Tekirdağ’da Bir Şarap Şatosunun Tutkuyla Yolculuğu

Mühendis Nazan-Necdet Uzun’un bağcılıkta tarihi öneme sahip Tekirdağ’ın kadim topraklarında şato şarapçılığı yapmak üzere kurdukları butik şaraphane, tutkunun hayallere giden yoldaki en etkili güç olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

En son ne zaman sıradan olana sırtınızı dönüp sizi her şeyden önce ruhen değiştirip dönüştürecek bir tatile çıkmayı hayal ettiniz? Şarabın derinlikli dünyasına merak duyanlar için, doğanın tam kalbinde yer alan bir bağ evinde geçirilecek zaman kadar transformatif başka bir şey yoktur… Gün boyu doğa yürüyüşleri, kokular, tatlar ve tadımlar arasında hızla geçip giden zamana geceleri şöminenin etrafında anlatılan masallar eşlik eder. Zengin keşiflerle örülü böylesi bir kaçış arayışı içinde olanları bu sonbahar Tekirdağ’da, Tarihi Şarap Yolu üzerinde büyülü bir Fransız şatosu misali yükselen Uzun’ların butik şaraphanesine doğru yola koyulmaya davet ediyoruz. Sebeplerimize gelince…  

Bu butik şaraphane, âdeta bir masal diyarı… Ama bir o kadar da çağdaş ve gerçek… Çünkü sahipleri, uzun yıllar, teknik ve teknolojik donanımlarıyla topluma hizmet etmiş iki mühendis. Hayata dair engin bilgi birikimlerini şarap aşkıyla harmanladıkları bu kişisel projelerinde tekniğin payı azımsanamaz. Organik Tarım sertifikası alan butik şaraphanede kullanılan sürdürülebilir ve organik uygulamalar, bu geniş araziye iki değerli mühendisin elinin değdiğini gösteriyor. Ancak tabii bu nadide şaraplar için birer mühendislik mahsulü diyemeyiz. Değerini bilenler için hepsi sevgiyle harmanlanmış romantik birer Fransız…

Şaraphanenin kuruluş öyküsünü, hayata kazandırdığı şarapların dilini anlamak için mutlaka dinlemek gerek. Uzun’lar, yıllar boyunca şarapçılığın büyük bir turizm alanı olduğu ABD’de yaşamışlar. Şaraba duydukları tutku, Kaliforniya’ya taşındıktan sonra başlamış. Yaşadıkları Los Gatos dağları, bağlar ve şaraphanelerle çevrili bir bölgede yer aldığından, hafta sonları eşsiz şarap keşifleriyle geçmiş. Kaliforniya’nın bereketli topraklarında şarabı sevmekten öte, bir kültür olduğunu yaşayarak anlayan butik şaraphanenin kurucuları, Türkiye’ye döndükten sonra onlar için çok değerli olan bu duyguyu sevdikleriyle de paylaşabilmek düşüncesiyle bir bağ arayışına girmişler. Uzun süren araştırmalar sonucunda, hem yüksek turizm potansiyeli hem de verimli toprakları sebebiyle Tekirdağ’da karar kılmışlar. Şaraphanenin kurucuları, bağcılıkta iklimin birinci derecede önemli olduğunun altını çizerken toprağın iklimden sonra geldiğini hatırlatıyorlar. Bu bilgiyle yola çıktıklarını ve 2005 senesinde organik yöntemlerin uygulandığı bağlarını Tekirdağ’ın Çeşmeli Köyü’nde 146 dönümlük bir arazide kurduklarını anlatıyor, âdeta ilk günkü heyecanıyla…

Sürdürülebilir ve organik tekniklerin uygulandığı bağlar.

Aynı zamanda Türkiye’nin ilk Pinot Noir’ı olan ilk şarabın 2008 yılı hasadından elde edildiği bu butik şaraphanede doğayı korumak, her zaman en az kaliteli şaraplar üretmek kadar önemli olmuş. Güneş paneli ve iki rüzgâr gülünün baş köşeye kurulduğu bağlar bugün sürdürülebilir tarımın ülkemizdeki en önemli butik örneklerinden… Bu iki mühendisin, önemine ısrarla dikkat çektiği iklim özellikleri, bu bağları daha da ayrıcalıklı kılıyor. Nasıl mı? Örneğin güneye ve kuzeye bakan dağların aldıkları güneş ışını miktarı farklı. Toprak yapısı da bölge bölge değişiyor, tıpkı alınan rüzgâr miktarının gösterdiği değişiklik gibi… İşte tüm bu farklılıklar şaraba dönüşecek üzümün oluşumunda önemli rol oynuyor. Uzun’lar, mühendis gözüyle inceledikleri iklim hareketlerini tahlil ederek dikecekleri üzüm çeşitlerine ve sonrasında gösterecekleri bakım sürecine karar veriyor. Bağcılık, büyük emek ve dikkat isteyen bir iş… 2005’te kurulan bağların ilk şarabının tam üç yıl sonra elde edilmesi bundan. Gösterilen ilgi, zahmet ve sabırdan… Üzümü kendi haline bırakıp oldukça az müdahale ile üretim yapan bu bağlarda bugün Cabernet Sauvignon, Merlot, Syrah, Zinfandel ve Öküzgözü üzümleri yetiştiriliyor. Ayrıca Uzun’ların Kaliforniya’da yaşarken çok severek içtiği Pinot Noir’dan üretilen şaraplar da dikkat çekiyor.

Şaraba ve bağcılığa gönülden bağlı bu iki mühendisin, adlarını üzüm türlerinden alan köpekleri Syrah ve Merlot ile beraber yaşadıkları butik şaraphane, ülkemizde şato şarapçılığı yapan sayılı şaraphanelerden biri olarak ajandanızda mutlaka yer almalı. Sadece keyifli bir hafta sonu tatili geçirmek için değil… Yeni tatların dünyasına dalmak, an’ı yaşamak ve tutkunun hayallere giden yoldaki en etkili güç olduğunu bir kez daha hatırlamak için…