmek değil; kültür, lezzet ve tarımın birleştiği bir yolculuk haline dönüştü. Biz de bu yolculuğu çok seviyoruz. Ama aynı zamanda şunu da belirtmek isteriz ki hâlâ arka bahçemizde üretim yapan çok küçük bir işletmeyiz. Ürünlerimizi üretip hangi alana yol alacağımızı bulduk; 2026 Şubat’ında sera kurulumunu gerçekleştirerek işimizi bir sonraki aşamaya taşımayı hedefliyoruz. 

Çokacıolmuş
çokacıolmuş

“Bugün biberlere klasik müzik mi dinletsek acaba?” diye düşündüğümüz oluyor.

Dünyanın en acı biberlerini yetiştirmek için özel koşullar gerekiyor mu? Toprak, iklim ve bakım süreçlerini biraz anlatır mısınız?
Aslında özel bir sihirli formül yok; türler değiştikçe endemik özellikler farklılaşıyor ama temelinde biber yine biber. Tabii hâlâ bizim de tanımadığımız, keşfedemediğimiz çeşitler var, o yüzden çok büyük genelleme yapmak istemiyoruz. Ama şu ana kadarki deneyimlerimizde İstanbul’da aynı yerde yaklaşık 200 farklı biber çeşidini başarılı şekilde yetiştirebildik.
İşin sırrı gerçekten başında durmakta; her işte olduğu gibi biberler de sürekli ilgi istiyor. Hatta bazen sabah uyanıp “bugün biberlere klasik müzik mi dinletsek acaba?” diye düşündüğümüz oluyor.

Yetiştirme sürecinde en çok zorlandığınız konu ne oldu?
En büyük zorluk aslında zaman yönetimi oldu diyebiliriz. Çünkü ikimiz de başka işlerle uğraşıyoruz ve bu işe ne kadar tutkulu olsak da ona ayıracağımız vakti bulmak her zaman kolay olmuyor. Bir diğer zorluk ise hâlâ bizim de yeni tanıdığımız türler olması; bazı çeşitlerin verimliliğini ve sağlığını korumak gerçekten ayrı bir keşif süreci gerektiriyor. Ama işin güzelliği de burada: her gün yeni bir şey öğreniyoruz.

Çokacıolmuş
Çokacıolmuş
Çokacıolmuş
Çokacıolmuş
Acı, Türk Mutfağında Köklü Bir Yere Sahip

Acı biber Türk mutfağında güçlü bir yere sahip. Sizin biberleriniz bu kültürel mirasa nasıl ekleniyor?
Tadım yapanların ilk tepkileri nasıl oluyor?

Gerçekten, acı Türk mutfağında çok köklü bir yere sahip; Antep’ten Hatay’a kadar her bölgenin kendine has acı kültürü var. Bizim biberlerimiz bu mirası yok saymadan, üzerine yeni bir katman ekliyor aslında. Dünyanın dört bir yanından biber çeşitleriyle Türkiye’nin alıştığı acı algısını biraz zorluyoruz. Hem aromaları hem de Scoville değerleriyle farklı bir deneyim sunuyorlar.

Tadım yapanların tepkileri ise inanılmaz eğlenceli oluyor. Hatta yakında bununla ilgili bir videomuz çıkacak, izlemenizi tavsiye ederiz; biz çekerken çok eğlendik. İlk anda şaşkınlık, hemen ardından gözlerden gelen yaş ve genellikle “ben iyiyim” diye başlayan ama su ya da ayran arayışıyla biten bir süreç yaşanıyor.

Bunun yanında acının sadece yakıcılık değil, çok farklı aromatik tatlar da getirdiğini fark edenler bize, “ben daha önce hiç böyle bir tat almamıştım” diyor. İşte bu da bizim için en büyük motivasyon.

Acı biberin sadece lezzet değil, aynı zamanda sağlık açısından da faydaları var. Siz bu konuda neler söylemek istersiniz?
Önceliğimiz her zaman lezzet, aroma ve deneyim oldu. Tabii bilimsel olarak kapsaisin maddesinin metabolizmayı hızlandırdığı, mutluluk hormonu salgısını artırdığı ve bağışıklığa katkı sağladığı biliniyor. Ama biz bu işin bu tarafına değil, daha çok mutfaktaki yaratıcılığa ve insanlara yaşattığı farklı deneyime odaklanıyoruz.

Çokacıolmuş
Çokacıolmuş
Üç Ana Ürün Grubumuz Var

Bu biberlerle ürettiğiniz özel soslar, ürünler veya mutfak denemeleri var mı?
Şu anda üç ana ürün grubumuz var. İlki, neredeyse hiç muadili olmayan acı tuzumuz. Farklı çeşit biberlerimizin doğal kaya tuzuyla buluşması. İkincisi, pul biber; ama bizim pul biberlerimiz Türkiye’de alışılmıştan biraz farklı. Genelde piyasadaki pul biberler, çeşitli biberlerin karışımından yapılırken, bizde her şişenin içinde sadece tek bir biber türü bulunuyor. Son olarak da biberlerimizi taze olarak, küçük paketler halinde ve her biri farklı çeşitlerden farklı acı seviyelerinde olacak şekilde sunuyoruz.

Ed Currie İle Bir Araya Gelmek Büyük Hayal

Uluslararası mutfaklardan ilham aldığınız ya da birlikte çalışmayı düşündüğünüz şefler oldu mu?
İleride kesinlikle isteriz. Özellikle acı üzerine çalışan, yeni nesil ürünler geliştiren şeflerle tanışıp birlikte projeler yapmak bizi çok heyecanlandırır. Küçük bir not olarak; şu anda dünyanın en acı biberini geliştiren ve daha önceki birçok “rekor kıran” biberin de yaratıcısı olan Ed Currie gibi isimlerle bir araya gelmek de bizim için çok büyük bir hayal olur.

Girişiminizi diğer tarım projelerinden ayıran en önemli özellik nedir?

Bizim farkımız çeşitlilik ve şeffaflık. Türkiye’de çoğu tarım projesi birkaç ürünle sınırlıyken biz, aynı alanda yaklaşık 200 farklı acı biber çeşidini doğal ve organik yöntemlerle yetiştirdik ve her birini tekil karakteriyle insanlara sunuyoruz. Bu da hem mutfakta yeni kapılar açıyor hem de tüketiciye bambaşka bir deneyim yaşatıyor.

Çokacıolmuş
Çokacıolmuş
Çokacıolmuş
Çokacıolmuş
Türkiye’nin Acı Biber Kültürünü Dünyaya Taşımak En Büyük Hayalimiz

Yeni nesil girişimcilere tarım alanında ilham verecek hangi tavsiyeleri paylaşırsınız?
Yeni nesil girişimcilere en büyük tavsiyemiz sabırlı olmaları. Tarımda sonuçlar hemen gelmiyor; toprağa, iklime ve zamana güvenmeniz gerekiyor. Bir de gerçekten sevdiğiniz bir ürün seçmek çok önemli. Çünkü bu iş tutkuyla yapılmazsa yolda bırakabiliyor.

Bu projeyle ilgili gelecekteki en büyük hayaliniz nedir?

Gelecekteki en büyük hayalimiz Türkiye’nin acı biber kültürünü dünyaya taşımak. Ürettiğimiz biberlerin sadece “acı” değil, aynı zamanda bir hikâye ve kültür taşımasını istiyoruz. Bir gün İstanbul’dan çıkan bu yolculuğun, dünya sofralarında da yer bulması, bizim için en büyük motivasyon. 

Kazdağları’nda Doğayla İç İçe Bir Yaşam: İdamera

İstanbul’un En İyi Street Food Mekanları

En İyi Kore Mutfağı Nerede Yenir?