OOOMS Dutch Design Studio, Hollandalı bir çiftin güçlerini birleştirerek kurduğu bir tasarım stüdyosu. Müşterileri arasında Adidas, Hugo Boss, Guggenheim Berlin, Rossana Orlandi, 3M, Hollanda Kraliçesi Máxima ve dahası bulunuyor. Ancak birkaç yıl öncesine kadar zekâ dolu, yaratıcı ve biraz da oyuncu tasarımlarıyla göze çarpan marka, radikal bir yol ayrımına gidiyor ve ürün gamını bıçaklarıyla yeniliyor.

Kendilerini yin ve yang olarak tanımlayan Guido Ooms ve Karin van Lieshout, zıt kutuplu karakterleriyle birbirlerini tamamlayan bir çift. Guido’nun tutkusu geçmişi keşfetmek ve yeni şeyler yaratmak. Bir köşeye atılmış, işlevini yitirmiş parçalar
tasarımcının zihninde ve ellerinde yeniden hayat buluyor. Hurdalıklar ve bitpazarları favori uğrak yerlerinden. Sürekli yaratma, yapma ve icat etme isteği sadece tasarımlarına değil üretim süreçlerine de etki ediyor. Örneğin televizyon kutusundan çıkan strafor köpük sizin için ne anlam ifade ediyor? Ooms’a göre doğru kesim ve yapıştırıcıyla bu malzeme harika bir vazo olmaya aday. Kendisi sadece ürün tasarlamıyor, onları hayata geçirecek süreçleri ve makineleri de tasarlıyor. Karin
ise organizasyonda, planlamada ve detaycılıkta ön plana çıkıyor. E tabii bu meziyetler hem tutkusu olan yemek yapmada hem de OOOMS’taki görevinde ona yardımcı oluyor. Yaptıkları iş için doğru metaforu bulmuşlar. Karin’e göre iyi bir bıçakla lezzetli bir yemeğin süreçleri oldukça benzer. İkisi için de malzemeleri önceden planlamak, doğru oranda ve doğru zamanda kullanmak gerekiyor. Karin’in detaycılığı ve gerçekçiliği Guido’yu bazen zorlasa da aslında bu onların ortaya hem yaratıcı hem de fonksiyonel parçalar çıkarmalarını sağlıyor.

2010 yılında OOOMS’a stajyer olarak başvurduğumda, bu çiftin sıcaklığı ve yaptıkları işe olan tutku aramızdaki yazışmalardan bile anlaşılıyordu. Daha ilk günden Guido ve Karin’in masa başında oturmayı seven, geleneksel tasarımcılar olmadığını anladım.
Eindhoven’da, eski bir Philips fabrikasından dönüştürülen kolektif bir tasarım pasajında kendilerine ait bir ofis-atölyeleri vardı ve atölye onlar için âdeta meditatif bir alandı. Bazı üç boyutlu tasarımları bilgisayar üzerinde çalıştıktan sonra atölyeye
kapanıyor, Guido’nun icadı olan kesme makinasının başına geçiyor, zımpara yapıyor ya da lamba kumluyorduk. Meditatif demiştim değil mi? Öğle aralarındaysa bu harika çift bana sıkılmadan bisiklet sürmeyi öğretiyorlardı. Bir patronunuzun bisiklet selenizi
tutarken diğerinin sizi videoya çekmesi pek sık görülen bir şey değildir.

Şimdilerde Güney Hollanda’da Geldrop isimli küçük bir köye taşınan çiftin atölyesi ve ofisi arka bahçelerinde. Hal böyle olunca bu keyifli ortamdan ve keyifli ikiliden tabii ki harika işler çıkıyor. Zihinleri ve elleri aynı anda meşgul. Sadece tasarım ve üretim değil, Design Academy Eindhoven ve University of the Arts Utrecht’te eğitmenlik de yapan Guido ve Karin, dünyanın dört bir yanında atölyeler düzenliyor ve tasarım projelerinekatılıyor.