Culinary Forum’un kurucusu Şef Murat Aslan, iyi şefliğin artık yalnızca tabağa değil; vizyona, yönetime ve ortak bir gastronomi ekosistemi kurma bilincine dayandığını anlatıyor.

Türkiye’nin gastronomi alanındaki en kapsamlı buluşmalarından biri olan Culinary Forum, bu yıl dördüncü kez sektör profesyonellerini ve geleceğin şeflerini aynı platformda buluşturdu. “Xchange–Değişim” temasıyla Antalya’daki Nirvana Cosmopolitan Hotel’de gerçekleştirilen forum; Türkiye’nin 57 şehrindeki 100’ün üzerinde üniversiteden gelen binlerce gastronomi ve aşçılık öğrencisini şefler, sektör temsilcileri ve akademisyenlerle bir araya getirdi. Bugüne kadar 17 bin genç şefe ulaşan platformun çıkış noktasını, Türkiye’nin 80 milyar euroluk gastronomi ligi hedefini ve genç şeflerin bu yolculuktaki rolünü Culinary Forum’un kurucusu şef Murat Aslan’la konuştuk…

murataslan 2mb 1 1

Aşçılık yolculuğunuz nasıl başladı?
Benim hikayem 11 yaşında Mengen’de başladı. Türkiye’nin ilk aşçılık okulunda, uzun soluklu bir eğitim aldım; bir yıl hazırlık, üç yıl ortaokul, üç yıl lise olmak üzere tam yedi yıl boyunca aşçılık üzerine teorik ve pratik olarak yoğun bir eğitim gördüm. Bu sadece mesleki bir hazırlık değildi; bir düşünce sistemi, disiplin ve estetik anlayışının şekillendiği bir süreçti. Sadece teknik değil, aynı zamanda kültürel bir kodlama da yaşadım, mutfağın sosyolojisini, ekip dinamiklerini ve ürünle ilişkiyi öğrendim. Bu, bugün baktığımda en derin referanslardan biri.

Kariyerinizde kırılma noktası olarak hatırladığınız bir an var mı peki?
Uzun süre mutfakta teknik olarak en iyisini yapmaya odaklandım. Tabak güzel mi, dengeli mi, sunum güçlü mü… Ama bir noktada şunu sorgulamaya başladım: Bu yemek gerçekten ne anlatıyor? Lezzet ile sunum arasındaki ilişkinin aslında bir estetik tercih değil, bir duruş meselesi olduğunu fark ettiğim an, benim için dönüm noktasıydı. Bir yemeğin sadece göze değil, hafızaya da hitap etmesi gerektiğini anladım. İnsan bir lokma aldığında çocukluğunu, bir şehrin kokusunu ya da bir anısını hatırlayabiliyorsa, o yemek gerçek anlamda değer kazanıyor. O günden sonra, tabağa sadece teknik olarak değil, anlam üzerinden bakmaya başladım. Lezzet, sadelik ve doğallık benim için birer teknik unsur olmaktan çıktı; mutfaktaki bakış açımın temel prensipleri haline geldi.

“Mutfak romantik bir alan gibi görünür ama aslında çok disiplinli ve serttir”