175 Yıllık Saatçiliğe Yeni Övgüler

Nomos Glashütte, Saksonya saatçilik geleneğinin 175. yılı anısına bu kez 3 yeni Club Automatic modelini piyasaya çıkardı.

Nomos Glashütte, Almanya‘nın Glashütte kentinde 175 yıllık tarihi bulunan saatçilik geleneğini onurlandırmak için önce Ludwig, ardından Lambda koleksiyonlarına eklenen yeni modelleri duyurmuştu. (Glashütte saatçiliğinin 175 yılını değerlendirdiğimiz bir yazıyı Saatolog 2020 sayımızda bulabilirsiniz.) Şimdi ise limitli sayıda 3 yeni Club Automatic modelini duyurdu.

Nomos Glashütte Club Automatic saatleri; siyah oniks (onyx black, Ref. 753.S1), lacivert (navy blue, Ref. 753.S2) ve zeytin yeşili (olive green, Ref. 753.S3) olmak üzere her biri 175 parça ile sınırlı üç yeni renk seçeneğiyle piyasaya çıkıyor. Saatlerde kullanılan mekanizma ise, markanın 2005’te tanıttığı ilk otomatik mekanizması DUW 5001.

Nomos Glashütte’nin kurucusu Roland Schwertner, markayı kurduğunda Berlin Duvarı’nın yıkılışının üzerinden henüz bir yıl geçmişti. Batı Almanya’dan bir girişimcinin Doğu Almanya’da saatçilik şirketi kurması önce yöre halkı tarafından tepkiyle karşılansa da, 176 yıl önce Ferdinand Adolph Lange’nin (A. Lange & Söhne’nin kurucusu) açtığı Glashütte saatçiliği yolunda kararlılıkla yürümesi sayesinde Nomos Glashütte bölgenin en çok üretim yapan saat üreticisi konumuna ulaştı. Marka artık Glashütte saatçiliği denince akla ilk sırada gelen iki markadan biri.

Saatlerinde mekanizma dahil bütün parçaları kendi üreten ve Almanya’nın en büyük saat üreticisi olan Nomos Glashütte, kurulduğu günden beri sadelikten yana oldu. Bunu da Bauhaus akımından hiç ayrılmayarak ve aslen saat tasarımcısı olmayan endüstriyel tasarımcılarla çalışarak sağladı. Nomos Glashütte saatlerinin kendine has sadelik anlayışında ise her zaman bir derinlik ve markanın saatlerindeki boşluklar üzerinde bile uzun uzun düşünüldüğünü gösteren incelikler vardır. Nomos Glashütte tasarımcılarından Thomas Höhnel’in dediği gibi “çok temiz, sakin, saf ve Alman” oluşu markanın temel yapı taşlarını oluşturuyor.

Elbette tasarım estetiği dendiğinde akla gelen en önemli özelliklerden biri de Bauhaus Okulu, Werkbund Akımı ve Ulm Tasarım Okulu’nun mirası olan modernist tasarım anlayışı oluyor. Bauhaus, 1920’lerde ortaya çıktı ama aradan geçen yüz yıldan fazla zamana rağmen tazeliğini ve güçlü enerjisini hiç kaybetmedi. 

Club Automatic modellerinde de bu anlayışın yeni bir yorumunu görmek mümkün. Özellikle gereksiz hiçbir şeyin olmadığı bir felsefenin en somut örneği olarak zirvede duran siyah oniks modelinde yalınlık ve en yüksek düzeyde okunurluk göze çarpıyor. Saat 6 yönündeki küçük saniye alt kadranındaki dairesel oyuklar Japon Zen kum bahçelerindeki gibi bir görünüme sahip. Küçük saniye ibresi de bu durumda bahçe düzenlemesi için tırmık görevini almış gibi duruyor. 

Son olarak 40 mm çapındaki bu modellerin her biri kendi güzel aksesuarı ile birlikte yani hem zarif hem de tamamlayıcı kayış ve bilezikle birlikte sunuluyor: Zeytin yeşili ve lacivert modeller için sırasıyla açık gri ve mavi-siyah bez kayış; siyah oniks versiyonu için çelik spor bilezik. Bu saatler mart ayından itibaren saat mağazalarında ve Nomos Store’da 1.960 Euro’dan başlayan fiyatlarla satışa sunuldu.