Saatolog.com.tr Logo

Hatırlamanın Yeşil Patikaları: Rooted: The Garden Within

6 Mart 2026
Hatırlamanın Yeşil Patikaları: Rooted: The Garden Within
İçimizdeki bahçeyi hatırlatan bu sergi, doğayı bir manzara olarak değil; hafızanın, kırılganlığın ve yeniden kök salmanın metaforu olarak yeniden düşünmeye çağırıyor.

Emirgan’da zamanın biraz daha yavaş aktığı fikrine kim hayır diyebilir? Boğaz’ın serin nefesinin sahilden o dar sokaklara aktığı köşede Şule Gazioğlu Gallery’nin kapısından içeri giriyorum. İstanbul’un parlak kış mavisi bir anda arkamda kalıyor ve kendimi gölgeli, koyu yeşil bir ormana adım atmış gibi hissediyorum. Galeri görece küçük ama hissi tam tersi… İlk adımda beni hızlıca hikayesinin orta yerine çeken serginin ismi  “Rooted: The Garden Within”. Tıpkı ismindeki gibi… Dışarıdaki doğayı anlatmaktan ziyade, içimizdeki o sessiz, yeşil ve derin varlık alanını hatırlatmak için kurulmuş bir sergi alanı… Kafamı her çevirdiğimde kendi köklerimdeki bir başka hatıranın içine savrulduğumu söylersem abartmış olmam.

Sahi, kök salmak ne demek? Sadece bir toprağa ait olmak mı, yoksa bir anının, bir kokunun ya da bir sesin içinde filizlenip boy atmak mı?

Hatırlamanın Yeşil Patikaları: Rooted: The Garden Within
Rooted: The Garden Within

Durağanlığın İçindeki Fırtına

Modern dünya, bizden sürekli bir “yönlendirilmiş dikkat” talep ediyor. E-postalar, bildirimler, bitmek bilmeyen toplantılar… Zihnimiz, bu yoğun uyaran sağanağı altında yoruluyor, tükeniyor. İşte tam bu noktada, Dikkat Restorasyonu Kuramı (ART) devreye giriyor ve diyor ki; doğaya bakmak, gökyüzünde süzülen bulutları ya da bir esintide hışırdayan yaprakları izlemek, zihnin “yumuşak bir büyülenme” haline geçmesini sağlar. Bu hal, zihnin dinlendiği, kendi içine dönüp yansımalarını izlediği bir mola yeridir.

Sergi salonunda Işık Güner’in, Annette Louise Solakoğlu’nun, Yunus Karma’nın ve Elena Tash’ın eserleri arasında dolaşırken, aslında sanat izlemiyoruz. Biz, o kaybolmuş hatıraları ve çocukluk izlenimlerini canlandıran zamansız bir bahçenin içinde, zihinsel bir onarım sürecine giriyoruz. Bilimsel araştırmalar, doğada (ya da doğayı temsil eden bir sanat eserinin önünde) geçirilen vaktin, özellikle 30 dakika ve üzerindeyse, bilişsel performansı ve ruh halini belirgin şekilde iyileştirdiğini söylüyor. Haftada en az 120 dakikayı doğada geçirenlerin kendilerini çok daha sağlıklı ve zinde hissettikleri de artık bir sır değil.

Peki, bu sergi neden sadece bir doğa sergisi değil? Çünkü buradaki doğa, dışsal bir tema olmaktan çıkıp insanın iç dünyasında kök salan psikolojik bir varlık alanı…

Hatırlamanın Yeşil Patikaları: Rooted: The Garden Within
Fotoğraf: Elena Tash
Hatırlamanın Yeşil Patikaları: Rooted: The Garden Within
Fotoğraf: Elena Tash

Işık Güner: Vahşi Doğanın Bilimsel Şiiri

Işık Güner’i dinlerken, mesleğine duyduğu o tutkulu sadakat etkiliyor insanı. O, bir bitki ressamı… Bitkiyi kayıt altına almanın, onun karakteristik özelliklerini teşhis ve tanım için birebir boyutta, her biri ölçekli şekilde kağıda dökmenin peşinde. Sanat, onun için sanki ikinci bir kas gibi çalışıyor; asıl olan bilim, asıl olan o bitkinin morfolojik gerçekliği.

O, biyolojik çeşitliliğin sessiz bir görsel arşivini tutuyor. Türkiye Süsenleri ya da 2025 Japonya yolculuğunda hayat bulan Zambaklar serisi, ziyaretçiye doğanın titiz bir gözlemle kaydedilmiş kırılgan yönlerini sunuyor. Güner, “Benim ilgi alanım tamamen vahşi bitkiler” diyor. Gaziantep’in bir tepesinde, Hakkari’de ya da deprem sonrası Hatay’da gördüğü o vahşi bahçeler, onun gerçek bahçe tanımı.

Sanatçı sulu boyasıyla, bitkinin sadece o anki halini değil, topraktan çıkışından meyve verişine kadar olan tüm o yaşam döngüsünü anlatıyor. Fotoğraf bir anı yakalarken, onun resmi süreci yalınlaştırarak arşive dönüştürüyor.

Hatırlamanın Yeşil Patikaları: Rooted: The Garden Within
Rooted: The Garden Within
Hatırlamanın Yeşil Patikaları: Rooted: The Garden Within
Rooted: The Garden Within

Annette Louise Solakoğlu – Memento Mori ve Tarayıcının Işığı

Annette Louise Solakoğlu’nun dünyasına girdiğimizde, bizi karşılayan sadece çiçekler değil; zamanın o durdurulamaz akışına karşı çekilen dijital bir set. Bir fotoğrafçı ve film yönetmeni olan Solakoğlu, New York’taki stüdyosunda bulunan film tarayıcısını, doğanın geçiciliğini ebedileştirmek için bir araca dönüştürmüş. Sanatçı, “skenogram” adını verdiği büyüleyici teknikte, çiçekleri merceklerin arasına adeta birer şeffaf ruh gibi yerleştiriyor. Burada ışık, alışılagelmiş fotoğraf makinesinin objektifinden değil, bir tarayıcının camından, yani nesneye en yakın, en çıplak mesafeden süzülüyor.

İlhamını Hollandalı eski ustaların o vakur kompozisyonlarından ve meşhur memento mori felsefesinden alan Solakoğlu’nun çalışmaları, şu kadim gerçeği fısıldıyor: “Hatırla, her şey geçicidir”. Ancak bu bir yas ilanı değil; aksine, o geçiciliğin içindeki “an”ın bir nevi kutsanması.

Hatırlamanın Yeşil Patikaları: Rooted: The Garden Within
Rooted: The Garden Within

Peki, camın üzerinde titreyen bu bitki mimarisi, bize sadece ölümü mü anlatır? Yoksa çıplak gözle hiç göremediğimiz o en derin damarların, taç yaprakların saydamlığında gizlenen yaşama arzusunu mu? O inanılmaz canlılıktaki bitkilerin bir gün solacağını bilmek, onları tarayıcının ışığı altında dondurulmuş birer anıt haline getirirken; esere o uçuş uçuş ve kırılgan derinliği veren şey tam da bu kaçınılmaz son sanırım.

Annette’in çiçekleri hiç solmayacak. Onlar ışığın içinde asılı kalarak, sanatçının çocukluğundaki o koyu, bereketli toprağın ve büyükannesinin bahçesinin kokusunu bugünün dijital dünyasında yaşatıyor. Tarayıcının o soğuk ışığı altındaki çiçeklere bakarken içimi sıcacık hissettiren şeyin ne olduğunu hâlâ düşünüyorum.  

Hatırlamanın Yeşil Patikaları: Rooted: The Garden Within
Rooted: The Garden Within
Hatırlamanın Yeşil Patikaları: Rooted: The Garden Within
Rooted: The Garden Within

Yunus Karma – Kırılan Yerden Yeşermek, Kintsugi ve Yosun Heykeller

Sergide Yunus Karma’nın “Kintsugi Yosun Heykel” koleksiyonu, doğayla kurduğumuz ilişkinin ne kadar içgüdüsel ve bedensel olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Karma, 28 yılı aşkın çiçek tasarımı tecrübesiyle, geçmişte farklı işlevleri olan küpleri, şoklanmış gerçek yosunlarla birleştirmiş. Kintsugi felsefesi, kırılanı atmamak, aksine o kırığı belirginleştirerek güzelleştirmek üzerine kurulu.

Doğanın da yaptığı bu değil mi? Her kış bir yıkım, her bahar o yıkımdan fışkıran yeni bir hayat… Yunus Karma’nın küpleri, yosunları, dalları zamanın durdurulduğu anıtlar gibi… Bu anıtlar sergideki diğer çalışmaları birbirine oldukça doğal şekilde bağlıyor. Ve sanki onlara dokunsak bizi kendi zihnimizde dondurduğumuzu bile fark etmediğimiz bir anımıza sıçratacak sanki… Gerçi bu sıçramayı dokunmadan da yaşadığımı söylemeliyim.  

Hatırlamanın Yeşil Patikaları: Rooted: The Garden Within
Rooted: The Garden Within

Elena Tash – Mitolojik Hafızanın Dokusu

Tekstil tasarımcısı Elena Tash ise doğanın ritimlerini vintage ve antika kumaşlar üzerinden yansıtan bir isim. Ural-Altay bölgesinden gelen zanaatkâr ruhunu, çocukluğundan beri ilgi duyduğu mitolojik sembollerle harmanlayan Tash, doğayı kültürel bir hafıza alanı olarak ele alıyor. Onun işlerinde her işaretin, her sembolün bir anlamı olsa da, her bakan kendine özel bir şey bulabilir. Onu giysem kumaşın dokusu tenimle bütünleşecek, renklerin ve desenlerin anlamlarıyla koruyucu bir kalkana sahip olacakmışım gibi…

Hatırlamanın Yeşil Patikaları: Rooted: The Garden Within
Rooted: The Garden Within

Peki, Bitkiler Hatırlar mı?

İnsan hafızası üzerine konuşurken, genellikle beyni ve sinir sistemini merkeze alırız. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar, “bitkilerde hafıza mümkün mü?” sorusuna şaşırtıcı yanıtlar veriyor. Beyni olmayan bitkiler, çevrelerinden gelen bilgileri algılayıp, anlamlandırıp hücrelerinde (belki zihinlerinde) biriktirebiliyormuş.

Örneğin, Venüs sinekkapanı bitkisi, kapanmak için yaprağındaki tüylere belirli bir süre içinde dokunulması gerektiğini yaklaşık 20 saniye boyunca hatırlarmış. Buğday bitkileri, çiçek açmadan önce bir kış geçirdiklerini hafızalarına kaydederlermiş. İtalyan ekolog Monica Gagliano’nun mimosa pudica (küstümotu) ile yaptığı meşhur deneyler, bitkilerin zararsız uyaranlara alışmayı öğrendiğini ve bu öğrenilmiş davranışı günlerce sürdürebildiğini kanıtlamış.

Hatırlamanın Yeşil Patikaları: Rooted: The Garden Within
Fotoğraf: Elena Tash
Rooted: The Garden Within
Fotoğraf: Elena Tash

Daha da etkileyici olanı, bitkilerin bu hafızayı sonraki nesillere aktarabilmesi. Epigenetik hafıza denilen mekanizma sayesinde, bir bitkinin kuraklık ya da yüksek tuz seviyesi gibi stres faktörlerine karşı geliştirdiği savunma yanıtları, kimyasal işaretler yardımıyla genlerin çalışma şeklini etkiliyor ve bu bilgi yavrulara bile geçebiliyormuş. Yani bitkiler, sadece kendileri için değil, gelecek kuşakları için de bir hafıza bankası olabiliyormuş. Ağaçların yapraklarıyla şarkı söylediğine inanan biri olarak bilim geliştikçe biz zavallı insanoğlunun bitkilere dair daha nefes kesici bilgiler öğreneceğimizi düşünenlerdenim. Kim bilir, ona dokunan benim de hatıralarımı depoluyor olabilirler…

Bitkisel zekâ ve onların hafızalarına dair bu tartışmalar bir kenarda dursun, Şule Gazioğlu Gallery’deki “Rooted: The Garden Within” sergisinin sizi de kendinizden bile sakladığınız bir -belki daha çok- anınızın orta yerine ışınlayacağını düşünüyorum.

Bunu test etmek için 19 Mart’a kadar zamanınız var. Ve Emirgan’ın kıştan bahara dönen kokusunu ciğerlerinize çekmek için…

Piyalepaşa’da Bir Simya Alanı: Leyla Emadi ile “Hemhal” Olmak

İstanbul Mart Ayı Etkinlik Rehberi

David Lynch: Görünenin Altında Kalan