Betonun ağırlığı ile ipliğin hafifliği arasında salınan “Hemhal”, Leyla Emadi’nin zıtlıkları çatıştırmak yerine aynı terazide tutarak kurduğu o kırılgan ama güçlü dengeyi MERKUR’de görünür kılıyor.

Dışarıdan bakıldığında mesafeli bir ışıltıya sahip gibi görünen, benim için “aile apartmanı” sıcaklığındaki Piyalepaşa’nın sokaklarından geçip MERKUR’ün kapısından içeri adım atıyoruz. Leyla Emadi, altıncı kişisel sergisi Hemhal / Blended in Balance ile hayatın paradokslarından biriyle yüzleşeceğiz. Zıtlıkların içinde nasıl bir bütün oluruz?.. Tıpkı buraya gelirken hissettiğim mesafeli ve sıcak duygu gibi; ağır ve hafif… Sabit ve akışkan… “Hemhal” , betonun ağırlığı ile ipliğin hafifliğini, küfi yazının sert köşegenliği ile Sufi düşüncenin akışkanlığını aynı kapta eriten bir simya alanı.

leyla emadi hemhal 08 edited
Leyla Emadi Hemhal

“İki Vatan, Tek Ruh” ve Leyla Emadi Kimdir?

Sanatçıyı henüz tanımayanlar için öncelikle Leyla Emadi’nin dünyasına girelim. Onun hikayesi Ankara’da başlayıp kökleri İran’a uzanan bir kimlik haritasını okumak gibi. Emadi, 1977’de, her iki ülkenin de siyasal ve ideolojik olarak en çalkantılı dönemlerini yaşadığı yıllarda dünyaya gelir. Bir tarafta İran’daki rejim değişikliğinin getirdiği mecburi götürüler, diğer tarafta Türkiye’nin askeri darbe yılları… Böylesine sert yıllarda, üstelik iki vatanlı, yani öteki olmak hali; Emadi’de bir eksiklik olmamış, aksine zenginlik katmış.

Eğitim yolculuğu Los Angeles Pierce College’da 3 boyutlu sanatla başlamış. Ardından Yeditepe Üniversitesi’nde Prof. Özdemir Altan ve Prof. Zahit Büyükişleyen gibi ustaların atölyelerinde devam etmiş. Onun sanatını estetik bir kaygıdan öteye taşıyan ise, Yeditepe’de tamamladığı “Travma’nın Karakter Yapılarına Etkisi ve Sanatçılar Üzerindeki Yansıması” başlıklı doktora tezi olmuş.

leyla emadi hemhal 11
Leyla Emadi Hemhal

Sertliğin ve Yumuşaklığın Dansında Bir Sanat Anlayışı

Emadi, kendini bir tahterevallinin iki ucunda gidip gelmeye çalışan birine benzetiyor. Bir yanı son derece net, sert ve disiplinli; diğer yanı su gibi akışkan, renkli ve yumuşak. Bu karakter özelliği işlerine de yansıyor. Sanat pratiğinde malzeme, kavramdan sonra geliyor. Önce mesele zihinde beliriyor, sonra o mesele en iyi hangi maddeyle hemhal olacaksa o seçiliyor.