Gökhan Ergan Anlatıyor: Ormanlar Neden Yanıyor?

Uzman Biyolog Gökhan Ergan’la orman yangınları ve sonrası üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Yangın sonrası yanan alanlarda incelemeler yapan Ergan, araştırma sonuçlarını ve tecrübelerini bizlerle paylaştı.

Fotoğraflar: Gökhan Ergan

Öncelikle orman yangınlarının evveliyatını sormak istiyorum; aslına bakılırsa yangınlar sadece bu sene tecrübe ettiğimiz bir hadise değil. Bugüne kadar hemen her yaz çıkan orman yangınlarıyla Türkiye ortalama ne kadar ormanlık alanını kaybediyordu? Bunun ekosisteme etkisi nasıldı?

Türkiye yangına eğilimli Akdeniz ekosisteminin görüldüğü bir coğrafya ve bu özelliği nedeniyle orman yangını en sık rastlanan olaylardan. Ortalama olarak Türkiye’de yıllık 2.000’in üzerinde orman yangını gerçekleşmekte ve bu ortalama değer özellikle son 30 yılda yükselme eğilimindedir. 2019 yılında çıkan yangın sayısı 2.688 iken 2020 yılında bu sayı 3.399’a çıkmış. Bununla beraber orman yangınlarının sayısında önemli bir artış yaşanırken yanan alanların miktarında ciddi bir artış gözlemlemiyorduk, son birkaç yıla kadar. Ortalama yıllık yanan ormanlık alanlarımızın miktarı yaklaşık 9.000 hektar iken, 2019 yılında 11 bin hektar, 2020 yılında 21 bin hektar olduğunu biliyoruz ve son olarak 2021 yılında şu an için 180 bin hektar olduğu söyleniyor.

“Yangına eğilimli Akdeniz ekosistemlerindeki canlılar yangınları canlı atlatacak ya da yangından sonra yeni nesiller oluşturacak adaptasyonları olsa da, bu büyüklükteki yangınlar iklim değişikliği ile daha sık gerçekleşecek olması ile çok büyük tehlike barındırıyor.”

Yangınların ekosisteme etkisini anlamak için, yangın rejimine göre değerlendirmek gerekiyor. Yangının tipi, şiddeti, sıklığı ve alanın miktarı gibi parametreleri içeren yangın rejimi kavramını anlamak ve bir alanın yangın rejimine ait ölçeklerinden ne kadar saptığına göre değerlendirmekte fayda var. 2021 yılında yaşadığımız yangınlar bu zamana kadar karşılaştığımız yangınlardan çok daha büyük ve bazı noktalarda çok şiddetli gerçekleşmiş yangınlar. Bu denli büyük yangınlar, büyük habitat parçalarını etkiliyor ve bu alanlarda yaşayan bitki örtüsü ve yaban hayatı üzerinde çok büyük travmalara neden oluyor. Yangına eğilimli Akdeniz ekosistemlerindeki canlılar yangınları canlı atlatacak ya da yangından sonra yeni nesiller oluşturacak adaptasyonları olsa da, bu büyüklükteki yangınlar iklim değişikliği ile daha sık gerçekleşecek olması ile çok büyük tehlike barındırıyor.

“Önümüzdeki ilkbaharda birçok kızılçam tohumu çimlenmiş ve fideleri gelişmiş olacak. Akdeniz ekosistemindeki bitkiler yangına karşı adaptasyonları olduğu için, yanan alanlar çok hızlı bir şekilde toparlanacak.”

Tabii bu yaz hiç alışılmadık bir yangın boyutuyla karşılaştık. Hem yangınların çıkışı hem de hızla yayılması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yangınların çıkış sürecine dair gerek medyada gerekse de yeni medyada çok fazla kirli ve yanıltıcı bilgi yaygınlaştı. 2021 yılındaki yangınların çıkış sebeplerini, yapılacak incelemeler sonucunda nedenleri belirlenebilirse, hep beraber öğreneceğiz. Türkiye’de çıkan orman yangınlarının halihazırda yaklaşık yüzde 50’si sebebi belirsiz yangınlar ve sebebi belli olanların büyük çoğunluğu insan kaynaklı. Doğal alanlarda insan faaliyetlerinin sayısındaki ciddi artış ve iklim parametrelerindeki değişim temel sebepler arasında. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre Temmuz 2020 ile Haziran 2021 arasında hem Muğla hem de Antalya şiddetli kuraklığın yaşandığı alanlar olarak görülmekte. 2021 yangınları sonrasında ağustos ayında Marmaris’te yaptığımız ön incelemelerde, yereldeki gözlemcilerden 11 Mart 2021 tarihinden sonra Marmaris’e yağışın düşmediğini öğrendik. Bu denli kurumuş ve yanıcılığı yükselmiş bitki örtüsünü, sıcak hava dalgasının ve şiddetli rüzgârların olduğu bir dönemde yandığında, söndürmek çok zor bir süreç. Orman yangınlarıyla mücadelede afet yönetimiyle ilişkili teknik hususlar hakkında çok fazla bilgi paylaşıldı. Burada yangın ekolojisinin çalışma alanları kapsamında, kırsaldan kente göç, hayvan otlatmanın azalması, yaban hayatının azalması yanıcı madde birikimini artırırken, iklimsel olaylar ve ormancılık uygulamaları da bitki örtüsünün yanıcılığını daha da artmasına sebep oluyor. Bu denklemde, yanıcılığı artan ve daha da fazla biriken yanıcı maddelerin tutuştuktan sonra söndürülmesi çok zor bir iş halini alıyor.

Ekosistemin kendini yenilemesi çok hızlı gerçekleşmeye başlar. 15 Ağustos 2021’de Marmaris’te yanan alanları incelediğinizde, yangından iki hafta sonra Akdeniz çalılarının sürgün verdiğini tespit ettik.”

Ormanların kendini toparlaması, ekosistemin yenilenmesi ne derecede mümkün oluyor? Sonrası için atılması gereken adımlar nelerdir?

Ekosistemin kendini yenilemesi, çok hızlı gerçekleşmeye başlar. 15 Ağustos 2021’de Marmaris’te yanan alanları incelediğimizde, yangından iki hafta sonra Akdeniz çalılarının sürgün verdiğini tespit ettik. Önümüzdeki ilkbaharda birçok kızılçam tohumu çimlenmiş ve fideleri gelişmiş olacak. Akdeniz ekosistemindeki bitkiler yangına karşı adaptasyonları olduğu için, yanan alanlar çok hızlı bir şekilde toparlanacak. Bitkileri ilk yıl çok büyük bir çeşitlilikte yanan alanlarda görebiliyoruz, böcekler ve diğer hayvanlar bitkilerle beraber bu çeşitliliğe katkı sağlamakta. Burada esas farkında olmamız gereken şey, yangından sonra yıllar içerisinde bitki örtüsü ve onun içerisindeki yaban hayatı sürekli bir değişim içerisinde olduğunu ve her dönemin kendince çok önemli olduğunu bilmek. Yaşlı ağaçların olduğu yüksek ormanlar bizim için çok kıymetli olduğu gibi, bir iki metre boyundaki çalılarla kaplı makilikler de biyolojik çeşitlilik için çok kıymetli.

Yangın sonrası fidan dikimi de epey tartışıldı. Ağaç dikmek ve ekosistemi korumak arasında bir fark olduğunu sanıyorum; bundan sonraki süreç için bu ayrım hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu soruya cevap vermek için başka bir soruyu cevaplamak lazım. Amacımız ve ihtiyacımız nedir? Sadece tek bir türden oluşan bir bitki topluluğu oluşturmak istiyorsanız ve bu ağaçlardan odun üretmek en öncelikli hedefiniz ise fidan dikimi çok makul bir yöntemdir. Bu amacınız doğrultusunda vereceğiniz bir karardır. Biyolojik çeşitliliği korumayı ve iklim değişikliği ile mücadeleyi öncelik haline getirdiğiniz bir ormancılık politikanız varsa, o zaman yapacağınız uygulamalar farklılaşacaktır. Bu kez doğal yenilenme süreçlerine daha ağırlık vereceğimiz uygulamalar gündemimizde olacaktır. Doğal yenilenme uygulamaları sonucunda bazı boş kalan alanlarda yine fide dikme ihtiyacı ortaya çıkabilir. Ya da yerleşim yerleri, tarım arazileri gibi insan alanları ile doğal alanlar arasında tampon bölgelerde planlanmış fidan ekimleri yapılabilir. Burada esas süreç, hedefimizin ve yaklaşımımızın ne olduğudur.

“Kızılçam Anadolu’da milyonlarca yıldır var olan bir bitki türü ve yangınlara karşı özelleşmiş adaptasyonlara sahip.”

Orman yangınları sonrası için doğru bilinen yanlışlar nelerdir?

Yangınlar sonrası çok fazla spekülasyon yapıldı özellikle kızılçam üzerinden. Kızılçam Anadolu’da milyonlarca yıldır var olan bir bitki türü ve yangınlara karşı özelleşmiş adaptasyonlara sahip. Sonradan ekilmiş bir tür değildir mesela. Yine kızılçam kozalağı üzerinde ciddi bir kirli bilgi vardı. “Kozalak attı, bomba gibi patlıyor” gibi bir söylem, yangınların bu kadar yayılmasının esas sebebi olarak dillendirildi. Yangınların komşu alanlarda çıkmasının altında birçok ateşleyici sebep olabilir. Yangınlar sırasında hafif ağaç kabukları, ince dallar ve yapraklar, şiddetli rüzgârla uzun mesafeler taşınabiliyor. Bu yanan bitki parçaları düştükleri yerde yeni yangınlar çıkarabilir. Ağaçlandırmaya dair süreçlerde yine buna benzer bir örnek olabilir. Doğal alanları tarım arazisi gibi planlamak ve ona göre uygulama yapmak da dile getirilen yanlışlardan biri.

Bir yandan iklim krizine de gelmek istiyorum. İklim krizinin bir sonucu olarak önümüzdeki dönemlerde de bu minvalde yangınların çıkması bekleniyor mu? Yangınlar ile birlikte, iklim krizinin yakın gelecekteki etkileri hakkında ne düşünüyorsunuz?

İklim verileri üzerine yapılan modellemeler, Akdeniz Havzası’nın daha sıcak ve daha az yağış alan bir coğrafya olacağını bize göstermektedir. Özellikle Türkiye’nin Akdeniz bölgesinde kış yağışları daha fazla artmasına rağmen, yıllık toplam yağışın azalacağı ve bununla beraber yaz kuraklığının daha fazla ve daha uzun süreceği tahmin ediliyor. Bu süreçler ilerleyen yıllarda bizi daha fazla sayıda yangın ve daha büyük miktarda alanın yanacağı sonucuna götürüyor. Bu sebeple ormancılık politikalarımızı ve yangınlarla mücadele uygulamalarımızı iklim krizi gerçekliğinin üzerine kurmamız en acil yapmamız gerekenler arasında.

“Ağustosun sonunda yaptığımız incelemeler sonucunda 20’den fazla bitki türünün yangından sonra bir ay içerisinde sürgünler çıkardığını gözlediğimizde güçlü bir umutla doldum.”

Son olarak kişisel yanıyla ilgili de sormak istiyorum; yangınlar sonrası bölgeyi görme fırsatınız oldu mu? Çalıştığınız alan doğrultusunda doğaya yakın olduğunuzu sanıyorum, bölgeyi öyle görmek size ne hissettirdi?

Yangınlardan 10 gün sonra Marmaris ve Milas’taki yangın alanlarını ziyaret etme fırsatım oldu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıkları Koruma Genel Müdürlüğü’nün daveti üzerine Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırı içerisindeki yanan alanlarda ön inceleme yapma imkânım da oldu. Yanan bir alanı insan ilk gördüğünde çok üzülüyor, çok büyük bir yıkım. Böyle bir yıkım karşısında çaresizlik hissi de hemen sizi ele geçiriyor. Ama yıllar içerisinde yanan alanlarda yaptığımız bilimsel çalışmalar, bunun bir yok oluş olmadığını bize gösterdiği için, bu hislerden hızlıca kurtuluyorum artık. Ağustosun sonunda yaptığımız incelemeler sonucunda 20’den fazla bitki türünün yangından sonra bir ay içerisinde sürgünler çıkardığını gözlediğimizde ise güçlü bir umutla doldum.