Hareket Eden Anılar

Borusan Contemporary ve Contemporary Istanbul Vakfı işbirliğinde düzenlenen “Hareket Eden Anılar” sergisini Fişekhane bünyesinde yer alan sanat alanı Cocoon’da 6 Ağustos’a kadar ziyaret etmek mümkün.

Teknolojinin hatıralarımızda, duygularımızda yahut kent belleğindeki yerini özellikle İstanbul gibi çok kimlikli metropollerin belleği üzerinden deneyimlemek istiyorsanız küratörlüğünü Ayça Okay’ın üstlendiği “Hareket Eden Anılar” sergisi aradığınız sanat etkinliği olabilir. Sergide Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan on altı esere yer veriliyor. Tıpkı İstanbul gibi çok katmanlı kentlerin barındırdığı duygular, hatıralar, sosyokültürel geçmiş ve doğanın kentsel dokuyla uyumu gibi meseleler üzerine düşünen sergide yer alan eserler bir yandan da Fişekhane’nin tarihi dokusu ve mimarisi ile bütünlük kuruyor.

Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nda yer alan fotoğraflar ve yeni medya alanındaki eserlerden derlenerek hazırlanan sergi, artık bir güncel sanat malzemesi haline gelen teknolojinin gelişim yolculuğuna da tanıklık ediyor. Aslına bakılırsa serginin mekânı da bu yanıyla hayli anlamlı oluyor: Gökdelenler arasında tarihi yapısıyla Fişekhane… İşte buradan yola çıkarak teknolojinin günlük yaşamdaki devinimi; kent sakinleri, şehrin sosyokültürel birikimi, psikolojisi ve bulunduğu coğrafyayla birlikte ele alınıyor. İnteraktif bir deneyim sunan sergi için Ayça Okay, “Sanatseverler serginin bir parçası olacak. Hatta kimi zaman esere yön verebilecek” değerlendirmesinde bulunmuştu. Bu interaktif deneyimlerden biri de kendi tablonuzu yaratmanız oluyor.  

Borusan Contemporary, “Hareket Eden Anılar” sergisini görmeden önce mutlaka okumanız gereken birkaç bilgiyi de bir araya getirmiş. Bizim de aralarından seçtiklerimiz şöyle:

  • 21. yüzyıldaki kent olgusu ve ardındaki kavramlara, Yeni Medya sanatı üzerinden bakan sergi, Italo Calvino’nun Görünmeyen Kentler kitabına paralel bir anlatıya sahip.
  • Görünmeyen Kentler, Marco Polo’nun konuğu ya da tutsağı olan İmparator Kubilay’a gezdiği kentlerden bahsettiği bir anlatıdır. Bu kentler pek çok yapı malzemesinin karışımından, ruhtan fakat daha çok hayalden ve rüyadan yapılmış kentlerdir.
  • Michael Wolf’un “Yoğunluk Mimarisi” serisinden fotoğraflar, kilometreye yaklaşık 7.000 kişinin düştüğü Hong Kong’dan antropolojik bir analiz sunuyor.
  • Ivan Navarro’nun ışık yerleştirmesinde ise kimi zaman ezici ve boğucu hale gelen megakentlerden doğaya kaçma arzusuna benzeyen bir duygu gizli.