Anadolu’nun unutulmaya yüz tutmuş üzümlerinin peşine düşen Yaban Kolektif, bağları, üreticiyi ve yüzyıllardır bu topraklarda yaşayan bir kültürü ayakta tutmaya çalışıyor. 

Bir üzüm ne zaman gerçekten kurtarılmış sayılır? Adının eski bir kaynakta bulunması, DNA’sının belirlenmesi ya da birkaç asmasının hâlâ bir köyde yaşıyor olması yeterli midir? Yoksa o üzümün yeniden değer kazanması, çiftçinin bağına bakmaya devam etmesi, yeni bağların dikilmesi ve nihayetinde o üzümün yeniden insanların kadehine girmesi mi gerekir? Yaban Kolektif’in hikâyesi biraz da bu soruların peşinden gidiyor.

Levon Bağış ve Umay Çeviker’in kurduğu Yaban Kolektif, Anadolu’nun az bilinen, unutulmuş ya da zaman içinde şaraplık değerini kaybetmiş üzüm çeşitlerini yeniden görünür kılmayı amaçlıyor. Fakat bunu yalnızca araştırarak ve anlatarak yapmıyor. Çünkü onların da söyleşide anlattığı gibi, bir noktada “sadece anlatarak ikna edemeyeceklerini” fark ediyorlar. Çözüm, bu üzümlerden iyi şaraplar yapmak ve onların neler yapabileceğini doğrudan kadehte göstermek oluyor. Kendine ait bir şaraphanesi bulunmayan Yaban da bu nedenle biraz göçebe; farklı bölgelerin üzümlerinin peşinden gidiyor, konuk olduğu şaraphanelerde üretim yapıyor.

Bu yolculuğun iki farklı ama birbirini tamamlayan tarafı var. Mimar, şarap yazarı ve araştırmacı Umay Çeviker uzun yıllardır Anadolu’nun eski bağlarını, yerel üzüm çeşitlerini ve kaybolmaya yüz tutmuş bağcılık kültürünü araştırıyor. Levon Bağış ise yıllardır şarap, gastronomi, sofra kültürü ve eğitim alanında çalışan; şarabı ait olduğu coğrafya ve kültürle birlikte anlatan bir isim. Yaban’da bu iki birikim aynı soruda buluşuyor: Bu topraklarda yüzyıllardır yaşayan üzümlerin yarına kalmasını nasıl sağlayabiliriz?

Konu üzümü kurtarmaktan geçmiyor. Üzümü yetiştiren çiftçinin de o bağı yaşatabilmesi gerekiyor. Bayramiç’te Karasakız bağı daha fazla gelir getiren nektarin için sökülüyorsa ya da Kapadokya’daki bağcı emeğinin karşılığını alamadığı için geleneksel bağcılık uygulamalarından vazgeçiyorsa, kültürel mirastan söz etmek tek başına yeterli olmuyor. Buna karşılık Çorum’un Ayağıbüyük köyünde Sungurlu bağlarının 2017’de yaklaşık 50 dönümken bugün 130 dönüme ulaşması, bir üzüm yeniden değer kazandığında nelerin değişebileceğini gösteriyor.

Bugün Yaban’ın haritası Van’dan Çorum’a, Toroslar’dan Çanakkale’ye uzanıyor. Erciş Karası, Sungurlu, Beylerce, Gök, Patkara ve Karasakız gibi üzümler bu haritanın farklı noktalarından çıkıp aynı düşüncenin etrafında buluşuyor. Kimi zaman üzümleri taşımak için üzümün kendi bedelinden daha fazla nakliye masrafı yapılıyor, kimi zaman iki komşu köyde yetişen aynı üzümün birbirinden bambaşka şaraplara dönüştüğü görülüyor. Bazen de bir üzümün iki farklı klonu olup olmadığını anlayabilmek için iş DNA araştırmasına kadar gidiyor.