Bora Bozankaya için mutfak; köklerden gelen bir ilham, doğadan alınan bir nefes ve sade bir tabakta anlatılan hikâye.

Bazı insanlar hayata düz bir yoldan yürümez. Onların yolları, kimi zaman ormana, kimi zaman bir sofraya, kimi zamansa bir sahnenin arkasına sapar. Bora Bozankaya da işte o insanlardan biri. Üniversitede biyoloji okurken, sahne arkasında organizasyonlar yürütürken, doğada yürürken ya da çocukluk sofralarında müziği dinlerken — hep aynı sorunun peşindeydi: “Ne, gerçekten ruhla yapılırsa anlamlı olur?”

Bugün bu sorunun cevabını, bir burgerin içine sığdırdığı özende, bir mekanın ruhunu kurarken kullandığı detaylarda ve en çok da tabakta bıraktığı samimiyette bulmak mümkün. Bozankaya’nın yolculuğu, sadece bir şefin değil; bir anlatıcının, bir düş kurucunun ve belki de biraz da çocukluğunun peşindeki bir adamın hikâyesi.

bora bozankaya 02 edited
Şef Bora Bozankaya

Yemek yapmayı mesleğe dönüştürme fikri ne zaman aklına düştü? Üniversitede biyoloji okuyup sonra mutfağa geçmek alışıldık bir yol değil. Bu yön değişikliğinin ardında ne vardı?

Biyoloji okumak sadece tuttuğu içindi ve bilinçli yapmış olduğum bir seçim değildi. Tabi ki hayatıma etkileri yadsınamaz . Ama okurken aynı zamanda bir sürü etkinlikler vs yapıyor ve köklerinden yani babam Necip Bozankaya’dan gelen o yeme içme ve sanat hayatına dair miras hep beni insanlar ve sofralara çekiyordu. Aslında yemek hep vardı hayatımda ama bir mesleğe dönüşmesi biraz zaman aldı. İnsanı, doğayı ve dönüşümü anlamaya çalışırken, aslında tüm bu döngünün en güzel halini tabakta buldum diyebilirim.

Organizasyon işlerinden mutfağa geçmek kolay oldu mu? Yıllarca sahne arkası işler yapmış biri olarak, mutfağa adım atarken neler seni zorladı ya da heyecanlandırdı?

Zor oldu, ama heyecanlıydı. Sahne arkasında öğrendiğim planlama, ekip yönetimi ve kriz anlarında soğukkanlı kalma becerisi, mutfakta da birebir işe yaradı. Ama tabii bıçakla tanışmak, fiziksel tempo, yeni bir dil öğrenmek gibiydi. Yeniden çırak olmak güzeldi.

bora bozankaya 09 1 edited 1