Aylardan “filmekimi”ne giriyoruz. 7-16 Ekim tarihleri arasında İstanbullu sinema severleri, film dolu bir takvim bekliyor.

İKSV’nin bu sene 21. defa düzenlediği Filmekimi, 7-16 Ekim tarihleri arasında İstanbul’un çeşitli sinema salonlarında sinema severlerle buluşmaya hazırlanıyor. Festivallerden ödülle dönen en yeni filmleri seyirciyle buluşturacak olan Filmekimi’nin bilet satışları ise 4 Ekim’de başlayacak. Filmler bu sene Atlas Sineması, Cinewam, Kadıköy ve Sinematek sinemalarında gösterilecek. Filmekimi’nin listesindeki bazı filmleri sinema sever okurlarımız için derledik.

“Beyaz Gürültü”, Noah Baumbach

Noah Baumbach’ın “Marriage Story”den bu yana çektiği ilk film olan “Beyaz Gürültü”, 1980’lerde Amerikalı bir ailenin gündelik hayatın sıradan dertleriyle uğraşırken bir yandan da geleceği muğlak bir dünyada aşk, ölüm, takıntı, mutlu olma ihtimali gibi evrensel gizemlerini çözmeye çalışmalarını izliyor. Tüketici toplumuna, yayımcılık kültürüne, komploculuğa ve bilgi kirliliği furyasına karşı bir eleştiri geliştiren filmin başrolünde ise Adam Driver yer alıyor.

White Noise 3
Fotoğraf: Wilson Webb/Netflix © 2022

“Öğle Güneşinde Yıldızlar”, Claire Denis

Cannes Film Festivali’nden Büyük Ödül’le dönen “Öğle Güneşinde Yıldızlar”, Nikaragua’da geçen tutku ve heyecan dolu, romantik bir aksiyon. Çekimleri Panama’da yapılan filmin müziği Claire Denis’nin çoğu filminde olduğu gibi yine Tindersticks’ten Stuart Staples’ın bestelerinden oluşuyor. Şair ve yazar Denis Johnson’ın iç savaş sırasında Nikaragua’daki deneyimlerini anlattığı aynı adlı romanını günümüze uyarlayan Claire Denis, filmini şöyle tanımlıyor: “Kitaptaki gibi ben de aşka, yiyip bitiren ve kör eden bir cinsel çekime dönüşen tesadüfi bir karşılaşmayı anlatmak istedim; tıpkı kitaptaki gibi filmde de ülkeyi sarsan şiddet yalnızca uzaktan görülebiliyor”.

STARS AT NOON   Still 3

“Yakın”, Lukas Dhont

Cannes’dan ödüllü ve Belçika’nın Oscar adayı olan “Yakın”, çocukluktan ergenliğe geçişteki büyüme sancılarını ele alıyor. On üç yaşlarındaki çok yakın iki arkadaş Léo ile Rémi’nin arkadaşlıkları birdenbire bozulunca olanlara anlam veremeyen Léo, Rémi’nin annesi Sophie’ye danışmaya karar veriyor. Filmin tohumları, yönetmen Dhont’un ilkokulunu ziyaret etmesiyle atılmış. Yönetmen, bugün hâlâ ilkokul yıllarındaki acı deneyimlerle barışamadığını söylüyor. Arkadaşlık, samimiyet, korku ve erkeksilik hikâyenin temelindeki kelimeler.