İngiliz Kraliyet Ailesinin Denizci Emektarı: Britannia

“The Crown” dizisinde de sözü edilen Britannia süperyatı, Kraliyet Ailesi’ne 44 yıl hizmet etmiş ve devlet hazinesine açtığı masraflar yüzünden 25 yıl önce emekliye ayrılmıştı.

İngiliz Kraliyet Ailesi her zaman dünyanın en çok merak ettiği hanedanlarından biri oldu. Her ne kadar yayınlanan haberlerde, belgesellerde ve son dönem gündem olan “The Crown” dizisinde hikâyeleri didik didik edilse de İngiliz Kraliyet Ailesi hâlâ gizemini koruyor. Bu gizemin en yakın şahitlerinden biri ise ailenin süperyatı Britannia. 44 yıl hizmet eden ve devlet hazinesine açtığı masraflar yüzünden 25 yıl önce emekliye ayrılan Britannia, ailenin emektarlarından biri olarak kabul ediliyor.

Britannia, nisan ayında 70 yaşına basacak. 70 yıllık geçmişinin 44 yılında hem kraliyet ailesinin üyelerine hem de İngiliz devletine hizmet eden Britannia tam anlamıyla bir asilzade ve çok özel bir süperyat. Bu özelliği sadece İngiliz Kraliyet Ailesi’ne ait olmasından kaynaklanmıyor. Aynı zamanda bir kraliyet ailesi için inşa edilmiş okyanus aşma kapasitesine sahip ilk süperyat olması onu benzerlerinden farklı kılıyor.

Britannia aslında İngiliz Kraliyet Ailesi’nin ilk yatı değil. Ailenin ilk yatı 1600’lü yıllarda hüküm süren Kral II. Charles’a aitti. Bu süreçte aile birçok farklı modelde ve boyutta yata sahip oldu. Britannia’dan önceki kraliyet yatı Victoria & Albert ise halefinden biraz daha şanssız bir hayat sürmüştü. Kraliçe Victoria için inşa edilen Victoria & Albert, kraliyet ailesi tarafından yeterince güvenilir bulunmadığı için görevini hak ettiği kadar yerine getirememişti. Victoria & Albert’ın tadını en çok çıkaran Kral VII. Edward oldu. Edward, bu güzel yatla Akdeniz’in altını üstüne getirdi. Kraliyet ailesine 38 yıl boyunca hizmet eden Victoria & Albert, en sonunda 1939 yılında emekliye ayrıldı. Victoria & Albert, 1954 yılına kadar bir köşede sessizce bekledi ve onca şaşaalı hayattan sonra parçalanmak üzere bir tersaneye gönderildi.

Victoria & Albert emekliye ayrıldığı sırada İkinci Dünya Savaşı patlamıştı, Avrupa kıtasında kan gövdeyi götürüyordu. Bu süreçte kraliyet ailesi için yeni bir yat siparişi vermek söz konusu bile olamazdı. Kanlı geçen dört yılın ardından ortalık nihayet sakinleşti ancak bu kez büyük bir ekonomik kriz kıtayı etkisi altına almıştı. Avrupa ülkeleri dört yıl süren dünya savaşının ardından yaralarını sarmaya çalışıyordu. 50’li yıllara gelindiğinde ise biraz olsun rahat nefes alınabilir hale gelinmişti. Kötü günler geride kalınca İngiliz Kraliyet Ailesi yeni bir yat için sipariş vermek üzere harekete geçti.

(DAN GROSHONG/POOL/AFP , Getty)

Talihsiz Kral VI. George

Yeni yatın inşa edilmesi kararını o sırada tahtta oturan Kral VI. George verdi. İkinci Dünya Savaşı’nın kanlı günlerine şahit olan Kral VI. George yeni üretilecek yatın sadece ailenin keyfi için hizmet etmesi amacıyla değil, aynı zamanda gerektiğinde savaş zamanı cephede hastane olarak görev yapabilecek şekilde tasarlanmasını istedi. Bu dönemde Kral VI. George çok hastaydı ve hem aile hem de İngiliz halkı yeni yatın kralın sağlığına iyi geleceğini umuyordu. Ancak işler tahmin edildiği gibi gitmedi. Yeni yatın siparişi, o dönem İngiltere’nin en iddialı tersanelerinden biri olan John Brown & Co.’ya verildi. Yatın nasıl olacağı hakkında her türlü bilgi en ince ayrıntısına kadar tersaneye aktarıldı. Ancak sipariş verildikten iki gün sonra, 6 Şubat 1952’de Kral VI. George hayata veda etti. George’un ölümü kraliyet ailesinde hem büyük üzüntüye hem de karışıklığa yol açmıştı.

Sorun, George’un beklenmeyen ölümü sonrasında tahta kimin geçeceğiydi. Kral VI. George’un ağabeyi Edward, ailenin sert kurallarına baş kaldırmış ve sevdiği kadın uğruna çoktan tahtan vazgeçmişti. Durum böyle olunca geriye kalan tek varis olan Kral VI. George yönetime geçmişti. George’un iki kızı olmuştu: Elizabeth ve Margaret. 1926 yılında dünyaya gelen Elizabeth babasının biricik sevgilisiydi. VI. George’un hasta olduğu dönemde de Elizabeth hep babasının yanındaydı. Ancak VI. George henüz 56 yaşındayken hayata gözlerini yumunca kraliyetin başına geçmek için gözler tek bir kişiye çevrilmişti: 26 yaşındaki Elizabeth’e. Henüz hayatının baharında olan Elizabeth istemeye istemeye 1953 yılında taç giydi ve İngiltere Krallığı’nın kraliçesi oldu. Artık Elizabeth’i saray dünyasının kasvetli kurallarıyla dolu bir hayat bekliyordu.

İngiliz Kraliyet Ailesi tahta kimin geçeceği sorunuyla baş etmeye çalışadursun yeni yatın üretiminden vazgeçilmemişti. Daha önce dünyaca ünlü yatları suya indiren ve özellikle 1900-1950 yılları arasında dünyanın en prestijli tersanelerinden biri olarak nam salan Sheffield’daki tersane John Brown & Co. bir yandan yeni yatın üretimine başlamıştı. Kraliçe Elizabeth ise bu süreçte genç bir kadın olarak İngiliz siyasetinin kurtlarıyla oyunun kurallarını öğreniyordu.

İsim Annesi Kraliçe Elizabeth

Kraliyet ailesinin yeni yatının omurgası 1952 yılında üretilmeye başlandı. O dönem için çok iddialı olan pürüzsüz bir boyayla gövdesi boyanmış ve ortaya muhteşem bir yat çıkmıştı. Yat, 16 Nisan 1953’te suya indirilmeye hazırdı ancak ortada bir sorun vardı. Yatın adı hâlâ belli değildi. Hatta vaftiz töreninin yapılacağı gün gelip çattığında bile yatın bir ismi yoktu. Denizcilik dünyasında âdet olduğu üzere kraliyet ailesinin yeni yatı da suya inmeden önce vaftiz edilecekti. Vaftiz annesi de Kraliçe Elizabeth olacaktı. Vaftiz töreninde yine âdet olduğu üzere suya inen yatın gövdesinde bir şişe şampanya patlatılacaktı. Ancak büyük bir savaştan çıkan ve bunun ekonomik sıkıntılarını yaşayan ülkede şampanya çok lüks bir içecekti. Durum böyle olunca kraliyet ailesinin yeni yatının gövdesinde şişeyi patlatacak Kraliçe Elizabeth’in eline şampanya yerine daha makul bir içki olan şarap verildi. Kraliçe Elizabeth kraliyet ailesinin yatının ismine vaftiz töreni sırasında karar verdi. Elizabeth şişeyi yatın gövdesinde kırarken şöyle dedi: “Bu yata Britannia adını verdim. Başarılar dilerim.”

Britannia suya inmiş ancak inşası hâlâ tam anlamıyla bitmemişti. Vaftiz töreninin ardından üç adet direği dikildi, yelken donanımı yerleştirildi, son kez elden geçirildikten sonra 3 Kasım 1953’te ilk seyir denemesini İskoçya’nın batı kıyısında yaptı. Bu seyir de başarıyla tamamlandıktan sonra Britannia 11 Ocak 1954’te resmen İngiliz Kraliyet Ailesi’nin olmuştu. İlk uzun seyrini ise 14 Nisan’da Portsmouth’tan Malta’ya yaptı ve o yıllarda henüz küçük birer çocuk olan ve bugün tahtın başında bulunan Prens Charles ve kız kardeşi Prenses Anne’i, o sırada BM ülkelerini ziyaret eden anneleri Kraliçe Elizabeth ve Prens Philip’le buluşturdu.

126 metre boyundaki, üç direkli, içi Buckingham Sarayı’nı aratmayan Britannia aileye hem tatillerinde hem de resmi gezilerinde ağırladı. Yat, ailenin yeni evli çiftlerinin de balayı için tercih ettiği yer oldu. Britannia’da ilk balayı yapanlar ise Elizabeth’in asi kız kardeşi Margaret ve eşi Anthony Armstrong-Jones olmuştu. Kraliyet ailesinin en tartışmalı çifti Prenses Diana ve Prens Charles da balaylarını Britannia’da yapmakla kalmamış, ailece çıktıkları birçok tatili de bu güzel süperyatta geçirmişti.

Konu şu an kraliyet tahtına geçen Charles’a gelmişken küçük ama önemli bir ayrıntıyı da aktarmakta fayda var. Britannia’nın Prens Charles için ayrı bir özelliği daha vardı. Charles, Diana’yla 1981 yılında evlenmeden önce, 1969 yılında hayatının en büyük aşkı Camilla Parker Bowles’la Britannia’da düzenlediği bir partide tanışmıştı. Sıradan bir davet gibi görünse de bu parti yıllar sonra İngiliz Kraliyet Ailesi’nin fena halde karışmasına yol açan olayların ilk tohumlarının atıldığı yer olacaktı.

Yemen İç Savaşında Tehlikeli Görev

Britannia’nın geçmişi sadece kraliyet ailesinin şaşalı tatillerinden ibaret değil. Bu özel süperyat büyük bir kahramanlığa da imza attı. Ocak 1986’da Yemen’de iç savaş patlamıştı. Ve ülkedeki İngiliz vatandaşların acilen ülkeden tahliye edilmesi gerekiyordu. Bu amaç doğrultusunda Britannia 17 Ocak akşamı Khormaksar’a demir attı. Ve çok başarılı bir operasyonla 19 İngiliz vatandaşının yanı sıra onlarca farklı ülkeden 1.000’den fazla mülteciyi ülkeden tahliye ederek kanlı iç savaştan kurtulmalarını sağladı. Britannia bu tehlikeli göreviyle İngiliz halkını da onurlandırmıştı.

Britannia’nın kraliyet ailesini gezdirmek dışında çok önemli bir görevi daha vardı. O da tüm Avrupa’yı kırıp geçiren dünya savaşının ardından İngiltere’nin yıkılan ekonomisini düzeltmek için ticari anlaşmalara ev sahipliği yapmak. Bu amaçla Britannia süperyatı İngiltere’nin en önemli ticaret insanlarını anlaşmalar yapmak üzere denizaşırı ülkelere taşıdı, diğer ülkelerden önemli isimleri ağırladı. Bu organizasyonlar sayesinde Britannia sadece 1991-1995 yılları arasında İngiltere Maliye Bakanlığı’nın 3 milyar pound’luk kâr elde etmesini sağladı.

Ticari görüşmelerin yanı sıra İngiliz devletinin bazı çok önemli ziyaretleri de Britannia’yla gerçekleşti. Örneğin 1959 yılında Britannia Chicago’ya bir seyir gerçekleştirdi ve dönemin ABD Başkanı Eisenhower’ı ağırladı. 20 yıl sonra da Abu Dhabi’ye gerçekleştirdiği seyirle ilk kez Birleşik Arap Emirlikleri’ne demir attı ve çok görkemli bir akşam yemeğinde Şeyh Zayed Bin Sultan Al Nahyan ve cemaatine ev sahipliği yaptı. Gerald Ford, Ronald Reagan, Bill Clinton, Nelson Mandela, Winston Churchill gibi dünya siyasetinin önemli isimleri görevi süresince Britannia’nın konukları olmuştu.

Britannia, tam da kraliyet ailesine layık bir şekilde yüzen bir saraydı. Kraliyet yatak odaları, 56 kişilik yemek odası, kabul salonunun yanı sıra Kraliçe Elizabeth’in gittiği yerlerde ulaşımını sağlaması için bir Rolls Royce bulunuyordu. 2.400 deniz milini bir kerede kat edebiliyor, aynı anda 250 misafiri ağırlayabiliyordu. Her ne kadar hastane olarak kullanılabilecek şekilde tasarlansa da hiçbir zaman bu görevi yerine getirmek zorunda kalmadı.

Britannia’nın bu şaşası aynı zamanda sonunu getirecekti.

Britannia’nın İpini Çeken Tony Blair Oldu

Hem bağlanması hem bakımı hem de mürettebatıyla Britannia İngiliz devleti için çok büyük bir masraf kaynağıydı. Bu yüzden Britannia’nın yıllık masrafı her zaman İngiltere’de tartışmalı bir konu olmuştu. Bazı milletvekilleri yüksek bütçesi sebebiyle Britannia’yı eleştiri oklarına tutarken bir dönem yatın 5,8 milyon pound’luk mobilyayla döşenmesi bir soru önergesiyle mecliste gündeme geldi ve kraliyet ailesi devletin parasını kendi lüksleri için boşa harcadıkları gerekçesiyle ağır eleştiri yağmuruna tutuldu. 1994 yılında muhafazakâr hükümet Britannia’nın yenilenmesine karar verdi ancak ortaya 17 milyon pound’luk masraf çıkınca bu fikirden vazgeçildi. Bir süre sonra Britannia İngiltere’de ulusal bir sorun haline gelmişti.

Britannia’nın sonunu getiren ise 1997 yılında iktidara gelen İşçi Partisi lideri Tony Blair ve hükümeti oldu. Blair ve ekibi yönetime gelince Britannia için ödeme yapmayı reddetti. Durum böyle olunca Britannia’nın emekli olmasına karar verildi. Bu çok özel süperyat son yolculuğunu Prens Charles ile birlikte Çin’e yaptı. Ardından Britannia için vefa borcunu ödemek üzere Portsmouth’ta bir emeklilik töreni düzenlendi. Oldukça duygusal geçen törende şeref konukları Kraliçe Elizabeth ve eşi Prens Philip gözyaşlarını tutamadı. Ne de olsa Britannia, Kraliçe Elizabeth’in çok sevdiği babasından bir hatıraydı.

Britannia’nın vaftiz törenini yapan Kraliçe Elizabeth, emekliye ayrılırken de yanındaydı. Törende konuşma yapan Kraliçe Elizabeth çok sevdiği Britannia’ya şu sözlerle veda etti: “Kırk dört yılı aşkın bir süredir geriye dönüp baktığımızda, ülkeye, Kraliyet Donanması’na ve aileme büyük bir ayrıcalıkla hizmet etmiş olan bu büyük gemiyi hepimiz gurur ve minnetle anabiliriz.”

Britannia 44 yıl boyunca İngiliz Kraliyet Ailesine hizmet etti. Neredeyse yarım asırlık görev süresince 135 ülkede, 600’den fazla limanda bulundu. Bir milyon deniz milinden fazla mesafeyi dümen suyunda bıraktı. Yeni Zelanda’ya kadar seyir yaptı. Devlet görevlerinin yanı sıra ailenin özel seyirlerinde de Britannia misafirlerini ağırlıyor. Halen Edingburgh’ta bağlı olan ve müze olarak hizmet vermeye devam eden Britannia’yı yer yıl yüz binlerce kişi ziyaret ediyor.

Total
0
Paylaşımlar
İlginizi Çekebilir