Tarihi Binalarıyla Ünlü İstanbul Otelleri
Osmanlı saraylarından Beyoğlu’nun Art Nouveau yapılarına; tarihi binalarıyla ünlü İstanbul otelleri, şehrin kadim belleğini modern lüksle harmanlıyor.
İstanbul’un tarihi yapılarında yer alan oteller, kentin mimari mirasını modern konforla yeniden yorumluyor. Her duvarında bir hikaye, her odasında yüzyıllık izler barındıran bu yapıların kimi bir zamanlar sultanların sarayı, kimi edebiyatçıların uğrak noktasıydı… Boğaz kıyısındaki yalılardan Beyoğlu’nun efsanevi otellerine kadar her biri, İstanbul’un zamansız ruhuna açılan bir kapı.
İstanbul’un Tarihi Binalarıyla Ünlü Otelleri
Beyoğlu Tarihi Oteller
Pera Palace Hotel
Öyle bir otel düşünün ki kent tarihine ve kültürüne dair birçok hikaye barındırsın… İstanbul’un tarihi otelleri arasında akla gelen ilk isimlerden olan Pera Palace Hotel’in inşaasına 1892 başlanmış ve aradan geçen üç yılın ardından görkemli bir baloyla kapılarını açmış. Otelin yapım amacıysa dönemin lüks tren yolculuklarından biri olan Orient Express’in yolcularını ağırlamak. Art Nouveau ile Neoklasik ve Oryantalist detayların iç içe geçtiği bir tarzda tasarlanan bu efsanevi yapı, açılışından itibaren teknolojik olarak da öncüydü. Osmanlı İmparatorluğu’nda saraylar dışında elektriğe sahip ilk yapı olma özelliğini taşıyor, ayrıca şehirdeki ilk elektrikli asansörlerden birini barındırıyordu.

Otelin bir başka önemi ise kuşkusuz Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’in izleri. 1917-1936 yılları arasında konakladığı 101 numaralı oda bugün bir müze oda olarak ziyarete açık. Ünlü suç romanı yazarı Agatha Christie ise 411 numaralı odada kalmış ve Doğu Ekspresi’nde Cinayet isimli romanını burada kaleme almış. Bugün de aynı özenle misafirlerini ağırlamaya devam eden Pera Palace, şehrin içinde yaşayan bir efsane.


Grand Hotel de Londres
Pera’nın bir diğer tarihi değere sahip oteli Grand Hotel de Londres de yine 1890’ların sonunda Orient Express yolcularını ağırlamak için inşa edildi. Beyoğlu’nun o dönemki ihtişamını bugün de canlı tutan otel, dönemin Avrupai mimarisini Neoklasik ve eklektik detaylarla birleştiriyor.

Lobisine adım attığınızda sizi ahşap barı, antika piyanosu ve kırmızı halılarıyla göz kamaştıran merdivenleri karşılıyor. Yukarı çıktığınızda ise büyüleyici bir manzaraya hazır olun; Haliç’e bakan nostaljik teras bar, otelin en büyüleyici köşelerinden. Amerikalı yazar Ernest Hemingway’in de konakladığı bu otel, geçmişin romantik ruhunu koruyarak misafirlerine küçük bir zaman yolculuğu sunuyor.


Aliée Istanbul
İstanbul’un tarihi yarımadasında, Galata Köprüsü’ne ve Boğaz’ın kıyısına birkaç adım mesafede yer alan Aliée Istanbul, şehrin ruhunu çağdaş zarafetle buluşturan yeni nesil tasarım otellerden. Tersane İstanbul’da yer alan tarihi bir yapının özenli restorasyonuyla lüksün yeniden tanımını yapan otel, modern mimarinin sade çizgilerini şehrin dokusuyla harmanlıyor. Yüksek tavanlı odaları, doğal taş detayları, Boğaz esintisini içeri taşıyan geniş pencereleri ve seçkin gastronomi alanlarıyla misafirlerine estetik ve dingin atmosferi aynı anda sunuyor. Kişisel hikayesi olan mekanları sevenler için özel bir İstanbul yorumuna sahip bu otelde kendinizi ayrıcalıklı hissetmeye hazır olun.


Meroddi Barnathan Hotel
Galata Kulesi’nin hemen yanı başında, 19. yüzyılın sonlarında inşa edilen Barnathan Apartmanı bugün İstanbul’un en zarif otellerinden biri olarak yeniden hayat bulmuş durumda. 1892–1893 yıllarında Barnathan ailesi tarafından yaptırılan bina, dönemin batılı yaşam anlayışını yansıtan ilk apartman örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.

Neoklasik cephe süslemeleri, taş merdivenleri, zarif sütun başlıkları ve yüksek tavanlı salonlarıyla Galata’nın kozmopolit ruhunu yıllar ötesinden bugüne taşıyan bir yapı. Uzun yıllar konut olarak kullanılan bu etkileyici bina, özenli bir restorasyon süreciyle Meroddi Barnathan Hotel olarak misafirlerini ağırlıyor. Panoramik manzaralı terası, tarihi dokusunu koruyan odaları ve sakin atmosferiyle, Galata’nın geçmişiyle bugünün zarafetini bir araya getiren benzersiz bir deneyime sahip. Dahası siz de otelde konaklamadan kentin çok katmanlı tarihine tanıklık etmek isterseniz Barnathan Roof’ta keyifli bir Pazar brunch’ına katılabilir ya da akşam yemeği yiyebilirsiniz.


Boğaz Hattı Tarihi Otelleri
Four Seasons Hotel Bosphorus
İstanbul Boğazı’nın göz alıcı noktalarından birinde konumlanan Four Seasons Hotel Bosphorus, 19. yüzyıldan kalma zarif bir Osmanlı sarayının yeniden doğmuş hali. Tarihi detaylarının yanında, modern lüksün tam kalbinde konumlanan bu otel, misafirlerine iki kıta arasında nefes kesici bir manzara sunuyor.

Yüksek tavanlı odaları, mermer banyoları ve ihtişamlı süitlerinin her biri geçmişin ihtişamını bugünün konforuyla buluşturuyor. Spa’sında Osmanlı esintili bakımlarla yenilenebilir, sabah kahvenizi Boğaz kıyısında gün doğumuna karşı içebilirsiniz. Tarihi bir yapının zarafetini, İstanbul’un büyüsünü ve çağdaş konforu aynı çatı altında buluşturan Four Seasons Bosphorus, kentin efsunkar geçmişiyle bugünü arasında kurulmuş zarif bir köprü.

Çırağan Sarayı
Gerçek bir sarayda yaşamanın nasıl bir his olduğunu merak ediyor musunuz? Bu ihtişamlı deneyimi yaşamanın en kestirme yolu Çırağan Sarayı. 1857 yılında Sultan Abdülmecit döneminde Batı’daki saray modelleri örnek alınarak inşa edilen bu göz alıcı yapı, günümüzde şehrin Boğaz kıyısında en lüks konaklama seçeneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Boğaz’a sıfır konumu sayesinde eşsiz bir manzaraya sahip olan yapının içinde Osmanlı saraylarının zarafetini taşıyan sütunlu merdivenler, şık avizeler ve yer yer mermer detaylarla çevrili koridorlar sizi 19. yüzyılın aristokrat atmosferine davet ediyor. Özel günler için hazırlanan restoran menülerinde buluşan lezzetler ve geniş cam cephelerden yansıyan Boğaz manzarası düğünden toplantılara kadar unutulmaz anılar yaratıyor.

Fuat Paşa Oteli
Boğaz’ın büyüleyici manzarasına karşı, Büyükdere kıyısında zarafetle yükselen Fuat Paşa Yalısı, tarih ve konforun en uyumlu halini yansıtan tarihi yapılardan. Tanzimat Dönemi’nin önemli devlet adamlarından Keçecizade Fuat Paşa’nın 19. yüzyılda ikamet ettiği bu yalı, dönemin Osmanlı mimarisini batılı estetik anlayışıyla buluşturan özel yapılardan biri.

18. yüzyıldan bu yana Boğaz’ın en güzel noktalarından birinde yer alıyor. 1930’larda restore edilerek otel olarak kullanılmaya başlanan bina, yüksek tavanlı salonları, kristal avizeleri, el işçiliği detaylara sahip duvar süslemeleri ve Boğaz’a bakan geniş teraslarıyla, misafirlerine bir dönem filminin içindeymiş hissi yaşatıyor. Özellikle düğün ve özel davetler için tercih edilen otel, masalsı atmosferiyle tam bir cazibe merkezi.

JW Marriott İstanbul Bosphorus
Geçmişle bugünü kusursuz biçimde harmanlayan bir yapıda konumlanan JW Marriott Istanbul Bosphorus, yaklaşık 180 yıllık geçmişe sahip tarihi bir binada hizmet veriyor. 19. yüzyılda Veli Alemdar Han olarak inşa edilmiş; dönemin ticaret hayatının en canlı dönemine tanıklık etmişti. Yıllar boyunca tüccarların ve denizcilerin uğrak noktası olan bu tarihi han, kapsamlı bir restorasyonla bugünkü işlevine kavuştu.


Orijinal taş duvarları, yüksek tavanlı kemerleri ve geniş pencereleriyle geçmişin karakterini korurken, çağdaş tasarım anlayışıyla yeniden yorumlanan odalarıyla misafirlere lüks ve tarihin iç içe geçtiği bir atmosfer sunuyor. Bugün otelin terasından Boğaz manzarasına baktığınızda şehrin asırlık hikayesine tanıklık eden bir zaman yolculuğuna katılmış hissi yaşayabilirsiniz.

A’Jia Hotel
Boğaz’ın Anadolu yakasında, Kanlıca’nın tüm sükunetini yansıtan A’Jia Hotel, aslında 19. yüzyılda inşa edilmiş zarif bir Osmanlı yalısı. Bir dönem seçkin ailelerin yazlık konutu olarak kullanılan bu ahşap yalı, özenli bir restorasyonla çağdaş bir butik otele dönüştürülmüş. Tarihi dokusu korunarak yenilenen yapı, bugün beyaz cepheleri, yüksek tavanları ve geniş pencereleriyle Boğaz’ın zarafetini modern çizgilerle buluşturuyor.

Sadece 15 odası bulunan otel, boğaza karşı açılan odalarında misafirlerine kişisel bir konfor alanı sunuyor. Tarihi bir otelde konaklamanın yanı sıra düğün, nişan, toplantı ve diğer özel kutlamalarınızda da İstanbul’un en büyüleyici noktalarından biri.

Vakko Hotel Sumahan Bosphorus
Boğaz’ın tarihi Çengelköy kıyısında konumlanan Vakko Hotel Sumahan Bosphorus, 19. yüzyılın başlarında rakı üretiminde kullanılan konsantre bir alkol olan ‘suma’nın üretildiği endüstriyel bir yapı olarak inşa edilmiş. Yıllar içinde sanayi kullanımı azalan bu doku, özenli bir restorasyonla lüks bir butik otel kimliği kazanmış durumda.

İçinde taş ve tuğla duvarların, kemer biçimli pencerelerin ve Boğaz’a sıfır konumun hissedildiği bu yapı, modern lüks ile çağlar boyunca taşıdığı belleği bir arada buluşturuyor. Boğaz manzaralı geniş pencereleri, belirli odalardaki şömine ve terasları, ince malzemelerle döşenmiş süitleriyle tarihle iç içe bir yapısı konaklamaya ayrı bir deneyim ekliyor.


Sultanhamet & Eminönü Tarihi Otelleri
Four Seasons Hotel Sultanahmet
İstanbul’un kalbinde, Ayasofya ve Sultanahmet Camii’nin arasında yer alan Four Seasons Hotel Sultanahmet, geçmişle bugünü zarif bir çizgide buluşturan bir yapı. 1919’da neoklasik tarzda bir hapishane olarak inşa edilen bina, uzun yıllar “Sultanahmet Cezaevi” adıyla hizmet verdikten sonra 1996’da özenli bir restorasyonla şehrin ikonik otellerinden birine dönüştü.


Eskinin taş duvarları, avlusunu çevreleyen zarif kemerlerle birleşerek bugün dingin bir bahçe atmosferi yaratıyor. Sadece 65 odası bulunan otelin yüksek tavanlı odaları, sıcak tonlarda dokunmuş tekstilleri ve İstanbul’un tarih kokan siluetine bakan pencereleriyle farklı bir tarihi ambiyansa sahip.

Legacy Ottoman Hotel Istanbul Old City
Tarihi yarımada Eminönü-Sirkeci bölgesinde yükselen Legacy Ottoman Hotel, geçmişle bugünü zarif bir uyumla buluşturuyor. 1911’de ünlü mimar Mimar Kemalettin Bey tarafından “4. Vakıf Han” olarak tasarlanan yapı, 1920–1923 yıllarında Fransız işgal güçlerinin “Caserne Victor” adıyla kullandığı bir kışla olarak hizmet vermiş.

Günümüzdeyse restorasyonu tamamlanmış bu neo-klasik yapı, şehrin tarihi binalarda yer alan otellerinden biri haline dönmüş durumda. Galata Köprüsü, Mısır Çarşısı ve Haliç manzarası gibi İstanbul’un simge noktalarına adım mesafesinde bulunduğunuz alanın keyfini çıkarabilirsiniz.

Adalar Tarihi Otel
Splendid Palace Büyükada
Büyükada’da zarafetin ve nostaljinin en güzel halini yansıtan Splendid Palace, gümüş kubbeleri ve kırmızı panjurlarıyla bir rüya sahnesi gibi yükseliyor. 1908 yılında Art Nouveau tarzında inşa edilen bu ihtişamlı yapı, Doğu ve Batı mimarisinin zarif bir sentezini taşıyor. Aydınlık iç avlusu, sütunlu galerileri ve işlemeli detaylarıyla misafirlerine ferah bir atmosfer sunan Splendid Palace, Türkiye’de birinci derece tarihi eser statüsünde yer alan ve orijinalliğini koruyarak işletilen tek otel.

1929 yılında düzenlenen bir akşam yemeğine Atatürk’ün de konuk olarak katıldığı otel birçok Cumhuriyet balosuna da ev sahipliği yapmış. Lobisine adım attığınız anda nostaljik melodiler kulaklarınızda çınlıyor, kuyruklu piyanonun tınısı sizi 1930’ların büyüsüne taşıyor. Bugün Splendid Palace, konaklamanın yanında bir zaman yolculuğu deneyimi sunan özel yapılardan biri.

