Mine Ekinci ile Köy Okullarını Değiştirmek Üzerine

Mine Ekinci ile Köy Okullarını Değiştirmek Üzerine

Köy Okulları Değişim Ağı (KODA)’nın kurucusu ve şu an eş direktörlerinden Mine Ekinci ile köyde daha iyi eğitim için yola çıkan KODA’yı konuştuk.
Mine Ekinci
Fotoğraflar: Serkan Eldeleklioğlu

KODA’ya gelmeden önce kendi hikâyenizden bahsedebilir misiniz? Köy okullarıyla yolunuz nasıl kesişti?

Aslen Yalovalıyım, Marmara Depremi’nden sonra evimiz orta hasarlı çıkınca babaannemin Yalova’daki köyüne taşındık. O zamandan beri kendi ailem de köyde yaşıyor. Bu yüzden çocukluktan beri köyle bir bağım var, fakat hiç köy okullarında okumadım. Robert Koleji’ni kazandıktan sonra İstanbul’a geldim. Oldum olası toplumsal hayata dair bir şeyler yapmak istediğim için liseye başladığım yıllardan beri sivil toplum kuruluşlarının içindeyim. Boğaziçi Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler okudum. Üniversite yıllarında kaydımı dondurup Fransa’ya gittim, burada bir sene kadar engellilere yönelik bir eğitim merkezinde çalıştım. Boğaziçi’ne döndükten sonra da özel dersler verdim, eğitime ilgim biraz bu özel ders sürecinden geliyor. Bu yıllarda İstanbul’da bazı okullarla yolum kesişti. Bu okullarla yaptığım çalışmalar, aklıma köy okullarını getirdi. Doğa içinde, ailelere yakın ve öğretmenlerin daha çok inisiyatif alabildiği köy okullarında neler yapabiliriz diye düşündüm. İlk olarak kendi köyümde, daha sonra farklı köylerin okullarıyla görüştüm. Bu görüşmeleri yaparken bir yandan eğitimim de devam ediyordu, Harvard Üniversitesi’nde eğitim politikaları üzerine yüksek lisans yaptım. Yüksek lisans yaparken aldığım bir sosyal girişimcilik dersi için de Köy Öğretmenlerine Destek projesi yazdım, KODA’nın ilk projesi sayılır. Türkiye’ye döndükten yaklaşık altı ay sonra da 2016’da KODA’yı kurduk. Sonrası KODA’nın hikâyesi.

Köydeki çocukların daha iyi eğitim alması için çalışan bir dernek KODA. Dernek faaliyetleriniz neler?

Yardım işleri yapan bir dernek değiliz, daha sistemsel bir çözüm peşindeyiz. Köy öğretmenlerini ve köylerdeki aileleri destekliyoruz. Farklı çözümler üretmeyi, eğitim politikalarını ve kurumları dönüştürmeye çalışıyoruz. Öğretmen görüşmelerimiz oluyor, ayda bir defa katılmak isteyen köy öğretmenleri bir araya gelerek paylaşımda bulunuyor. Hem sorunlarını birbirleriyle paylaşıyor hem de ihtiyaç duydukları konularda KODA’dan mentorluk desteği alabiliyorlar. Öğretmenlerin motivasyonunu artıran, kişisel ve mesleki gelişimlerini destekleyen bir süreç oluyor. Bunun dışında eğitim fakülteleriyle de çalışıyoruz. İlk zamanlarda meslekteki öğretmenlerle, öğretmen topluluklarıyla başladık fakat sonra fark ettik ki, öğretmenlerin atanmadan önce de bu dünyayı görmeye ihtiyaçları var. Fakültedeki öğretmen adayları için “İlk Adım” isimli bir ders oluşturduk. Bu ders kapsamında bir dönem boyunca köy okullarına dair teorik bilgiler ediniyorlar. Ayrıca uygulama yapmalarını sağlamak için öğrencileri köy okullarına da götürüyoruz. Bunun dışında, yeni atanan öğretmenleri, deneyimli öğretmenlerle buluşturup uzaktan mentorluk yapmalarını da sağlıyoruz. Topluluklar oluşturmak, mentorluk vermek, eğitim fakültesi öğrencilerinin ihtiyaçlarına yönelik destek vermek temel projelerimizden.

Mine Ekinci

Ailelerle de temasa geçiyor musunuz?

Evet, aile eğitimleri de yapıyoruz. Kimi zaman çevrim içi kimi zaman da telekonferanslar yoluyla ailelerle bir araya geliyoruz. Çocuk gelişimi, beslenme, hijyen, pozitif disiplin gibi konulara değiniyoruz. Öte yandan araştırma-saha yanımız da var. Bu ayağı da Orhaneli’deki eğitim ve ar-ge merkezimizde götürüyoruz. Köy okullarının sorunlarına çözümler geliştirip pilot uygulamalarını burada yapıyoruz. Amacımız bulduğumuz çözümleri bütün Türkiye’de yaygınlaştırarak uygulanabilir hale getirmek.

KODA’ya nasıl destek verebiliriz?

İnternet sitemiz kodegisim.org üzerinden gönüllülük başvurusu yapabilirsiniz. Sahada ya da ailelerle iletişime geçmek gibi çeşitli görevlerde gönüllü olarak yer almak mümkün. Bir diğer yolu ise bağış yapmak. KODA’nın arkasında bir holding ya da grup olmadığı için düzenli bağışçılarımız bizim için çok önemli.

Köy okullarına gidiyor, insanların hayatına dokunuyorsunuz. Duygusal olarak nasıl hissettiriyor size?

Çok uzun süredir içindeyim. Bu yüzden yaptığım işle, hayatım ve değerlerim iç içe halde. Aynı misyon için emek veren insanlarla bir arada çalışmak çok besleyici. Yaptıklarımızın sonucunu görebiliyor olmak çok güzel bir his.

Bize köy okullarından hiç unutamadığınız bir anınızdan bahsedebilir misiniz?

İlk kurduğumuz öğretmen topluluğundan bir öğretmen arkadaşımızın çalıştığı okula ziyarete gitmiştim. Ders bittikten sonra öğrenciler çıkarken bir sıra oluşturup teker teker öğretmenlerine sarıldılar. Fakat oluşturdukları sıra bir döngü halinde devam etti ve tekrar tekrar öğretmenlerine sarıldılar, haliyle kimse çıkamadı. O gün sınıftan çıkmamız neredeyse bir saati buldu. Öğretmenin okulda oluşturduğu alanın çocuklar için ne kadar değerli olduğunu ve bir türlü ayrılmak istemediklerini gördüm. Özellikle zor koşullar altında büyüyen çocuklar için okul, eğitimin ötesinde çok şey ifade edebiliyor.

Mine Ekinci
Adıyaman’daki köy okulundan bir kare

Bugün kırsalda ve köylerdeki eğitim durumunu nasıl buluyorsunuz?

Eğitimde eşitsizlik tüm dünya için büyük bir problem, en temel problemler arasında hatta. Türkiye de benzer sorunları yaşıyor. Şehirden uzak kesimler için her şey daha zor. Akademik araştırmalar da gelir düzeyleri eşit olsa dahi kırsalda yaşayan kesimin eğitim olanaklarının şehirdekilere göre daha düşük olduğunu gösteriyor. Sorun çok çetrefilli ve sihirli bir değnekle çözülebilecek gibi değil. İşin öğretmen boyutu var, birleştirilmiş sınıfların müfredat sorunu var, köylerin alt yapı sorunu var… Yine de şunu söylemek isterim; kırsaldaki okullarda çok iyi öğretmenler tarafından verilen eğitim, son teknoloji sınıfları ve parlak koridorları olan şehir okullarından daha iyi olabiliyor. Bir çocuğun ihtiyacı olan şey, öğretmen ve doğa.

Hem köy öğretmenlerinin hem de öğrencilerin hayatına dokunarak bugünün ilham veren kadınlarındansınız. Peki, bu yolculukta size kim ilham veriyor?

Bir ilham kaynağım ya da rol modelim yok. Fakat yazmak çok iyi gelir bana, eğer bir duygu fazla geliyorsa hemen kâğıda dökmek isterim. Yazdıkça sorunlar daha ufalıyor ve kontrol edilebilir hale geliyor bence. Ve KODA’dan öğrendiklerim de var, en önemlisi yolda olmak. Elbette ki sorunlar oluyor, fakat yolda kaldığınızda ilerleyebiliyorsunuz. Sahada olmak ve ekip arkadaşlarımla birlikte çalışmak da motivasyonumu arttırır.

Mine Ekinci

Köy okulları denildiğinde aklıma ilk olarak kütüphaneler gelir. Röportajı bitirmeden şunu sormak istiyorum; bir köy okulunun kütüphanesinde hangi yazarlar muhakkak olsun istersiniz?

Küçük Prens ilk aklıma gelen kitap; hem çok ilham verici hem de her yaş grubuna hitap ediyor. Çocuklara farklı dünyaları gösterebilecek çeşitlilik olması bence çok önemli. Farklı dünyaları, kültürleri ve ülkeleri gösteren kitapların köy okullarının kütüphanelerinde olmasını isterim. Kimi çocuklar şehir merkezine bile zor ulaşıyorlar, o yüzden vizyonlarını açmak önemli. Bütün köy okullarında, çocuklara hayatın farklı yüzlerini gösterecek kitaplarla dolu kütüphaneler olsun isterim.

Total
0
Paylaşımlar
İlginizi Çekebilir