Köpüklü Şarabın En Zarif Hali: Franciacorta
Lombardiya bölgesindeki Franciacorta, keyifli tadım turlarına mekan olan üzüm bağları ve şampanya yöntemiyle üretilen ilk köpüklü şarap olma özelliği taşıyan mirasıyla İtalya’nın en iyi saklanan sırlarından biri.
Sonbaharın gelişiyle bağbozumu da başlıyor. Gerek yurtiçinde gerek yurtdışında, önemli şarap üreticilerinin bağbozumlarına düzenlenen gezilere katılarak doğanın bu eşsiz hazinesinin güzelliklerini yaşayabilirsiniz. Ancak öyle bir bölgeye götürmek istiyoruz ki sizi, hem sıradışı bir tatil yaşayabilir hem de en iyi İtalyan köpüklüleriyle tanışabilirsiniz.
İtalya’nın en kuzeyindeki Lombardiya bölgesinin kalbinde yer alan, Milano’ya arabayla bir saat uzaklıktaki Franciacorta, Iseo Gölü’nün serinliğini ve Alp eteklerinin yumuşak iklimini harmanlayan bir şarap bölgesi. 200 kilometrekareye yayılan Brescia’ya komşu verimli topraklar, yalnızca coğrafi güzellikleriyle değil köpüklü şarap üretimindeki öncü rolüyle de dikkat çekiyor.

Adını ortaçağda vergiden muaf manastır arazileri olan Francae Curtes’ten alan bölge, 11’inci yüzyıldan beri şarapla iç içe bir yaşam sürüyor. Girolamo Conforti’nin 1570 tarihli metninde bölgenin köpüklü şaraplarını “mordaci” olarak tanımlaması, Franciacorta’nın bu alandaki tarihsel öncülüğünün de belgesi.
Bugün bölge İtalyanlar için Franco Ziliani gibi önologlar sayesinde gelenekle modern tekniklerin buluştuğu bir şarap devriminin simgesi. Chardonnay, Pinot Nero ve Pinot Bianco üzümleriyle dolup taşan bağlar, İtalya’nın en zarif köpüklü şarabı olan Franciacorta’nın temel taşlarını oluşturuyor. Şampanya üretiminde kullanılan ikinci fermantasyon süreciyle benzerlik gösteren bir yöntem Franciacorta’ya İtalya’nın ünlü köpüklüsü Prosecco’dan daha kuru, daha mayamsı karakterli ve daha katmanlı bir yapı kazandırıyor.

Ancak dünyadaki örneklerinin aksine Franciacorta hâlâ genç bir şarap; ilk köpüklü şişe 1961’de üretildi. Başka bir deyişle Franciacorta, İtalya’da şampanya yöntemiyle üretilen ilk köpüklü şarap ve kullanılan yöntem, bölgeye özgü “Metodo Franciacorta” adıyla anılıyor.

Belki gençlik heyecanının da etkisiyle bölgedeki şaraphanelere samimi bir ruh hakim. Turları üretimin her ayrıntısını şevkle anlatan azimli üreticiler yönetiyor; tadımlar şık salonlarda değil doğrudan bağların arasında gerçekleşiyor. Lüks otobüslerle taşınan turist kalabalıklarıysa nadiren görülüyor. Ama mahzen mahzen dolaşmaktan yorulanlar için de birbirinden keyifli alternatifler mevcut.

Michelin yıldızlı restoranların sayısı bölgedeki ortaçağ kiliselerini aratmıyor. Rustik restoranlarda tuzlanmış göl sardalyası gibi yerel lezzetler bulmak mümkün. Erişimi kolay plajları ve sakinliğiyle yürek hoplatan Iseo Gölü’nün kıyısı göldeki adacıklara sizi götürmeye hevesli, neşeli kayıkçılarla dolu. Monte Isola’da balıkçı köyleri ve 17. yüzyıldan kalma bir şapel, Isola di San Paolo’da İtalyan silah üreticisi Beretta ailesinin yüzyıllık evi sizi bekliyor.
Nerede Kalmalı?
L’Albereta: Asmalarla çevrili bu zarif Relais & Châteaux oteli, konaklama deneyimini adeta bir sanat formuna dönüştürüyor. Klasik İtalyan zarafetini taşıyan odalarda her detay şık ve dingin.

Otelin sağlık ve güzellik merkezi hem terapi hem bakım açısından bölgenin en iyilerinden. Ama asıl büyüleyici olan konumu: Sabah terasta kahvenizi yudumlarken Iseo Gölü’nün maviliği uzaktan göz kırpıyor.

Relais Franciacorta: Geçmişi 1670’e uzanan bir çiftlik evinden dönüştürülen Relais Franciacorta, bağlarla çevrili 60 bin metrekarelik bir parkın içinde, sessiz ve zarif bir atmosfer sunuyor.

Odalar göl manzaralı ya da bahçeye açılıyor; her biri konforlu ve klasik İtalyan stilinde döşenmiş. Otelin restoranı, yerel ürünlerle hazırlanan tabakları Franciacorta şaraplarıyla eşleştiriyor.

Nerede Yemeli?
Due Colombe: Michelin yıldızlı restoran, tarihi bir taş binada yer alıyor ve şef Stefano Cerveni’nin imzasını taşıyor.

Menü, geleneksel Brescia mutfağını çağdaş tekniklerle yorumluyor; örneğin safranlı risotto ya da yerel göl balıkları, zarif sunumlarla servis ediliyor. Şarap eşleşmeleri, bölgenin en iyi Franciacorta üreticilerinden seçiliyor.

Cadebasi: Erbusco’daki Cadebasi, geleneksel mutfağı çağdaş yorumlarla sunan güçlü bir adres. Şarap eşleşmeleri konusunda oldukça başarılı ve Franciacorta’nın farklı üreticilerinden seçkiler sunuyor. Mekanın atmosferi samimi ama rafine.

Il Giardino: Tarihi bir villayı mesken tutan restoran, mevsimsel ürünlerle şekillenen menüsünü bölgenin şaraplarıyla ustalıkla eşleştiriyor. İç mekanda taş duvarlar ve ahşap detaylar sıcak bir atmosfer yaratırken, bahçeye açılan masalar göl esintisini sofraya taşıyor.

Şefin tabakları, Brescia mutfağının geleneksel lezzetlerini çağdaş tekniklerle yorumluyor. Michelin yıldızlı olmasa da servis kalitesi ve atmosferiyle gastronomik bir durak olmayı fazlasıyla hak ediyor.

Tadım Durakları
Ca’del Bosco: Franciacorta’nın en prestijli üreticilerinden. Modern sanatla iç içe mimarisi, yeraltı mahzenleri ve özel tadım salonlarıyla tam bir şarap mabedi.

Tadım turları bağlardan mahzenlere uzanan bir ritüel gibi. Özellikle Cuvée Prestige ve Annamaria Clementi serileri, bölgenin en sofistike köpüklüleri arasında.

Bellavista: Panoramik bağ manzarası eşliğinde, mimariyle doğanın iç içe geçtiği bir deneyim sunuyor. Tadım turları, üretim sürecinin her aşamasını kapsıyor; özellikle Gran Cuvée ve Vittorio Moretti gibi özel seriler, şarapta zarafetin tanımı. Bahçedeki heykeller ve sanat detayları da atmosferi tamamlıyor.

Barone Pizzini: Franciacorta’nın ilk organik sertifikalı üreticisi. Sürdürülebilir bağcılık ve düşük müdahaleli üretim teknikleriyle öne çıkıyor. Tadım turları, doğa ile uyumlu üretimin nasıl sofistike bir lezzete dönüştüğünü gösteriyor. Özellikle Animante ve Nature serileri, terroir karakterini güçlü biçimde yansıtıyor.

İstanbul’un En Güzel Şarap Barları 02