Prof. Dr. Aylin Seçkin ile yeni kitabı Sanatın Ekonomisinden yola çıkarak Türkiye’de ve dünyada sanatın değerlemesi üzerine konuştuk.

Aylin Seçkin Georges

Fotoğraflar: Serkan Eldeleklioğlu

Ekonominin farklı disiplinlerle ilişkisi üzerine çalışan Aylin Seçkin’in yolu sanatla ilk kez, Paris’e 2006’daki gezisi sırasında kesişmiş. O zamanlar Pompidou’da bir sanat öğrencisi grubunun peşine takılıp gezen Seçkin’in grupta bir davetsiz misafir olduğu anlaşılınca gezisi sonlanmış, fakat bu son Aylin Seçkin için bir başka yolculuğun başlangıcı olmuş. O gece ekonomist bir bakış açısıyla sanata bakan Seçkin’in uykusu, “Louvre Müzesi’nin sermayesi ne kadardır, bizim kültürel sermayemiz nedir, müzedeki eserler ne kadar eder” gibi sorularla kaçmış. Türkiye’ye döndüğünde de bu alandaki ilk adımlarını atmaya başlamış.

Hızlıca akademik okumalar yapmış, Erdal Atukeren’le birlikte ARTSA Türk Sanat Piyasası Endeksi’ni yayınlamış, o dönem bu iş çok ses getirmiş. Bu çalışma kapsamında müzayede evlerinin eserleri sıralama düzeneğinden kadın-erkek sanatçı farkları, Merkez Bankası’nın birtakım verilerinin sanat eseri satışlarına etkisinin olup olmadığı gibi konular hakkında pek çok konu araştırılmış. Seçkin’in verdiği sanat ekonomisi dersleri her sene gelişerek evrilmiş; öyle ki sanal müzayede oyunu düzenledikleri eğlenceli anlara bile varmış. Üstelik, öğrencileri yaklaşan bir müzayedenin sanal oyunu olan bu müzayedede doğruluk payı yüzde 80’e varan fiyat tahminleri yapmışlar.

Bir yandan Contemporary Istanbul anketiyle sanatı kimler takip ediyor gibi verileri toplarken bir yandan da Eskişehir Odunpazarı Müzesi civarında yaptıkları bir araştırmayla, bir müzenin çevresindeki esnafa olan katkısını incelemişler. Seçkin, yapay zekâ projesi CroMagnon Art’ı kurmuş. İTÜ Çekirdek’e kabul alan proje; iki yapay zekâ mühendisi, bir inşaat mühendisi ve Aylin Seçkin’in dahil olduğu bir girişim.

Aylin Seçkin Georges

Gelelim Sanatın Ekonomisi’ne; kitabın kapağını açmak, bir müzede hayranlıkla incelediğim tablonun bir köşesinde gizli bir kapı keşfedip hiç bilmediğim bir dünyaya doğru bir adım atmaya benziyor, çünkü sanat eserlerinin ardında uçuşan banknotlar epeyce yabancısı olduğum bir alan. Aylin Seçkin, bu yolculukta okurunu, sanatın finansal olarak değer kazanışını tarihsel süreç içerisinden ele alıp başta sanatçılar olmak üzere galeriler, müzayede evleri, müzeler ve koleksiyonerler gibi sanatın paydaşlarının olduğu canlı bir mutfağa götürüyor. Kitap, akademik bir makale değil, okurla sohbet edermiş gibi bir his yaratan yalın ve anlaşılır bir dille yazılmış.