Milano Moda Haftası’nın Ardından

Milano Moda Haftası’nın Ardından

Floransa’daki Pitti Uomo’nun hemen peşinden başlayan Milano Moda Haftası dört günde taze fikirler ve ilginç defile düzenleriyle radarımızdaydı.

Yeni bir tasarımcıyla tanışmadığımız nadir moda haftalarından biriydi aslında. Yine nadir olan anlardan biri de, ödül sezonun tam ortasında düzenlenmesi nedeniyle görkemli Hollywood yıldızlarının ön sıralarda hazır olda bulunamamalarıydı. Neyse ki bunun için modaevlerinin güvendikleri yeni isimler var. K-pop yıldızları, Çin televizyonlarında yayınlanan drama’ların başrol oyuncuları gibi. Ama elbette moda haftalarında konuştuğumuz tek konu bu değil.

Haftanın ya da dört günlük long weekendvari şovların açılışını Sabato De Sarno ve Gucci yaptı. Az evvel her ne kadar bir modaevinin başına getirilen yeni bir tasarımcının ilk koleksiyonunu görmediğimizi söylesem de aslında bu, De Sarno’nun Gucci için tasarladığı ilk erkek koleksiyonuydu. Geçtiğimiz eylül ayında kadın koleksiyonunu sunduktan hemen sonra, LACMA Gala’da Ancora Notte adını verdiği ve gece kıyafetlerinden oluşan bir koleksiyon daha sunmuştu. Bu sırada tasarımlarını Ryan Gosling’den Paul Mescal’a kadar birçok yıldıızn üstünde görsek de esas marifetlerini bu kez sergiledi diyebiliriz.

Milano Moda Haftası’nın Ardından

AYNA AYNA

De Sarno’nun ilk erkek koleksiyonu Eylül ayında sunduklarından farksızdı. Yani tabii ki farklıydı, ancak bu koleksiyon bir ayna görevi görüyordu. Aynı palto, aynı çanta, aynı silüetle açtı şovunu, hemen hemen 15 dakika boyunca Mark Ronson süpervizörlüğünde hazırlanan playlist de farksızdı. Farklı olan şey değişen cinsiyetler, mini eteklerin yerini alan pantolonlar ve loafer’lardan eksilen platformlardı. GG monogram ve taşlı Jackie çantalar yine vardı. Samuel Beckett’in İtalya’ya seyahatlerinden etkilendiğini söylüyordu. Bir de odağındaki tek şeyin giyilebilir kıyafet yaratmak olduğunu, Alessandro Michele’nin yarattığı evrenlere ve hikayelere gönderme yaparak. Ön sırada ise defileyi izleyenler arasında Tamino ve Boraz Kuzum da vardı.

Gucci defilesi bir ayna görevi görürken ikili oyunların sergilendiği tek şov o değildi. Dean ve Dan Caten, Dsquared2’in arkasında yer alan ikili, hatta ikiz; bu sezonun en büyük şok faktörünü sundular. Üstelik daha önce gerçekleştirilen bir fikri taze ve düşünülmemiş bir şekilde önümüze koyarak. Moda dünyasında artık bunun ne kadar zor olabileceğini tahmin edersiniz. Kendi kimliklerinden yola çıkarak podyuma da ikiz modelleri yolladılar. Evet, Alessandro Michele bunu Gucci’de yapmıştı, benzer bir şekilde Milano Moda Haftası’nın takviminde yer alan bir diğer marka Sunnei de. Ama Caten kardeşlerin farkı şuydu. İlk başta grunge akımına atıfta bulunan parçalarla yürümeye başlayan modeller görmeye başladık. Sonra bir sihirli kutudan geçtiler. Kutudan çıktıklarında ise bu kıyafetlerin geceye uyarlanan parlak versiyonlarını gördük. Ve bu kez parçaları taşıyanlar podyumda ilk gördüğümüz modellerin ikizleriydi. Hatta Dean ve Dan de konukları selamlamak için podyuma çıktıklarında benzer bir yöntemi tercih ettiler.

Milano Moda Haftası’nın Ardından

İLHAM KAYNAKLARI

DJ/ Kreatif direktör Massimo Giorgetti, Milano’nun metro hattının 60. yılını kutladı podyumunda. Hızla giden belli belirsiz tren fotoğraflarının baskılarının yer aldığı gömlekler, raylı sistemi andıran şeritlerin süslediği paltolar gibi, şov alanının duvarları ve kullanılan fontlar da yine şehrin metro ağına bir atıfa bulunuyordu. Bu sezon ayrıca Milano’daki defilelerde sıklıkla, geçen sezonlarda kadın koleksiyonlarında gördüğümüz “no pants” akımının bir devamını gördük. Erkekler ya da en azından celebrity’ler bu akıma ayak uydurarak sokaklara dökülebilir mi bilmiyoruz ama yine bu dört gün boyunca sıklıkla tekrarlanan “parlak yüzeyler” MSGM podyumunda da başroldeydi.

Dolce & Gabbana koleksiyonu ise tasarımcıların sıklıkla başvurduğu bir yoldan gitmeyi tercih etti. Podyuma neredeyse sadece siyah bir koleksiyon yolladılar, fire veren birkaç look’u saymazsak. Domenico ve Stefano için tüm zamanların en şık koleksiyonunu hazırladıklarını söyleyebiliriz. İlham kaynakları arasında Visconti filmleri ve Rudolf Nureyev vardı. Poplin gömlekler, satenler, smokinler ve gri leopar motifleri koleksiyonu özetliyordu. Fazlasıyla Saint Laurent diyebiliriz.

Sinemadan ilham alan tek isim onlar değildi. Her sezon yer aldığı takvimin en heyecan veren ve en çok beklenen koleksiyonunu sunan Jonathan Anderson, kendi markası JW Anderson için “Yakın zamanda yeniden izlerken bir kez daha âşık oldum” dediği Stanley Kubrick’in efsane filmi “Eyes Wide Shot”tan ilham alıyordu. Anderson bunun için Kubrick’in eşi Christiane Kubrick’le iletişime geçerek sanatçının, filmlerde de kullandığı resimleri koleksiyonuna taşıdı. Davetiyelerden defile look’larına kadar her yerde bu çift vardı. Filmden alınan ilham bununla sınırlı değildi. Kubrick’in yarattığı erotik atmosfer ya da Nicole Kidman’ın stil tercihlerinin bir yansıması da vardı.

Milano Moda Haftası

GÖRKEMLİ FİKİRLER

Milano Moda Haftası’nın kuşkusuz en görlemli üç defilesi Prada, Fendi ve Emporio Armani’den geldi. Silvia Venturini Fendi, her zaman olduğu gibi fonksiyonelliği ön planda tuttuğu bir koleksiyon hazırlamıştı. Ancak bunu yaparken de “Muazzam klasikler” dediği parçaları yorumluyordu. Hayalinde İngiliz kırsalı vardı. İngiliz kırsalı derken belki biraz daha spesifik olmak gerekiyor. Kraliyet Ailesi ve Balmoral! Renk paleti bunu özetliyordu. Hatta Kraliçe II. Elizabeth ve kızı, Prenses Anne’in dış giyim stilleri moodboard’da yer alıyordu.

Pandemi sonrasında hep beraber ofislerle ilişkimizi sorgulamaya başlarken Miuccia Prada ve Raf Simons ikilisi de elbette bu konuda sessiz kalamazlardı. Defilenin düzenlendiği Fondazione Prada’nın girişi cubicle’ların yer aldığı bir ofis ortamını andırıyordu. Ancak ikili insan doğasını ve insanın doğayla olan ilişkisini de irdelemek istediklerinden podyumun yer aldığı ortamda aynı zamanda doğanın bir replikası yaratılmıştı. Nehir akıyordu, solmuş yapraklar etrafa saçılmıştı. Raf Simons koleksiyonlarını “İş adamı, çalışan adam ve düşünen adam” olarak özetliyordu. Denizciliğe gönderme yapan şapkalar, kemerler koleksiyonun dikkat çeken parçaları oldular. Hatta aksesuarlar Prada podyumunda her zamankinden daha fazla dikkat çekiyordu diyebiliriz.

Emporio Armani’nin görkemi biraz da defileyi oluşturan look’ların adetinden kaynaklanıyor. 114 look hiç fena sayılmaz bay Armani! Prada’nın deniz göndermeleri Armani’de de devam ediyordu. Bizi transatlantik bir gezintiye çıkarırken fonda da İtalyan sanatçı Loredana Berte’nin “Kış Denizi” olarak çevirebileceğimiz parçası yer alıyordu. Şov notlarında “Hiçbir zaman denize karşı olan tutkumu gizlemedim” diyordu Giorgio Armani. Denizci derken aklınıza belki kirli paslı ya da korsan stili motifler gelmesin ama. Yine Milano’daki defilelerin en şıklarındandı. Belki de cruise gemisinde düzenlenen çok şık bir maskeli balonun katılımcıları gibiydiler.

Milano Moda Haftası
Total
0
Paylaşımlar
İlginizi Çekebilir