Frank Gehry’den Santiago Calatrava’ya, dünyanın önde gelen mimarlarının imzasını taşıyan şaraphaneler, üzüm bağlarını birer mimarlık rotasına dönüştürüyor. Türkiye’den dünyaya, tasarımlarıyla hayranlık uyandıran adresleri keşfediyoruz.
Eğer bir şaraphane kuracaksanız işlevsellik ve estetiği aynı binada buluşturmanız gerekir. Ancak ve ancak şarap turizmine açılmayacak, şaraphanede ziyaretçi ağırlamayacaksanız ki bunu katiyen önermiyorum, estetiği geri plana atabilirsiniz.
Bir şaraphanenin işvelselliğinden kasıt üzümlerin şaraba dönüşürken olabildiğince doğal yollarla aktarılması, pompa ve benzeri aletlerin yardımından ya hiç ya da olabilecek en az düzeyde faydalanılmasıdır. Bu nedenle çoğu şaraphane kurulurken üretim aşamasından yerçekiminden faydalanacak bir mimari tercih edilir.
Aslında yerçekiminden faydalanılması bu işin doğalı, mantığın gereği gibi düşünülse de bunu sağlamak öyle kolay değildir. Üretim hattının buna elverecek şekilde inşa edilmesini ve özel bir planlamayı gerektirir.
Üzümler şaraphaneye kabul edilip istenmeyen kısmı elendikten sonra sıkıma alınır; ortaya çıkan şıra fermantasyon tankına, şıranın şaraba dönüşmüş hali ise saklama tankına gönderilir. Eğer şaraphane yalnızca tek katlı ve düz bir zemin üzerine kurulu ise bu aşamalar boyunca pompalarla, dışarıdan güç uygulayarak şırayı ve şarabı aktarmanız gerekir. Bu aktarmalar sırasında şarap ister istemez hırpalanır ve bu da kalitesini olumsuz olarak etkiler çünkü şaraba mümkün olduğunca nazik davranılmalıdır.
Buna karşılık şaraphane farklı yükseklikte bulunan katlardan yararlanacak şekilde kurulur ve üzümün kabulü en üst kattan yapılarak şıra ve şaraba dönüşmüş hali aşağıdaki katlarda bulunan farklı tanklara yerçekimi kuvvetinden yararlanılarak aktarılırsa, bir diğer ifadeyle dışarıdan güç uygulanmazsa şarabın kalitesi bundan olumlu etkilenir. Bu sayede şarap aromalarını daha iyi muhafaza ederken üretim maliyetleri de ilave enerji kullanılmadığı için düşer. Kısacası hem şaraba yarayan hem de çevreci bir yaklaşımdır.
Ayrıca bu sayede şarap şişelerinin saklandığı kav/mahzen bölümü doğası gereği yer altında olacağından doğal olarak yakalanan sıcaklık ve nem değerleri nedeniyle ilave bir iklimlendirme çalışması yapılmasına gerek duyulmaz. Bu da önemli bir enerji tasarrufu sağlar.
Bu kısımdan sonrasını ise estetik tercihler şekillendiriyor. İstenirse şaraphane doğayla bütünleşik bir halde tasarlanabilir veyahut da kışkırtıcı olması adına bulunduğu yerde gösteriş yapan bir mimari anlayış benimsenebilir. Şaraphanenin içerisini gelen ziyaretçilerin ilgisini diri tutacak şekilde dizayn etmek de ayrı bir maharet ister.

İçindekiler
Dünyadan Adresler
Bodegas Marqués de Riscal, Elciego, İspanya
Burası şaraphane, otel ve restorandan oluşan bir kompleks. Projesini Bilbao’daki Guggenheim Müzesi’ni tasarlayan dahi mimar Frank Gehry’nin çizdiği bu alan yemyeşil doğanın içerisinde kesinlikle bir tezat oluşturuyor. Pembe, altın ve gümüş renkli titanyum şeritler kıvrılıyor, birbirinin içinden geçiyor. Adeta dans ediyorlar! Pembe, altın ve gümüş tonlarındaki şeritler günün her anı güneş ışığını ve sürekli değişen gökyüzünü yansıtarak bir görsel şölen de sunuyor.

Bodegas Ysios, Álava, İspanya
Rioja ziyaretim sırasında çıplak gözle de görme imkanı bulduğum bu yılankavi yapı gerçekten de etkileyici. Arkasına aldığı sıradağlarla bir bütünlük oluşturuyor ve dağın zirveleri şaraphanenin dalgalı hatlarında yansımasını buluyor. “Ysios” adı, tarım ve yeniden doğuşla ilişkilendirilen antik Mısır tanrıları Isis ve Osiris’e bir saygı duruşu niteliğinde olup, bu esinlenme şaraphanenin yenilenme ve toprağa saygı felsefesine bir göndermedir.


Dominus Şaraphanesi, Yountville, ABD
Napa Vadisi’ndeki bu meşhur şaraphanenin cephesi çelik tel kafeslerle çevrelenmiş ve bu tel kafesler yerel bazalt taşlarıyla doldurularak minimalist bir tasarım felsefesi benimsenmiştir. Ayrıca bazalt taşlar bölgenin aşırı sıcaklarına karşı yalıtım görevi üstlenerek yalnızca estetik bir tercih olmanın ötesinde pratik bir işlev de kazanmıştır.
Uzaktan bakıldığında manzarayla uyumlu sade bir yapı olarak algılanmakla birlikte ziyaretçi şaraphaneye yaklaştıkça tasarımın dehasıyla yüzleşir.

Château Cheval Blanc, Saint-Émilion, Fransa
Bordo’nun en ünlü ve prestijli şatolarından, kuruluş tarihi yüzlerce yıl geriye götürülebilecek Cheval Blanc, tarihi eser sayılabilecek şatosunun yanına yeni bir şarap üretim tesisi kurmaya karar verdiğinde zorlu bir dönemece geldiğinin farkındaydı. Yeni yapı, tarihi dokuya uyacak mıydı? Bu meydan okuyucu görev için mimar Christian de Portzamparc görevlendirildi.

2011 yılında hizmet vermeye başlayan ve bağın tam kalbinde yer alan “tepenin altındaki şaraphane”, ilk bakışta şatonun uzantısı olarak algılanan, ışığa ve gökyüzüne doğru beton kanatlarla yükseltilmiş bir toprak çıkıntısı gibidir. Havada süzülüyormuş gibi görünen bu yüksek yapının üzerinden göz alabildiğine uzanan asma sıraları izlenebilir. İçeri girildiğinde dokuz farklı boyutta 52 tane beton tankla karşılaşılır ki bu çeşitlilik sayesinde bağı oluşturan 47 parselin hepsi ayrı ayrı işlenebilir.

Antinori nel Chianti Classico, Bargino, İtalya
Antinori ailesinin şaraphanesi “nefes kesici” sıfatını hak eden bir yapı. Burası, gövdesi yamaçtaki kıvrımlarla bütünleşen “görünmez” bir yapı olarak tasarlandı. Mekanın kademeli çatısı tamamıyla asmalarla kaplı ve yemyeşil. Yapının varlığını açık eden tek unsur camla doldurulmuş iki adet açıklıktır.

Şaraphanenin içi iki ana kattan oluşuyor. En alt katlar şarapların depolanması ve üretimine ayrılmışken, üst katta müze, kütüphane, konferans salonu ile şarap tadımı ve alışveriş alanlarını içeren ziyaretçi tesisleri yer alıyor.


d’Arenberg, McLaren Vadisi, Avustralya
Şarap üreticisi d’Arenberg’in arazisine adım attığınızda yapı bozuma uğramış kocaman bir rubik küp şeklindeki bina dikkat çekiyor. “d’Arenberg Küpü” olarak isimlendirilen bu yapı, şaraphanenin satış mağazasını, bir restoranı ve özel tadım alanlarının yanı sıra dikkat çekici bir sanat galerisini de barındıran beş katlı çok amaçlı bir merkez. Evet, belki burada şarap üretilmiyor ama bu yapıyı gören herhangi birinin üreticinin şaraplarını denemek için motive olacağı aşikar.

Küpün içi de en az dışı kadar sıra dışı! Gökkuşağında yer alan bütün renkler etrafa saçılmış. Her yerde ilgi çeken bir ayrıntı, farklı bir sanat eseri ve “Ben buradayım!” diye bağıran eşyalar var. Kısacası mekanın iç kısmını görünce de insan hayal gücü karşısında şapka çıkartıyor ve böyle şeyleri hayal eden bir zihnin nasıl şaraplar yaptığını merak ediyor.

Sauska Tokaj Şaraphanesi, Rátka, Macaristan
Tatlı şaraplarına gönlümü kaptırdığım Tokaj’da bulunan bu yapı kompleksi, bağların üzerinde süzülüyormuş gibi görünen iki heykelsi, mercek şeklindeki binayla adeta volkanik yamaçları yeniden yorumluyor. Yenilikçiliği peyzajla bütünleştirmek üzere tasarlanan bu şaraphanede, ziyaretçilere ayrılan alanlar panoramik teraslara açılırken, şarap üretim tesisi yeraltına yerleştirilmiş. Şaraphane arazinin bir uzantısı haline gelerek çevredeki bağlarla bütünleşirken, çarpıcı ve çağdaş görünümüyle gecenin karanlığındaki bir yıldız gibi parlıyor.

VIK Şaraphanesi, Millahue, Şili
Şahsen bir şaraphaneye adımımı atacaksam öncesinde yürüyeceğim yolun etkileyici olmasını arzuluyorum. O yolda yürürken hayal kurmaya başlamak, ne gibi şaraplarla karşılaşacağımı düşünmek hoşuma gidiyor. Yürüyüş yolundan ilerlerken insanın suda kendi yansımasını gördüğü geniş bir meydanı aşarak varılan bu şaraphane mimarisiyle kesinlikle ziyaretçilerini havaya sokuyor. Geniş ve ferah.


Lahofer Şaraphanesi, Dobšice, Çek Cumhuriyeti
Buradaki tasarımın yapısal düzenine baktığımızda asma sıralarının arasındaki genişlikten ilham alındığını ve binanın her yerinde bu motifin korunduğunu görebiliriz.
Ancak yapının en önemli ayırt edici özelliği konserler, bağbozumu şenlikleri ve tiyatro performansları gibi çeşitli etkinlikler için yaz amfitiyatrosu olarak da kullanılan yürüyüş çatısı. Burada bir kadeh şarap eşliğinde bağ manzarası izlemek unutulmaz anılar arasındaki yerini alacaktır.


Maison Delas Frères, Tain-l’Hermitage, Fransa
Kökleri 1835 yılına dayanan Delas Frères’in yeniden inşası kapsamında tarihi malikane restore edilirken, hemen yanında yeni bir şaraphane de kurulmuş. Şarap üretim alanı ve mahzen, bir robot tarafından oyulduktan sonra paslanmaz çelik kablolarla temellere gerilerek sabitlenen, dalgalı şekilli, 80 metre uzunluğunda ve yedi metre yüksekliğinde masif taştan bir duvarla kaplanmış.

Yerli Şaraphaneler
Château Kalpak, Şarköy, Tekirdağ
Kalpak’ın şaraphanesine girdikten sonra biraz daha ilerleyip terasa çıkarsanız karşılaşacağınız manzara nefesinizi kesecektir. Buradan Marmara Denizi ve Saros Körfezi’ni görebilir; aşağı bakınca da üreticinin kırmızı şaraplarına hayat veren, çakı gibi dizilmiş asmalarla göz göze gelebilirsiniz.

Aşağıdaki mahzene inildiğinde ise ortam başkalaşır. Her yer farklı sanat eserleriyle bezeli olduğundan insan nereye bakacağını, neyi inceleyeceğini şaşırır.

Kastro Tireli, Akhisar, Manisa
Kastro Tireli bağlarının tam ortasında, Akhisar ovasına kuşbakışı bakan bir tepenin üzerinde yer alan şaraphanenin yapımında ekolojik ilkelere riayet edilmiş, fermantasyon salonundaki pasif havalandırma ve bölgeden çıkarılan kayaların yapı taşı olarak yeniden kullanılması gibi basit ancak etkili yöntemlerle sürdürülebilir uygulamalar benimsenmiştir. Burası işlevsellikle estetiğin bir arada bulunduğu, tam bir butik şarap üretim tesisidir.

Kuzubağ, Çal, Denizli
Uzaktan bakıldığında heybeti ve mimarisi tam olarak anlaşılmayan ancak yakınına gidildiğinde ve kuşbakışı atıldığında mimarisine vakıf olunabilen bu yapı çevresiyle bütünlenmiş, adeta gizlenmiş durumda. Bağların kalbinde yer alan Kuzubağ şaraphanesi tamamı brüt beton bir bina olmanın yanı sıra içerisinde tadım ve etkinlik alanı gibi bölümleri de barındırıyor. Bu şaraphanenin en güzel yönlerinden biri de içine giren ziyaretçinin bir camekanın arkasından üzümün şaraba dönüşüm yolculuğunun bütün aşamalarına tanık olabilmesine izin vermesidir.

Likya, Elmalı, Antalya
Likya anıt mezarlından ilham alınarak tasarlanan ön cephesiyle gözü okşayan bu şaraphane, firmanın sahip olduğu farklı bağ bölgelerinin ortasında bulunması nedeniyle şato tipi üretime uygun. Bir tarafta zirvesi karlı Toros dağları, diğer tarafta kesintisiz bir bağ manzarası sunar. Halihazırda şarap üretim tesisinin yanında konumlanan restoran ve bağ oteliyle Likya tam bir şarap turizmi merkezine dönüşmüş durumda.

Vasbos, Ayvacık, Çanakkale
Toprağın ve yamacın içerisine gömülen ve buradan çıkıntı yaparak boşluğa doğru uzanan, adeta havada duran bu ilginç yapıyı görüp de şaşırmayan yok. Şaşkınlığını atan ziyaretçiler yapıyı yakından incelediğinde yekpare betonu taşıyan çelik konstrüksiyonları görebilirler. Kesinlikle bir mühendislik harikası!
Kot farkları sayesinde pompa kullanımına gerek kalmadan şarabın akışının sağlandığı şaraphane tek bir hat üzerinde yer alıyor ve bir baştan bir başa rahatlıkla gezilebiliyor. Bu sayede şarapseverler kesintisiz bir şekilde şarabın üretim sürecini takip edebiliyorlar.

Kapak Fotoğrafı: Marc Goodwin
Yaban Kolektif ile Anadolu’nun Yaşayan Bağları
Köklere Dönüş: Oluş Molu ve Vinolus Şarapçılık





