Melekler Şehri’nde Yeni Bir Hayal…

Efsane mimar Frank Gehry, 93 yaşında kariyerindeki ilk otel projesini hayata geçirdi.

sebnemdenktas.com

90’lı yaşlarında üretmeye devam eden dünyaca ünlü mimar Frank Gehry son eserini Los Angeles’a hediye etti. Yine kendi imzasını taşıyan ikonik Walt Disney Concert Hall’un tam karşısına diktiği “The Grand LA” adlı akıllı tasarım şaheseri kompleks, bir dizi rezidans, ofis, alışveriş merkezi, sanat galerisi, restoran ve açılışı heyecanla beklenen Conrad Los Angeles Oteli’nden oluşuyor. İnşaatı tam 15 yıl süren proje, Los Angeles’a sanat ve tasarım için gelenlerin mutlaka görmesi ve deneyimlemesi gereken bir adres. Özellikle MOCA ve The Broad Museum’u ziyaret etmek ve yakın bir lokasyonda konaklamak isteyenler Conrad Los Angeles’ta yerlerini şimdiden ayırtabilir.   

The Grand LA’in 28 katlı ikinci kulesinde yer alan Conrad Los Angeles’ın tüm mekânları ödüllü İngiliz iç mimar Tara Bernerd’a emanet edildi. Bernerd, dekore ettiği pek çok Four Seasons, Rosewood ve Belmond oteliyle ödüller kazanmış bir isim olarak Frank Gehry’nin bu ilk otel projesine imza atmaktan duyduğu mutluluğu her fırsatta dile getirdi. 305 odalı otel, Frank Gehry’nin yüksek tavanlı geniş alanlara gösterdiği saygıyı en iyi yansıtacak şekilde dekore edildi. Sıcak ahşap tonları Kaliforniya’nın güneşli yaşantısına atıfta bulunacak renklerle bir arada kullanıldı. Ayrıca Mimi Jung, Ben Medansky ve Brian Wills gibi bölge sanatçılarının cesur eserleriyle ortak kullanım alanlarına farklı renk ve tatlar eklendi. Otelin en ilgi çekici bölümlerinden birini oluşturan girişteki bar, 11 bin yıllık cilalı ve sırlanmış lavdan tasarlanırken lobide kullanılan Ceppo di Gre taşı ise Lombardiya’daki Iseo Gölü’nün taş ocaklarından Los Angeles’a getirtildi.

Conrad Los Angeles, aynı zamanda şehrin en yeni ve popüler yeme-içme merkezlerinden biri olmaya hazırlanıyor. İki Michelin yıldızlı şef José Andrés, beş farklı mutfak deneyimiyle tüm hünerlerini burada sergileyecek gibi görünüyor. Akşamüstü buluşmaları için tasarlanan SED’de, Andrés’in dünya seyahatlerinden ilham alan sıra dışı kokteyllerini tadabilirsiniz. 10’uncu kattaki muhteşem manzaralı San Laurel ise akşam yemeğinde Amerikalıları küçük porsiyonlarla tanıştıran İspanyol şefin dillere destan tapaslarını denemek isteyenleri bekliyor olacak.