Saatolog.com.tr

Saatolog.com.tr Logo

Kazdağları’nda Doğayla İç İçe Bir Yaşam: İdamera

17 Eylül 2025
Kazdağları’nda Doğayla İç İçe Bir Yaşam: İdamera
Gudrun Wagner ve Ferit Uzunoğlu’nun kurduğu İdamera, yalnızca bir çiftlik değil; insan, hayvan ve doğanın barış içinde buluştuğu bir yaşam felsefesi. 

Kazdağları’nın eteklerinde, doğanın döngüsüne saygıyla kurulan bir çiftlik var: İdamera. Adını arkasındaki dağdan ve hayvanların özgürce otladığı meradan alan bu yer, hem köklere bağlı hem de yeniliklere açık bir yaşam biçimini temsil ediyor.

Avusturya’dan gelen Gudrun ve Edremitli Ferit, farklı kültürlerden beslenerek doğayla uyumlu bir üretim modeli geliştirmişler. Peynirden zeytine, turşudan ekmeğe uzanan ürünleri yalnızca sofralara değil, aynı zamanda bir felsefeye de hizmet ediyor. Onlarla hem çiftlik yaşamını, hem hayallerini hem de İdamera’nın ruhunu konuştuk.

Kazdağları’nda Doğayla İç İçe Bir Yaşam: İdamera
Kazdağları’nda Doğayla İç İçe Bir Yaşam: İdamera

İdamera ismi nereden geliyor? Çiftliğin adını koyarken nasıl bir hikâye ya da anlam vardı?

“İda”, Kazdağları demek; arkamızdaki dağın adı. “Mera” ise hayvanların otladığı, yayıldığı alan. Bir isim bulmak çok uzun sürdü. Arkadaşlarımız ve ailemizle beyin fırtınası yaptık. Acaba antik bir ad mı olsun, çünkü bölgede mitolojik yerlere çok yakınız… Adında “çiftlik” geçsin mi, geçmesin mi diye düşündük. Sonunda “çiftlik” olmasın dedik, çünkü büyük işletmeler bu kelimeyi çok kullanıyor. İda için de çok düşündük; bölgede herkes değişik mesleklerde kullanıyor ama biz çok sevdik. Neticede burada yaşıyoruz. “Mera” da bizim için çok önemliydi; hayvanlarımız özgürce gezinsin, otlasın istedik.

Kazdağları’na yerleşme kararı nasıl gelişti? Burada sizi çeken neydi?

Gudrun: Ferit’in babası Edremitli. Kendisi de Edremit’te doğdu ve büyüdü. Aileden ev, tarla ve zeytinlik buradaydı. Elimizde böyle bir imkân olduğu için çok fazla düşünmedik. Benim ilk gelişim ise bir zeytin hasadı içindi. Bir zeytin hasadını ve zeytinyağı üretimini görmek istedim. Hep tüketiyorduk (Avusturya’da daha çok salata için), ama üretimin arkasında neler olduğunu bilmiyordum. Çok merak etmiştim.

Çiftliği kurarken ilk hayaliniz neydi? Bugün geldiğiniz nokta o hayalle ne kadar örtüşüyor?

İlk hayalimiz, koyun sütünden Avrupa tarzı peynirler üretmek ve bunları doğrudan yerelde satmaktı. Koyun ırkı yerel olacaktı ve sadece merada, zeytinliklerde beslenecekti. Bugün ise ineklerimiz var. Çünkü inekler daha uzun süre süt veriyor; 10 ay, koyunlar sadece 5 ay… Böylece sürekli peynir üretebiliyor ve sunabiliyoruz. İnekleri zeytinlikte tutmak zor, ağaçlara zarar verebiliyorlar. Ama yemleri sadece çayır otu, yonca ve saman.

Kazdağları’nda Doğayla İç İçe Bir Yaşam: İdamera
Kazdağları’nda Doğayla İç İçe Bir Yaşam: İdamera

Biriniz Edremit doğumlu, biriniz Avusturya’dan. İki farklı kültürün birleşimi çiftliğin ruhunu nasıl etkiliyor?

Bir taraftan planlama, organizasyon ve disiplin geliyor; diğer taraftan keyfi işe entegre etmek. Mesela sağım yaparken kahve içiyor, sohbet edebiliyoruz. Böyle bir ortam kurduk. Çünkü gençler genelde süt hayvancılığı yapmak istemiyor, sağımı yorucu buluyor. Biz ise işi keyifli hale getirdik.

Çiftlik döngüsünü anlatıyorsunuz: zeytin yaprağı, hayvan, gübre, zeytin. Bu doğal döngüyü kurmak ve sürdürmek nasıl bir deneyim?

Bu sadece bir örnek. Döngüsel tarım, organik tarımın temel prensibi. Önce kaç dönümün olduğunuza bakıyorsunuz. Ona göre hayvan sayısını belirliyorsunuz. Çünkü inek dışkısını tarlaya dağıtıyorsunuz, oraya yem bitkisi ekiyorsunuz ya da mera olarak kullanıyorsunuz. Bu şekilde değerli gübre döngüde kalıyor, atık olmuyor.

Kazdağları’nda Doğayla İç İçe Bir Yaşam: İdamera
Kazdağları’nda Doğayla İç İçe Bir Yaşam: İdamera

Günlük hayatınızda bir gününüz nasıl geçiyor? Sabah uyandığınızda ilk işten gecenin sonuna kadar bize küçük bir akış yapar mısınız?

Bir yaz günü örneği: Sabah 6’da kalkıyoruz. Ferit dama gidip inekleri besliyor, sağıyor. Peynir günlerinde süt kazana dökülüyor. Gudrun bahçeye gidiyor; ev ve mutfak için hasat yapıyor, ot yoluyor, gübre dağıtıyor, malç koyuyor. Ardından gönüllülerle birlikte sadece kendi ürünlerimizle (peynir, sebze, pesto, zeytin, ekmek, marmelat) kahvaltı ediyoruz. Gün planlanıyor. Gün içinde peynir üretimi, baharat harmanları, paketleme, turşu ve sos yapımı, sera işleri oluyor. Öğlen yine kendi ürünlerimizden yemek yapıyoruz, ardından siesta. Akşamüstü işler tekrar bahçede devam ediyor. Ferit sulamalarla ilgileniyor. Gün içinde müşteri de gelebiliyor, bazen dükkânda satış, bazen çiftlik turu yapıyoruz. Haftalık planda başka bostanlara danışmanlık için gidiyoruz.

Çiftlikte ürettiğiniz peynirler, yoğurtlar, zeytin ürünleri… Ürünlerinizin en özel yanı sizce nedir?

Biz her şeyi baştan sona görmek istiyoruz: ottan peynire, tohumdan turşuya. Bu üretim bütünlüğü bize büyük keyif veriyor. Ürünler doğrudan müşteriye ulaşıyor. Etik ve doğa dostu bir şekilde üretiyoruz.

Kazdağları’nda Doğayla İç İçe Bir Yaşam: İdamera
Kazdağları’nda Doğayla İç İçe Bir Yaşam: İdamera

Ziyaretçiler için küçük bir dükkânınız ve kamp imkânlarınız var. Misafirlerinizle bağ kurmak size nasıl hissettiriyor?

Bizim için çok önemli. Doğrudan satış, organik tarımın temel prensiplerinden biri. Çünkü çiftçiyi bağımsız kılıyor, tüketiciyle bağ kurmayı sağlıyor. Biz de tükettiğimiz ürünlerde kim üretti, nasıl üretti bilmek istiyoruz. Müşteriler ürünleri görüp deneyebiliyor, biz de onlara tüm süreci anlatıyoruz. Sohbetlerle karşılıklı öğrenme oluyor.

Çiftlik yaşamı romantik görünse de emek yoğun. En çok zorlandığınız anlar neler oluyor?

İşimizi çok seviyoruz ama bazen kendimize “duralım, başka şeyler de yapalım” diyoruz. Film izlemek, yürüyüş yapmak gibi.

Kazdağları’nda Doğayla İç İçe Bir Yaşam: İdamera
Kazdağları’nda Doğayla İç İçe Bir Yaşam: İdamera

Buna karşılık, “iyi ki yapıyoruz” dedirten en keyifli anlar hangileri?

Gudrun: Sabah erken kalkıp dışarıda olmak. Doğanın atmosferi; renkler, sesler, sakinlik… Toprağa ve bitkilere dokunmak bana çok iyi geliyor.

Ferit: Sabah damda hayvanların sesiyle uyanmak, sağım hazırlığında ineklerle temas etmek beni dinginleştiriyor. Onların temposu bana da yansıyor.  İş gücümüz bizi sınırlıyor, işletme büyüklüğünü belirleyen faktör, ama kontrol bizde. Bu da işletmeyi yönetilebilir kılıyor.

Ürünlerinizi alan insanlar için “bizden değil doğrudan doğadan geliyor” diyorsunuz. Doğallık sizin için nasıl tanımlanıyor?

Doğal ve etik. Anneye bağlı buzağı yetiştirme yapıyoruz. Pestisit kullanmıyoruz. Ama bu kavramların içi çok boşaltıldığı için çiftliğimizin kapısı hep açık. Burada her şey şeffaf.

Gudrun, Avrupa’da farklı çiftliklerde staj yapmışsınız. Oradaki deneyimlerinizden İdamera’ya taşıdığınız en önemli şey ne oldu?

Fransa’da keçi çiftliğinde basit yaşam ve mantıklı peynir üretimi beni etkiledi. Norveç ve Almanya’da sabah çemberi vardı; işlerin planlı ilerlemesi çok değerliydi. İtalya’da az inekle çok ürün üretimi gördüm. Büyük olmadan da sürdürülebilir olunabiliyor.

Kazdağları’nda Doğayla İç İçe Bir Yaşam: İdamera
Kazdağları’nda Doğayla İç İçe Bir Yaşam: İdamera

Ferit, sizin ziraat eğitiminiz ve çocukluğunuzun Edremit’te geçmesi… Geçmişiniz bugünkü çiftlik vizyonunuza nasıl yön verdi?

Edremit’te büyüyüp sonra Viyana’da okumak bir kültür şokuydu. Orada küçük üretim ve katma değerle para kazanmayı öğrendim. Teknik gezilerden çok şey öğrendim. Çocukluğumun Edremit’te geçmesi, yerel ağı kurmamda faydalı oldu. Üniversiteden dönünce coğrafyamızın değerini anladım. Çocukluktan gelen saha birikimi, Avusturya’daki iş ciddiyeti, bizdeki pratiklik birleşince İdamera şekillendi.

Çiftliğe gelen insanlar ürünlerden çok sizinle sohbetten, atmosferden bahsediyor. Sizce İdamera’nın ruhu nedir?

Biz bu işi severek yapıyoruz. Personelimiz yok, her adımı biz biliyoruz. Şeffafız, üretim şeklini anlatıyoruz. İnsanları gıda üzerine bilinçlendirmek istiyoruz. Almanca’da gıda “Lebensmittel” demek yani “hayat için madde”. Bu bizim için çok önemli.

Kazdağları’nda Doğayla İç İçe Bir Yaşam: İdamera
Kazdağları’nda Doğayla İç İçe Bir Yaşam: İdamera

Çiftlik işinde birlikte çalışmak aynı zamanda bir aile hayatı kurmak demek. İş ve özel hayatı nasıl dengeliyorsunuz?

Bazen zor. Kızımız Lara (5 yaşında) her işe katılıyor. Dama gidip süt içiyor, sağımda yardım ediyor, bahçede hasat yapıyor. İstediğinde, baskı olmadan. Biz birlikte çalışıyoruz. Ama iş hiç bitmiyor. En büyük avantajımız, birbirimizin yerine geçebilmemiz. İkimiz de her işi yapabiliyoruz.

Sizce doğayla uyumlu üretim sadece bir üretim modeli mi, yoksa yaşam biçimi mi?

Bizim için bu bir yaşam biçimi. Bütünü görmek gerekiyor. Bu sadece iş değil; bir hayat tarzı. Gereksiz tüketimden ancak bu şekilde korunabiliriz.

Gelecekte çiftlik için planladığınız yeni projeler var mı? Yeni ürünler, atölyeler ya da etkinlikler düşünüyor musunuz?

Evet, çok var. Bitki kurutma alanı ve depolar yapıyoruz. Mavi küflü peynir ve tereyağı üretmek istiyoruz. Güneş paneli, elektrikli araçla ürün dağıtımı, damı büyütmek… Ayrıca bilgi paylaşımı için etkinlikler planlıyoruz.

Kazdağları’nda Doğayla İç İçe Bir Yaşam: İdamera
Kazdağları’nda Doğayla İç İçe Bir Yaşam: İdamera
Kazdağları’nda Doğayla İç İçe Bir Yaşam: İdamera
Kazdağları’nda Doğayla İç İçe Bir Yaşam: İdamera

Sizi ziyaret eden şehir insanları için doğayla temas çoğu zaman unutulmuş bir deneyim. Onlarda gözlemlediğiniz en çarpıcı dönüşüm ne oluyor?

Özellikle gönüllülerde görüyoruz. Başta koyundan, böcekten korkuyorlar. Birkaç gün sonra damdaki işleri tek başlarına yapabiliyorlar. Yemek konusunda da şehirde her köşede yemek var, kırsalda ise kendi ürünlerini üretip değerlendirmek gerekiyor. Bir şey üretmek çok keyifli ve basit. Mesela kendi üzümlerimizden üzüm suyu yaptık.

Bir gününüzü gözlemleyen biri için “İdamera’nın felsefesi” nasıl özetlenebilir?

İnsan, hayvan ve doğa ile barışık; iyi ve sağlıklı ürünler elde etmek.

Son olarak, bu yola çıkmayı hayal edenlere, şehirden kırsala geçmek isteyenlere ne tavsiye edersiniz?

Kırsala gelmek isteyenlerin illa çiftçi olması gerekmiyor. Mesleğine devam edip hobi bahçesi yapabilirler. Ama çiftlik kurmak istiyorlarsa sürekli orada olmalılar. Çiftlik bir organizma gibi, bir günde kurulmaz. Yerel ağların oturması, bölgeyi tanımak ve saygınlık kazanmak yıllar alır. Hayvan ve bitkiler sizi bağlıyor. Ama biz bunu dezavantaj görmüyoruz; severek yaptığımız için bize güç veriyor.

Fotoğraflar: Esra Kent

Adanın Özeti: Maya Bozcaada

Can Ortabaş ile Urla’nın Şarap ve Doğa Yolculuğu

Aslı Aksoy: “Kuşkonmaz En Büyük Motivasyonum”