Alice Shirley’in Güney Afrika Gezisi Saatte

Claude Joray

Akasya ağaçlarının arasından yükselen zarif bir zürafa başı… Hermès Arceau The Three Graces’in 195 ahşap elementinin kullanıldığı kadranı, artistik zanaatlı saat örneklerine bir yenisini ekliyor.

Üç Güzeller (The Three Graces) olarak bilinen güzellik, zarafet ve dostluğun tanrıçaları olan Kharitler, Zeus’un ve tanrıça Eurynome’un kızları… Bu üç zarafet tanrıçasının en genci olan Aglaie parlaklığı, Euphrosyne sevinci ve neşeyi, Thalia ise çiçeklenmeyi temsil eder. Yunan mitolojisinde bahsi sıkça geçen bu tanrıçalar; güçleri, kadınsı özellikleri, saflıkları ve elbette ki güzellikleriyle de sanat tarihinde karşımıza çıkıyorlar. Çalgı çalıp şarkılar söyleyen bu üç tanrıçanın ışıltıları Olimpos Dağı’nın tepesinden mozaiklere ve pek çok tabloya yansır. Hermès’in yeni saat modeli Arceau The Three Graces’teki “The Three Graces”in kökleri de buraya dayanıyor, fakat saat kadranının öyküsü bundan biraz farklı.

Hermès Arceau The Three Graces kadranı, ilhamını Londralı sanatçı Alice Shirley’in Hermès için tasarladığı fulardan alıyor. Shirley, bir Güney Afrika gezisi sırasında akasya ağaçları arasında gezinen üç zürafa görür. Sanatçı bu uzun boylu ve zarif mahlukların ağaçlarla olan zarif ve şiirsel ilişkilenmesini fular tasarımlarına taşır; zürafaların narin bir kadın gibi uzanan boyunları da oradan Hermès Arceau The Three Graces’in kadranına taşınır.

Markanın Métiers d’Art serisindeki, ikonik ipek fular tasarımlarından ilhamla üretilen kadranlara halihazırda aşinayız, fakat Hermès Arceau The Three Graces ile artistik kadran tasarımı farklı bir boyuta taşınıyor desek yeridir. Önceki satırlarda Shirley’in gezinti sırasında üç zürafa gördüğünü söylemiştik, kadranda ise yalnız birine odaklanılıyor. Zarif bir zürafanın başı kadranda ahşap kakmacılıkla hayat buluyor. Bunun için Amerikan ceviz ve akçaağaçlarından, Avrupa çınar ve lale ağaçlarından elde edilen 195 element kullanılmış. Elde edilen dokuyla hayvanın kürkü gerçekçi ve ipeksi bir şekilde temsil edilmiş. Zürafayı çevreleyen akasya ağacının temsili ise kontrast oluşturması için daha canlı renklerde boyanmış. Ağaçlardaki ışıltılı etkinin elde edilmesi için bakır lekelerin eritildiği aventurin üzerine elle boyama uygulanmış. Her iki temsil de bu aventurin kadrana yerleştirildiği için zürafa yıldızlı bir gökyüzüne bakıyormuş gibi duruyor. Peşi sıra gelen katmanlar önce minik bir fırça ile boyanmış, sonrasında da bir fırında belli bir ısıda kurutulmuş. En nihayetinde de 82 pırlantadan oluşan 38 mm kalınlığındaki beyaz altın kasa ile çerçevelenmiş.

Fotoğraf: Claude Joray

Peki, bu zarif kadranda zaman nasıl akıyor? Safir kristal kasa arkasında –evet, saatin ön yüzü kadar şık– 50 saatlik güç rezervine sahip otomatik Hermès H1912 mekanizmayla karşılaşıyoruz. Mekanizma, tüm köprüleri beyaz renkte olan bir ana plakaya ve Hermès’in logosunun işlendiği rotorla göz alan süslemelere sahip. Kadranın mavi kadranını vurgulayan lacivert safir timsah derisi kayış da Hermès Horloger atölyelerinde üretilmiş. Hermès Arceau The Three Graces, 24 adetle limitli bir seri.

Bir zürafanın narin boynunu Hermès kadar kimse değerlendiremezdi sanıyoruz; kadrana biraz daha baksak sanki her şey düzelecek.