Saatolog.com.tr

Saatolog.com.tr Logo

Çehov’a Güncelleme Geldi: Treplev

1 Mart 2024
Çehov’a Güncelleme Geldi: Treplev
Çehov’un klasikleşmiş eseri Martı’ya 2024 güncellemesi yaparak, tiyatro sahnesinde çizgi ötesi bir oyuna dönüşen Treplev’i, yazarı ve oyuncusu Başak Kıvılcım Ertanoğlu’ndan dinledik.

Bugüne dek sayısız kez, birbirinden farklı oyuncular, diller ve metodlarla oynanmış bir oyundan bahsediyoruz. Her oyuncunun metinlerine ezber aldığı Çehov’un unutulmaz eseri Martı, güncellenmiş haliyle sahnelerde. Decollage Art Space’in üç katında birden sergilenen oyunla ilgili spoiler vermeden yazmak zor. Ama Treplev’in, Çehov’u 2024’e taşıdığı kesin.

Okuyanlar ya da izleyenler bilir; Martı insan ilişkilerine derinleme dalış yaparken varoluş mücadelesine dair de izleyiciye ayna tutar. Bunu yaparken elbette pek de komik değildir. Ancak Treplev, Çehov yaşasa kendisini bile güldürecek potansiyele sahip, günümüz insan ilişkilerini net bir şekilde ortaya koyan, son derece hareketli bir oyun. Öyle hareketli ki; Ümit Erlim ve Başak Kıvılcım Ertanoğlu’nun sahnede kaç kalori kaybettiğini düşünmeden izleyemiyor insan.

Oyun, Erlim ve Ertanoğlu’nun kaleminden çıktığı gibi oyunculuklarıyla da bir üst seviyeye çıkmış. İzleyici olarak bir tenis maçının heyecanıyla ortak, bir oyuncudan diğerine odaklanırken bir şey kaçırmama çabası yaşıyorsunuz. Decollage Art Space’teki ilk temsilini izledikten sonra Ertanoğlu’yla Treplev üzerine konuştuk. Bu noktada Ertanoğlu’yle ilgili bir bilgiyi hatırlatmakta fayda var. Daha önce Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, KAM, Mutluyduk Belki Bugüne Kadar gibi oyunlarda performansıyla parlayan Ertanoğlu, Balat Monologlar Müzesi adlı projesiyle de oyuncu, yazar, yönetmen üçlemesindeki iddiasını göstermişti. Şimdi de çizgi ötesi işi Treplev’le izleyici karşısına çıkıyor.

Eğer klasik eser uyarlamalarından, tiyatroda çizgi ötesi işlerden, interaktif performanslardan hoşlanıyorsanız mutlaka izleyin. Spoiler vererek işin tadını kaçırmayalım. Ama Çehov’un unutulmaz karakteri Treplev’e bir de “nepo boy” olarak bakmaya ne dersiniz?

Treplev
Treplev

Treplev olağanüstü enerjik ve performans odaklı bir oyun. Hazırlık sürecinden bahseder misin öncelikle?

Decollage Art Space’in katlarını gezerken “Burada ne güzel oyun yapılır” diye Ümit ile aramızda konuştuğumuz ve Melisa’nın “Haydi yapalım” dediği andan, oyunun çıktığı güne kadar sanırım altı aylık bir zaman diliminde şekillendi her şey. Masa başı çalışmamız uzun ve keyifliydi. Metinle bu kadar haşır neşir olmak, sayfalar arasında bolca derine dalıp çıkmak sahneleme süresini hem rahatlattı, hem de hızlandırdı.

İlk iki kat Martı’yı tekrar okuyup, üzerine Treplev açısından düşündükçe kafamda şekillenmişti. Kaybeden ölü Treplev’in hikayesini yeniden sarmal bir döngüde aktarma niyetimiz vardı ve bunu asla melankolik ya da karanlık bir yerden anlatmak da istemiyordum. Absürd bir dünya kurmalıydık. Bunu, fiziksel anlamda bizi zorlayan, metnin çizgisini kaybetmeden Treplev’in hayatındaki her şey ve herkesle ilgili ironik bir tutumla nasıl aktarabiliriz kısmını araştırdık. Dolayısıyla şarkılar, akış ve dinamik birinci ve ikinci kat kısmını hızlıca toparlayıp kağıda dökebildim. Ümit’in kafasında da son partın da iç dinamiği yüksek, yüzleşme, sağaltma ve belki de bir anma ya da terapi seansı gibi olması fikri vardı. O da son katı bunun üzerine çok güzel kurdu ve metnin döngüsü de bu anlamda tamamlanmış oldu. 

Oyunu Decollage’ın üç katında birden oynuyorsunuz. Dolayısıyla izleyiciyi de peşinden sürüklüyor. Mekan seçimini buna göre mi yaptınız?

Mekanda başka bir etkinlik ile ilgili keşif yaparken bu fikir şekillendi. Yapımcımız ve oyunumuzun neredeyse diğer her şeyi Melisa Zeynep Şahin “Bu deliliğe birlikte kalkışalım” dedi. Girdiğinizde içinizde kelebekler uçuşturan, hayatın karmaşasından sizi koparıp, her şeye kısa bir mola verdiren çok güzel bir sanat mekanı Decollage Art Space. Kurucusu Victoria Şahin de bu çılgınlığı yapmamız için bize mekanını açtı, destek oldu, yanımızda oldu. Biz de seyirciyi bu ortak çılgınlık girişimine dahil etmeye çalışıyoruz.

Çehov’a Güncelleme Geldi: Treplev
Treplev

Treplev, Martı’nın bir günümüz uyarlaması ama günümüz derken basbayağı 2024 gibi. Günümüzün ilişki kavramları, ghosting’ler, nepo baby’ler havada uçuşuyor. Nasıl çıktı bu fikir ortaya?

Geleneksel yapı ve o yapı üzerinden kurulmuş işler tabi ki değerli ve önemli ama bizi kaşıyan, bu klasik metni günümüzün kafasıyla okumaya iten şey Treplev’in derdi ile aynı; yeni fikirler, yeni katlar ve arayışlar. İzlerken sıkılmadığımız, farklı bir izleme deneyimi sunan işler bizi heyecanladırıyor. Martı’yı da günümüzden okurken böyle bir yerden, bugünden bakarak kurma fikri bizi heyecanlandırmıştı. Bugünden bakınca Treplev bayağı bir nepo baby, Nina onu ghost’luyor ve cringe’lik soslu bir aile yapısı ile de karşı karşıyayız ayrıca.

Martı’yı daha önce okuyanlar çok eğlenecek. Peki hiç okumamışlar?

Aslında Martı’nın akışı, bir noktada oyunda da geçen sözler üzerinden alıntı yaparsak Esra Erol’un programındaki hayatlardan pek de farklı bir noktada değil. Ünlü bir kadın oyuncunun yazar olmaya çabalayan, hayatı bocalama üzerine kurulu oğlu, onun karşılık bulmayan saplantılı aşkı, annesinin uzatmalı sevgilisi ile aşık olduğu kadının yasak ilişkisi, kahyalarının kızlarını ünlü oyuncunun oğluna yamama çabaları kısacası gerçek hayatta ya da dizilerde sıkça gördüğümüz şeylerden kurulu bir hikayesi var. Okumamışlar için de bu ilişki ağı ilgi çekici olabilir.

Martı defalarca oynanmış bir oyun. Hem Türkiye’de hem de dünyada. Çehov da aynı şekilde oyuncular tarafından ezberlenmiş bir isim. Bunun modern bir yorumunu yazmak nasıl bir risk oluşturuyor?

Bir kere Çehov’u mezarında ters döndürme riskimiz vardı. Modern bir dil kurmaya çalışırken metnin özünü kaybetme olasılığı bizi düşündürmüştü özellikle. Dolayısıyla haritamıza hep sadık kaldık ve metnin bize günümüzde rehberlik ettiğini unutmadan uyarlamaya çalıştık.

Sence izlese Çehov ne derdi?

“Oh, evet nihayet biri komedisini yapmış” dese harika olurdu sanki. Biz de metinle uğraşırken cümlelerin, ilişki örgülerinin, anne oğul ve Trigorin – Treplev hatta Nina – Arkadina arasındaki çekişmelerin inanılmaz absürd olduğunu konuşup durduk ve bol bol da kahkaha attık.  

Çehov’a Güncelleme Geldi: Treplev
Treplev

Senin gözünde Treplev nasıl biri?

Treplev cesur biri. Düşündüklerini, tüm çevresini karşısına alma pahasına özgürce söyleyen bir nepo boy. O kısacık hayatında kendisi gibi olmaya çalışmış, bundan ödün vermemeye uğraşmış biri. Kendi sesinin, üretiminin peşinde koşanlara da kendi hikayesi üzerinden ilham veren biri. “Yeninin peşinden koşabilir, kalıplaşmış fikirlerin dışına çıkabilirsiniz çünkü bunu arayanlar var, yalnız değilsiniz” diyen biri.

Oyunda, Trigorin’i izlerken bugünün oyuncularından bir serzeniş duyuyoruz. Aynı şekilde Arkadina’yı izlerken de yaşla birlikte sektörün dışına itilen bir sahne yıldızını görüyoruz. Nina’nın dertleri ise ayrı. Her karaktere aynı mesafede durmayı ve iç dünyalarına girmeyi nasıl başardın? İçten içe şuna daha yakınım dediğin bir karakter olmadı mı?

Hepsine yakınım. Hatta çoğunlukla Treplev’im belki de. Nina, Arkadina, Trigorin, Sorin hepsinde kendimi gördüğüm, kendimizi gördüğümüz çok nokta var. Sektörümüz açısından da aynı şeyleri yaşıyoruz kadın olarak, neredeyse hayatın her alanında yaşadığımız gibi. Kadın oyunculara dayatılan zorunluluklar saymakla bitmiyor. Hiçbir zaman yeterince zayıf, yeterince lead, yeterince genç, sarışın ya da yeterince güzel olmuyoruz birilerinin gözünde. Oynayacak kadın başrol bulmak, bunun seçmesine katılmak bile zaman zaman uzak bir hayale dönüşüyor. Belki de günümüz yazarları için kadın başrol yazmak erkek başrol yazmak kadar eğlenceli değildir bilemiyorum.

Çehov’a Güncelleme Geldi: Treplev
Treplev

Spoiler vermeden sorayım. Neden Britney Spears?

Çünkü ben bir Britney fanıyım. MTV’de onun klipleriyle, şarkılarıyla büyüyen bir nesiliz ve Britney’nin askerleriyiz. Bir de “Gimme More” tam da Treplev için yazılmış sözlerden oluşuyor sanki. Hep daha çok isteyen, asla elindekiyle ya da sunulanla yetinmeyen, bunu çoğunlukla da sızlanarak anlatan Treplev için Gimme More biçilmiş bir kaftan.