Çekiyorum, Çek-tim: Bir Paparazzi Sergisi

“La Dolce Vita” anılarıyla bezeli nostaljik Roma yıllarına gitmeye ne dersiniz?

“Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti”, hani o hepimizin coşkulu, lirik ve duygusu her yanımızı saran meşhur Orhan Pamuk cümlesi… Hayat bu ya, kimi zaman biz hiç fark etmeden değişiverir bir şeyler; bir kitapla, tek bir an’la yahut kimi zaman bir filmle. Mesela bundan tam 60 sene önce, Fellini’nin başyapıtlarından biri olan “La Dolce Vita”nın sinema salonlarında gösterilmesiyle birlikte insanoğlunun yaşamında farkında olmadan bir şey değişti, doğrusu yaşamımıza yepyeni bir kavram girdi: “Paparazzi”.

Filmin ana karakteri gazeteci Marcello Rubuni, ışıltılı ve hareketli Roma gecelerinde bir partiden diğerine İtalyan sosyetesinin peşinde koşarken kendisine fotoğraflama kısmında eşlik eden arkadaşı Paparazzo sayesinde magazin dünyasında yeni bir terim doğup kısa sürede popüler hale geldi. Dünyaca ünlü yıldızlara hiç aman vermeden, gördükleri her haliyle fotoğraflayan kimselere denilen “paparazzi” kelimesinin en azından sinematografik açıdan etimolojisini “La Dolce Vita”ya dayandırabiliriz (Fellini ise karakterin adını İtalyanca serçe anlamına gelen “sparrow” kelimesinden ilhamla verdiğini söyler). Şimdilerdeyse paparazzi tanımının doğduğu Dolce Vita yıllarının büyülü ve cazibeli Roma şehri yalnız paparazzilerin flaşları altında değil, Via Condotti Bulgari mağazasının DomvsArea müze alanı da bu büyülü sinematografik yıllara mikrofon uzatıyor.

Bilindiği üzere 1950’li ve 60’lı yıllarda Roma, Amerikalı milyonerler için bir film seti haline gelmiş, beyazperdeyi süsleyen film yıldızları için gözde olan şehir “Hollywood on the Tiber” olarak adlandırılmaya başlamıştı. Haliyle Roma, paparazzilerin de uğrak noktası oldu; Roma’ya giden yıldızların şehrin büyüsüne kapıldıkları hülyalı anlarını, savurganlıklarını ve kaçamaklarını yakalamak için onların da yolları “Hollywood on the Tiber”e düştü. Böylece Roma ve 20. yüzyılın ortaları, magazin gazeteciliği için farklı bir döneme ev sahipliği yaptı. 12 Kasım’dan beri Bulgari’nin Via Condotti’deki müze alanında sergilenen “Paparazzi” sergisi de, işte bu büyülü Dolce Vita yıllarının atmosferini bir kere daha canlandırıyor. Nasıl mı? Bir zamanlar filmlerde takılmış mücevherler, dönemden görülmemiş saklı fotoğraflar, ünlü isimlerin ışıltısı ve pek tabii bolca dedikoduyla…  Hatta öyle ki, serginin açılışına Dolce Vita ikonu Gina Lollobrigida, bir başka İtalyan güzel Isabella Ferrari ve “Paparazzi Kralı” Rino Barillalari de katılarak tam anlamıyla bir “La Dolce Vita” gecesi yaşattılar.

“Hollywood on the Tiber”, Roma’nın içinden geçen Tiber Nehri’ne atıfta bulunuyor. Bu takma isim, 1950’de “Quo Vadis” filminin çekimleri sırasında Time dergisi tarafından ortaya atıldı.

“Paparazzi Kralı” ve Gina Lollobrigida serginin açılış gecesinde.

Ayrıca serginin bir parçası olarak hatıralar ve bir döneme damgasını vuran ünlülerin kullandığı eşyalar da yer alıyor: Anita Ekberg’in eğlence dozunun yüksek olduğu bir gece sonrası fotoğrafçıya attığı oklar ve Marcello Geppeti’nin Taylor ve Richard Burton’un skandal öpüşmesini ölümsüzleştirdiği kamera da bu eşyalar arasında. Fellini’nin “Paparazzi Kralı” olarak adlandırdığı Rino Barillalari’nin merceğinden çıkmış arşivlik kareler de yine serginin parçalarından.

Fotoğrafçı Marcello Mencarini’nin arşivinden kareleri de sergide görmek mümkün, üstelik bu karelerin kendine has bir hikâyesi de var: Mencarini 80’li yıllarda Roma’da bir pazarı gezerken içinde yüzlerce negatif, eski dergi, lamba ve kamera aletlerinin olduğu bir bavula denk gelir. Bavuldaki filmleri inceleyen Mencarini, negatiflerde 50’li ve 60’lı yıllardan oyuncuların ve politikacıların karelerini bulur. Yani, müthiş bir arşiv yoldan geçip giderken Mencarini’nin ayağına gelmiştir. Elbette ki o andan itibaren bavulu özenle saklamış, adını da “La Valigia Romana” (Roma Bavulu) koymuş.

Mencarini’nin arşivinden paparazziler ve halk arasında Gina Lollobrigida.
Marcello Mastroianni ve Anita Ekberg “La Dolce Vita” galasında.