İstanbul’un En Güzel Şarap Barları 02
Taksim sokaklarında şarabın izini sürüyoruz. Tarihi geçitlerden loş sokaklara, İstanbul’un en güzel şarap barlarında sadece damağa değil, ruha da iyi gelecek bir keşifteyiz.
İstanbul’un şarap barlarını tanıttığım ikinci yazımda Taksim civarındaki dört şarap barını hep birlikte gezmiş kadar olacağız. Hepsi de birbirine yürüme mesafesinde olan bu mekanlar sayesinde rahatça “şarap barı gezi turu” yapılabilir. Bu şarap barlarının bir diğer özelliğiyse bu topraklarda üretilen şarapları yabancı turistlere tanıtan elçiler olmaları. Yabancı turistin gözdesi olan Taksim’i ziyaret edenler içerisinde “şarap” terimi geçen bir arama yaptıkları takdirde yolları mutlaka burada ismine yer verdiğim şarap barlarından birine düşecektir. Genel itibarıyla bu dörtlünün müşterilerinin yarısı ve hatta kimi örneklerde yarısından da fazlası yabancı turistler.
İstanbul’un En Güzel Şarap Barları
Ambiyans Şarap Evi
Tarihi 1880’lere uzanan Tünel Geçidi’nde yer alan Ambiyans Şarap Evi’nin (bundan sonra kısaca Ambiyans olarak anacağım) en göz alıcı yanı muhteşem atmosferi. Geçide adım atar atmaz tarihi dokusu sizleri sarıp sarmalıyor. Tavan o kadar yüksek ki adeta açık havadasınız. 2012 yılında açılan Ambiyans mimari tasarımıyla da geçidin tarihsel yapısıyla bütünleşmiş. Antik tuğlayla örülmüş duvarları boydan boya şarapların dizili olduğu raflar kaplıyor. Kısacası içeride oturup etrafınızı mutlulukla izleyebilir veya dışarıdaki masalara geçip pasajın içerisinde oturan diğer insanlarla birlik olabilirsiniz.

Yarısı yabancı, yarısı da yerli üreticilerin elinde çıkma 100 civarında şarabı menüsünde bulunan Ambiyans’ın ekibi şarap seçimlerini zaman içerisinde kazandıkları tecrübeyi damıtarak gerçekleştirdiklerini söylüyorlar. Kuvvetli müşteri iletişimi ve etkileşimi sayesinde ne tarz ve türde şarapların talep gördüğünü belirleyip, menüyü ona göre oluşturmuşlar. Köpüklü, Beyaz, Roze ve Kırmızı olarak kategorilere ayrılan menüden şişe yerine kadeh şarap tercih etmek isteyenler için, köpüklü hariç olmak üzere, her türden dört farklı şarap bulunduruluyor.


Eğer şarabımı içerken bir şeyler atıştırayım derseniz ilk seçeneğiniz mutlaka peynir ve şarküteri tabaklarından biri olmalı. Lezzetli ürünlerin kullanıldığı bu tabakların sunumu da hoş. Sıcak olarak sunulan tek seçenek ise farklı malzemelerle yapılan pizzalar. Bunların haricinde birkaç bira, kokteyl ve yüksek alkollü içki çeşidi de içecek menüsünde yer alıyor.


Adres: Asmalı Mescit, Tünel Gç. No:1/C, 34430 Beyoğlu/İstanbul
İstanbul’un En Güzel Şarap Barları 01
Şarap Müzayedelerinin İlginç Dünyası
Urla’da Michelin Rüzgârı: Hus Şarapçılık
Beyoğlu Şaraphanesi
Irish Pub’ların ve birahanelerin ele geçirdiği, herkesin sokaklarda bira içtiği Asmalımescit’in keşmekeşinden sıyrılıp da bir anda iç tasarımına vurulacağınız Beyoğlu Şaraphanesi’ne, dahası bir şarap barına girebilmek kesinlikle büyük bir şans. Kışın içeriye adım attığınızda yanan şömineyi görüp, ellerinizi uzatarak hızlıca ısınıp kendinize gelebilir veya bu yazının yayınladığı yaz aylarında mekanı ziyaret edip de püfür püfür esen terasın keyfini çıkartabilirsiniz.

2018 yılında açılan ve dört katlı tarihi bir binada yer alan Beyoğlu Şaraphanesi’nin iç tasarımına özenilmiş. Şarap aksesuarları ve eski şişelerin dizildiği duvarlar göze hoş geliyor. Titizlenildiği belli. Dışarıda az sayıda masa olsa da iç alan gayet geniş ve ferah. Romantik bir akşam yemeğine ev sahipliği yapılabileceği gibi kalabalık grupların ağırlanması için de müsait. Köpüklü, Beyaz, Pembe ve Kırmızı gibi kalemlerin bulunduğu menüde güncel eğilimleri yakalayan bir “Doğal Şarap Seçkisi”ne ve benim çok sevdiğim tatlı şaraplara da özellikle yer verilmiş. Israrla vurgulamadan duramayacağım ama yemek sonrası tatlı niyetine tatlı şarap söyleyin veya umamisi, tuzluluğu yoğun yemekleri hafif tatlı şaraplarla eşleştirerek zıtlık yaratın. Tatlı şarapların sevin, koruyun, kollayın.


Toplam 250 civarında şaraptan oluşan menü hayli geniş. Her türden şarapların en az üç veya dört adedi ise kadehte sunuluyor. Şarap seçkisinin hoşuma giden kısımlarından biri de “Magnum” şişede sunulan beş farklı kırmızı şarabın bulunmasıydı. Normal boydaki şarap şişesinin iki katı büyüklüğünde olan 1,5 litrelik Magnum şişeler eğer ki kalabalık bir grup olarak buraya geldiyseniz sipariş edilmesi en mantıklı şaraplar. Masada da bayağı havalı göründüklerini söylemem lazım.

Hayalimdeki şarap barını anlattığım yazımda mutfağın şaraba kıyasla geri plana atılabileceğini söylemiştim. Beyoğlu Şaraphanesi’ndeki durum ise bundan hayli farklı. Burası şarap seçkisi ve servisiyle olduğu kadar özgün yemeklerin çıktığı mutfağıyla da gurur duruyor. Şarap da yemek de aynı ağırlıkta değer görüyor.
Taze makarnaları hayli lezzetli olan Cengiz Akbulut, menüdeki klasik lezzetlerin her daim yerini koruduğunu, bunların haricindeki kalemlerin dönemsel olarak değiştiğini belirtiyor. Yemeği ilkin hayal ettiğini, onunla hayallerinde oynadığını söyleyen şef, tatmin olduğu noktada mutfağa gidip hayalindekileri gerçeğe dönüştürdüğünü dile getiriyor. Yemek menüsü ile şaraplar arasında eşleşme yaparken nasıl bir denge kurulduğunu soruyorum. Menü değişimi öncesi mutlaka demo yemekleri yaptıklarını ve farklı şaraplarla yeni eklenen lezzetleri denediklerini belirtiyorlar. Ayrıca mutfak ekibinin bonkör olduğunu, yaptıkları farklı denemeleri sıklıkla servis ekibiyle paylaştıklarını öğreniyorum.

Arada canlı müzik dinletilerinin de düzenlendiği Beyoğlu Şaraphanesi, üzüm kardeşliğine atfen özel bir rakı menüsü de hazırlamış. Güzel meze ve ara sıcaklarla sunulan bu menü kimi zaman rakıyı özleyen şarapseverler için iyi bir seçenek. Eğer şarap içeyim ama yanında şöyle güzelce yemek de yiyeyim diye düşünüyorsanız burası aklınıza yazmanız gereken adreslerden bir tanesi.
Adres: Asmalı Mescit, Sofyalı Sk. No:7, 34430 Beyoğlu/İstanbul
Comedus
Pera’nın tatlı mı tatlı şarap barı Comedus’a girer girmez şarküteri dolabı gözünüzü alıyor. Dolabın içerisi adeta bir gastronomik harikalar diyarı. Çeşit çeşit peynirler, kuru etler, şarküteriler, baharatlı lezzetler ve daha birçok leziz ürün “Beni seç, beni seç!” dercesine sizlere göz kırpıyor. Kendinize herhangi bir üründen minimum 50 gram almak kaydıyla gönlünüze göre bir tabak hazırlatma şansınız var. Bu arada ben ne zaman esnaf lokantasına gitsem kendime “aşçı tabağı” yaptırırım. Biraz pilav alır, üzerine kuru bıraktırır, gözüme güzel geldiği için iki parça kadınbudu, iki parça sarma ekletir, sebzesiz geçmeyelim diyerek siparişimi veririm. Aynı hissiyatı Comedus’ta da -peynir ve şarküterilerle- yaşamak mümkün.

Bu arada yeme içme dünyasındaki gelişmeleri yakından takip etmeyenler için belirtmek lazım, eskiden iki şubesiyle hizmet veren Comedus, ilk şubesini kapattı. Artık yalnızca General Yazgan Sokak’taki yerinde ve sevenlerinin buluşma noktası olmaya devam ediyor.
Mekanın kurucusu Mustafa Kahramanoğlu, Comedus henüz fikir aşamasındayken bütün Türkiye’yi kapsayan bir peynir keşif gezisine çıkmış. Nerede hangi peynir üretiliyor, bunu üreten kim, İstanbul’a getirip de Comedus’ta satabilir miyim diye kafa patlatmış. Kısacası o şarküteri dolabının içerisinde yılların birikimi var. Comedus’ta “sıcak” bir şeyler yemek isteyeler için Frankfurter Sosis seçeneği bulunuyor.
Siz şarküteri tabağınızda yer alacak lezzetleri seçip de masanıza kurulduktan sonra zeytin, zeytinyağı ve ekmek ikram olarak geliyor. Hemen ardından şaraplarınız masada beliriyor. Servis özenli, şaraplar doğru şartlar saklanmış ve olması gerektiği ısıda önünüze geliyor.


2012 yılından beri faaliyette olan Comedus’un menüsüne bakıp da 120 şişe arasından seçim yapabiliyorsunuz. Kadeh şarap seçeneği ise 30’la sınırlı. Şaraplar köpüklü, beyaz, roze ve kırmızı olarak ayrılmış. Çok azı ithal; ağırlığı yerli üreticiler oluşturuyor. Ama sizlere bir tüyo, Comedus’un şarap seçkisi yalnızca menüden ibaret değil. İçeri girdiğinizde raflara göz atın ve kalbinizi çalan bir şişe görürseniz doğrudan onu sipariş edin. Kısacası stokta olan her şarap menüde yazmıyor…
Unutmadan, buradan eve götürmek için şarap da satın alma şansınız var. Satıştaki şarapların neler olduğu konusunda ekibe danışabilirsiniz. Şarap harici bir şey içmek isteyenler için birkaç çeşit kraft bira da bulunduruyorlar. Hatta, eskiden yerli ve yabancı kraft bira seçkisi 250 adetlere kadar çıkmış ama şu an 10-15 çeşit arasında değişiyor.

Turizmin kalbinin küt küt attığı Pera’da yer almasına rağmen Comedus kesinlikle bir mahalle barı. Buna hiç şüphe yok. Buraya girer girmez hararetli konuşan dostların sohbet ettiğini, sokaktan geçen tanıdıklara mütemadiyen laf atıldığını, “Aaa, sen de mi buradaydın? Nasılsın” diyerek plansız buluşan insanları göreceksin. Bu sıcaklık ve samimiyet mekanı en iyi tanımlayan özelliklerden bir tanesi.

Çevrede yaşayan herkes için bir buluşma noktası olan Comedus tasarımıyla da içinizi açacak. Metalik rafların tarihi tuğlalarla buluşması, şık mermer masalar ve tatlı ışıklandırma “afili” bir yere geldiğiniz hissini veriyor. Ben bu hissi önemserim; insan masasına kurulunca önce içi açılmalı, “Ne iyi ettik de geldik buraya…” demeli. Hatta bir alt kata inerken rahat etmeniz için duvara asılan tutacağın dahi ne kadar özenli ve şık olduğuna lütfen dikkat edin. Şeytan olduğu kadar, özen de detaylarda saklı. Ve bir yere özen gösterildiğini anladığınızda bilin ki o özen yediğiniz yemekten, içtiğiniz şaraba kadar her yere yansıyacaktır.
Adres: Asmalı Mescit, General Yazgan Sk. No: 9, 34430 Beyoğlu/İstanbul
Solera Winery
Loş atmosfer, hafifçe rahatsız tabureler, alçak masalar ve kalabalık olduğunda içeride yoğun bir uğultu… Bunlar bir bütünü oluşturan parçalar; burası canlı, yaşayan, gelen herkesi kucaklayan ve müşterilerinin mutlu olduğu bir şarap barı. Burası Tomtom’da yer alan, Süleyman Er’in Solera Winery’si. (Solera diyelim bundan sonra) 2011 yılında faaliyetten geçen Solera, bölgenin en eski şarap barlarından biri ve bu nedenle Taksim’le şarap kelimeleri bir araya geldiğinde akla ilk gelen mekanlardan bir tanesi. Tabii burası söz konusu olduğunda şahsi anılarım da var.

Hiç unutmam, bir üniversitenin gastronomi kulübü öğrencileri şarap hakkında bilgilenmek için bir tadım düzenleyelim demişti. Solera’yı seçmiş, eşim Süray’la birlikte onlara farklı şaraplar tattırmıştık. Düzenlediğimiz ilk tadım etkinliklerindendi. Ancak doğruyu söylemek gerekirse o gün bugündür Solera’ya pek fazla uğramadım. Tabii bu yazıyı kaleme almadan mekanı tekrar ziyaret ettim. Yazılarımın hiçbirini yerine gitmeden, oradaki insanlarla konuşup, mekanın havasını solumadan kaleme almıyorum. Yazdığım her şey bizzat tecrübe ettiklerim. Bu kısa açıklamadan sonra mekandaki şarap seçkisine göz gezdirelim.

Yalnızca yerli şaraplardan oluşan ve yaklaşık 90 kalemlik menünün yarısına yakınını kırmızılar oluştururken, onu beyaz, pembe ve köpüklüler takip ediyor. Küçüklü büyüklü üreticilerin elinden çıkan bu şarapların yaklaşk 40 tanesi kadehte de servis edilirken, her damağa hitap edecek bir şarabın bulunduğunu söylemek lazım. Solera’daki bir diğer ilginçlik 10 çeşidin yer aldığı “Meyve Şarapları” kısmı. Nar, Vişne, Karadut, Böğürtlen gibi seçeneklerin bulunduğu bu kısımdaki şaraplara yabancı turistlerin ilgi gösterdiğini düşünüyorum. Ayrıca isterseniz buradan şarap alıp çıkma şansınız da var. Böyle bir durumda menüdeki fiyat üzerinden yüzde 20 civarında bir indirim uygulanıyor. Anlayacağınız burası tam teşekküllü bir hizmet veriyor.

Dışarıdan küçük gözükse de içeri doğru uzanan, sağlı sollu duvarları şarap şişeleriyle bezeli Solera’da basit bir yemek menüsü oluşturulmuş. Peynir ve kuru et tabakları, meze, birkaç çeşit salata, tavuklu lezzetler, makarna, bonfile, köfte gibi klasik yiyecekleri tercih edebiliyorsunuz. Ama doğruyu söylemek gerekirse Solera’nın parladığı kısmı geniş şarap menüsü, bu şarapları layıkıyla ve hikayesini anlatarak servis etmeleri.
Adres: Tomtom, Yeni Çarşı Cd. No:44, 34433 Beyoğlu/İstanbul