Veganlıkla İlgili Merak Edilenler
Veganlık, sadece bir beslenme biçiminden ibaret değil; etik ve politik bir yaşam biçimi. Bu yolculuğa adım atmadan önce konunun öznelerinden veganlıkla ilgili merak edilenleri dinleyin.
Vegan beslenenlerin sayısı günbegün artıyor ve restoranlar da artık menülerini bu artışı dikkate alarak düzenliyor. Öte yandan vegan olmak sadece beslenme biçimiyle açıklanamayacak kadar etik ve politik bir tercih. Son dönemde iyice popüler olan “bitki bazlı beslenme” ifadesi, veganlığın çok küçük bir parçası sadece.
Peki nedir veganizm? Veganizm, mümkün ve uygulanabilir olduğu ölçüde, gıda, giyim veya başka herhangi bir amaçla hayvanların kullanılmasından kaçınmayı amaçlayan bir yaşam tarzı. Et, süt ürünleri, yumurta, bal ve jelatin gibi tüm hayvansal ürünlerden uzak bir beslenme şeklini içeriyor. Ancak çoğunlukla beslenmenin de ötesine geçerek hayvanlardan elde edilen malzemeleri (deri, yün ve ipek gibi) ve hayvanlar üzerinde test edilen ürünleri kullanmamaya ve hayvanları sömüren faaliyetlerde bulunmamaya dayalı bir yaşam biçimine deniyor.
Veganlıkla ilgili merak edilen bazı gerçekleri sıraladıktan sonra sözü konunun öznelerine uzatarak vegan olma sürecindeki tecrübelerine birlikte bakalım.

Vegan Beslenme
- İyi planlanmış bir vegan beslenme, tüm temel besinleri sağlayabilir, ancak B12 vitamini bitkisel gıdalarda doğal olarak bulunmadığından genellikle takviye edilmesi gerek.
- Araştırmalar, veganların genellikle kalp hastalığı, yüksek tansiyon, tip 2 diyabet ve bazı kanser türlerine yakalanma riskinin daha düşük olduğunu gösteriyor.
- Bitkisel beslenme, bağırsak sağlığını destekleyen lif açısından zengin ve kalp sağlığına faydalı olan doymuş yağ açısından daha düşük olma eğiliminde.


Çevreye Katkısı
- Hayvancılık, sera gazı emisyonlarına, ormansızlaşmaya ve su kullanımına en büyük katkıda bulunan faktörlerden biri.
- Vegan beslenmeye geçmek, gıda ile ilgili karbon ayak izinizi yüzde 50’ye kadar azaltabiliyor.
- Bir kilogram sığır eti üretmek için yaklaşık 14 bin litre su gerekirken, sebze ve tahılları yetiştirmek için çok daha az su yeterli oluyor.

Etik ve Hayvan Refahı
- Veganizm, sadece gıdalarda değil, giyim, kozmetik ve diğer ürünlerde de hayvanların kullanılmasını önlemeye yönelik bir anlayış.
- Her yıl, dünya çapında milyarlarca kara hayvanı gıda için öldürülüyor ve bunların çoğu fabrika çiftçiliği koşullarında yetiştiriliyor. Veganizm, bitki bazlı et ve süt ürünleri alternatiflerini teşvik ederek bu talebi azaltmayı amaçlıyor.

Veganlık Tarihi
Vegan kelimesi, 1944 yılında İngiltere’deki Vegan Derneği’nin kurucularından Donald Watson tarafından icat edildi. Ancak, bitki bazlı geleneklerin tarihi binlerce yıl öncesine dayanıyor: Budist, Jain ve Hindu toplulukları uzun süredir vejetaryen veya vegan yaşam tarzlarını uyguluyor. Son 10 yılda, iklim değişikliği, sağlık ve hayvan hakları konusunda artan farkındalık sayesinde veganlık, özellikle Batı ülkelerinde hızla yaygınlaştı.
Modern Trendler
Küresel bitki bazlı gıda pazarı hızla büyüyor ve yulaf sütü, bezelye proteini burgerleri ve yemiş bazlı peynirler gibi ürünler ana akım haline geliyor. Venus Williams, Lewis Hamilton ve Joaquin Phoenix gibi ünlüler, sporcular ve kamuoyunda tanınan kişiler veganlığı açıkça savunuyor.

Hamza Olak – Etik Bakkal Kurucularından
Vegan olma sürecini anlatır mısın?
Eşim Fatmanur’la tanıştıktan sonra yeme alışkanlıklarım üzerine daha derin düşünmeye başladım. O zamana kadar neyi neden yediğimi pek sorgulamamıştım. Ancak zamanla tükettiğimiz gıdaların etik yönü üzerine farkındalığım arttı. Bu sorgulama süreci beni önce vejetaryen beslenmeye yöneltti. Belli bir süre sonra ise aile ziyaretlerinde vejetaryen kalmaya çalışırken evde bitkisel beslenmeye başladım. Ama bu ikili durum bir süre sonra beni rahatsız etmeye başladı. Ardından ben de tamamen vegan olma kararı aldım.
Ankara’da vegan ürünlere erişim ihtiyacından dolayı arkadaşlarınızla Etik Bakkal’ı kurdunuz. Nasıl bir boşluğu doldurmaya çalıştınız?
Daha önce İstanbul Kadıköy’de yaşıyorduk. Vegan ürünleri erişimimiz oldukça kolaydı. Kadıköy’de Vegan Bakkal vardı. Yaşadığımız bölgeye teslimat yapıyordu. Sonrasında Ankara’ya taşınma kararı aldık. İstanbul’da zincir marketlerde olan ürünlerin bile buradaki şubelerde olmadığını fark ettik. Bunun üzerine kargo ile sipariş verdiğimiz bir süreç oldu. Fakat market alışverişine çıkmayı seven bireyler olarak fiziki dükkan arıyorduk. Bu bakkalı açmak eşimin fikriydi. Ben önce karşı çıktım, ama sonra ikna oldum. O dönem üniversitedeki ev arkadaşım da Ankara’ya taşınmıştı. Onlar da aynı sorundan mustaripti. Onunla birlikte bu yola çıkmaya karar verdik. Etik Bakkal böyle doğdu.


Sana veganlıkla ilgili en sık sorulan sorular neler?
Çok çeşitli sorular geliyor tabii. En sık gelenler “Zor değil mi?” “Bal neden yemiyorsun?” “Protein ihtiyacını nasıl karşılıyorsun?” gibi sorular. Çok klişe sorular da geliyor “Bitkilerin canı yok mu?” gibi. Bunları olabildiğince pozitif kalarak yanıtlamaya çalışıyoruz. Hem dükkanda hem de kişisel hayatımızda.
Deneyimlerinden yola çıkarak, vegan bir hayatı benimsemek isteyenlere hangi adımları atmalarını önerirsin?
Öncelikle şunu önerebilirim: İlk zamanlar ailelerinden ve arkadaşlarından gelen negatif yorumları fazla dinlemesinler. Doğamız gereği onay arıyoruz ama etrafımızdaki insanlar konu veganlık olduğunda çok muhafazakâr olabiliyor. Biz vegan olduğumuzda bize negatif yorum yapan arkadaşlarımız veya ailemiz şimdi bizimle tarif paylaşıyor, “size bundan yapacağım” diyor. İlk zamanlar dışarıdan gelen yorumları değil de kendi hislerinizi dinlemeniz gerekiyor. Bir de instagramdaki vegan içerik üreticilerini, aktivistleri takip etmelerini tavsiye ederim. Onların paylaşımlarını çok değerli buluyorum.


Arzu Altundiş – Vinni The Vegan Witch Pastanesi Kurucusu
Vegan olma sürecini anlatır mısın?
Ben bundan 6 yıl önce vegan oldum. Öncesinde 1, 1 buçuk yıl kadar vejetaryendim. Aslında vejetaryen oluşumun benim için bir konfor hali yarattığını fark ettiğimde vegan olmaya karar verdim. Evet, tabağımda hayvan bedeni yoktu belki ama bir canlının bana ait olmayan vücut çıktılarını tüketerek hayvan sömürüsüne dolaylı katılımım devam ediyordu. Bir de cinsiyetler arası eşitliğe inanırken bunu türler arası değerlendirmemin ve yaşamamın zamanı geldiğini düşünmeye başlamıştım o dönem.
Ama her ne kadar vegan olmaya karar vermiş olsam da benim de zihnimde bazı basmakalıp yargılar vardı veganlıkla ilgili. Pahalıdır, zordur, pek çok şeyden mahrum kalırsın gibi. Tüm bunların hiç de öyle olmadığını deneyimledikçe öğrendim ama ilk aşamada kısa süreli bir geçiş süreciyle vegan oldum. Örneğin ilk olarak bitkisel sütleri öğrendim ve hayvansal sütü hayatımdan çıkardım. Sonra kozmetikte ve temizlikte vegan ürünlere geçtim. Kısa süre sonrasında da peynir, yoğurt gibi hayvansal süt olmaksızın elde edilemez zannedilen her bir yiyeceğin veganını yapmayı öğrendim ya da halihazırda yapan markalarla tanıştım.


Vegan olduktan sonra hayatın ne yönde değişti? Tahmininden daha kolay ve zor bulduğun kısımları anlatır mısın?
Aslında tahminimden kolay olanın veganlığın ta kendisi, zor olanın da insanların tepkisi olduğunu fark ettim. Şaka bir yana bundan 6 yıl öncesinde belki bu kadar vegan marka yoktu dolayısıyla pek çok şeyi evde yapmak zorunda kaldım. Ama bugünkü koşullarda farklı farklı süt, peynir, yoğurt, giyim, aksesuar, kozmetik markaları bulunuyor. Kaldı ki bütün bu ürünlere erişim hâlâ bu kadar kolay olmasaydı, alternatifler bu kadar artmasaydı da bir hayvanın bedenin sömürüsü ile evde yoğurt yapmanın zorluğu aynı yerde olmazdı bence.
Vegan ürünlerin her geçen gün artması, daha ulaşılabilir hale gelmesi veganlığın yaygınlaşması için önemli. Öte yandan vegan olduğunuzu duyan her kişinin sahici bir meraktan ziyade çürütmek adına sorduğu, kimi zaman zorbalığa varan sorulara maruz kalmak, sırf bir canlının bedenini, hayatını sömürmüyorsunuz ve eşitliğin herkes için olduğunu düşünüyorsunuz diye “aşırı” bulunmak can sıkıcı olabiliyor.


Şu an vegan bir mekân (pastane) işletiyorsun. Hizmet sektöründe vegan bir işletme olmanın nasıl zorlukları var? Sektör Türkiye’de ne kadar gelişkin durumda?
Türkiye’de şu anda toplam 75 vegan mekân var (Kaynak @veganoteacher). Tabii bu sayı sadece vegan mekanların sayısı. Ama her geçen gün menülerine opsiyon ekleyen mekân sayısı artıyor. Bence vegan bir mekan, menüsünde sadece bitkisel ürünler bulunduran mekan anlamına gelmiyor, herkes için güvenli mekan anlamına geliyor. En nihayetinde türler arası eşitlik etik ilkesi üzerine kurulu bir mekân bu doğrultuda herkes için eşit, ulaşılabilir ve güvenli olmalı ki bu benim için mekanlarımızı yaşayan, keyifli, rahat, güvenli hale getiren şeylerden biri. Elbette navegan mekanlara nazaran kimi ürünlere erişimimiz daha sınırlı olabiliyor ama bence bu durum aslında örneğin tatlıların daha aşina olduğumuz malzemelerle hazırlanmasını sağlıyor.
Vegan olduğunu yakın çevrene kabul ettirme zorluğu yaşadın mı? Aile yemeklerinde vs. nasıl mücadeleler veriyorsun?
Aslında arkadaşlarımla bu konuda hiç zorluk yaşamadım ama ebeveynlerimin veganların sağlıksız olduğuna dair katı kanaatleri olduğu için ilk zamanlarda onları bunun sağlıksız bir şey olmadığına ikna etmem zaman aldı. Bir de uyumlanma ve uzlaşma kısmı yani tam da senin bahsettiğin aile yemeklerinin nasıl olacağı kısmı her birimizin deneyimleyerek öğrendiği bir şey oldu. Aynı şehirde yaşamadığımız için genellikle Ankara’da bir araya geliyoruz. Bu bir araya gelişlerde de benim yaşam alanlarımda onlar da bitkisel besleniyorlar. Onların evindeki zamanlarda ise onların yemeği ile benim yemeğim diye iki ayrım oluyor tabi ama en nihayetinde aynı masada oluyoruz.
İlk zamanlarda onların yediklerinden canımın isteyeceğini düşünüyorlardı ama artık hayvansal ürünün benim için bir gıda olmadığını, dolayısıyla canımın isteme ihtimalinin de olmadığını anladılar. Kamusal alanlarda bir araya gelişler söz konusu annem ve babam olduğunda kimi zaman hâlâ zorlayıcı olsa da söz konusu kız kardeşlerim olduğunda her şey çok daha kolay.

Vegan olmak isteyen ama süreçten, yaşayacağı zorluklardan ve toplumsal tepkilerden korkan kişilere nasıl destek verilebilir? Onlara ne söylemek istersin?
Elbette her kişinin özgül koşulları biricik ve farklı ama vegan olmaya alışmak zannedildiği kadar zor değil. Her şey belki de başka türlü bir dünyanın mümkün olduğu tahayyülü ile başlıyor. Bir de tabi söz konusu veganlık olduğunda odağımız çoğu zaman mutfak oluyor ama bu kişinin bütün hayatını, üstelik sadece alışveriş tercihlerini değil hayatın tamamına sirayet eden etik bir duruş. Bunu kabul etmekle birlikte aslında çok daha kolay geliyor pek çok şey. Bir de tabi bu süreçte ne nereden alınır, neler okunur, nasıl yapılır sorularının yanıtları için arkadaşlıklar ve sosyal medya desteği çok kolaylaştırıcı.
Asude Asar – Vegan.asd
Nasıl vegan oldun?
Vegan olma sürecimin temelleri lise yıllarımda başladı. Ablamın vejetaryen oluşu, hayvancılık endüstrisinin gerçekleriyle tanışmama zemin hazırladı ve ister istemez bu konuda bilinç sahibi oldum. Evde veya dışarıda ablamın neler yediğini ve aslında ne kadar kolay olduğunu gözlemleme fırsatını yakaladım. Daha sonra kendim de vejetaryen olmaya karar verdim ancak veganlık düşüncesi hep çok zor geliyordu. Vegan olmam gerektiğini bilsem de gözümü gerçeklere kapatıp vejetaryen konfor alanımda vicdanımı rahatlatmaya çalışıyordum.
“Bir gün olurum” düşüncesi vardı. O “bir gün”, bir sabah kahvaltı hazırlarken geldi. Tereyağlı yumurta yaptığım esnada içimden “Bundan nasıl vazgeçip vegan olabilirim ki?” diye düşündüm. Sonra o yumurtayı yerken telefonumdan, yumurta ve süt endüstrisine dair hassas içerikler izledim. O an benim için her şey değişti. Bu acıyı, bir yumurtanın lezzetiyle kıyaslamanın ne kadar adaletsizce olduğunu düşündüm. Bir tarafta birkaç dakikalık zevkim varken diğer tarafta hayvanların maruz kaldığı, korku filmlerinden farksız zulümler vardı. Zaten izlediğim görüntüler yüzünden bir daha hayvansal gıda tüketemedim. Şu an ise en büyük pişmanlığım, daha erken vegan olmamak olabilir.

Veganlığı nasıl tarif ediyorsun?
Vegan olmak çoğu zaman yalnızca beslenmeyle sınırlı olarak düşünülebiliyor ancak çok daha derin ve kapsamlı bir konu. Veganlık, hayvanların yiyecek, giyecek veya başka herhangi bir amaçla sömürülmesini ve zulmünü her türlü biçimde dışlamayı amaçlayan bir yaşam biçimi. Veganlar olarak hayvanların refahına ve yaşam hakkına zarar veren et, süt, yumurta, bal, yün vb. “ürünlerin” alternatiflerinin geliştirilmesini ve kullanılmasını isteriz. Ancak genellikle veganlık, sadece bu ürünleri tüketmemekle bitmez.
Hayvanların maruz kaldığı zulme gözünüzü açtığınızda bu düzenin değişmesi için elinizden geldiğince mücadele vermek istersiniz. Bu, en basit şekilde evinize gelen navegan birine hazırladığınız yemeklerle veganlığın ne kadar kolay olduğunu ve lezzetli yemeklerin ortaya çıktığını göstermek de olabilir; sokakta “veganım, soru sorabilirsiniz” etkinliğine katılmak da. Yani aslında ister istemez hepimiz, sadece kimliğimizle bile birer aktivist oluyoruz. Hatta çoğu zaman, dünyadaki eşitsizliklerin ve haksızlıkların ne kadar kesişimsel olduğunu idrak edip bütüncül bir eşitlik mücadelesi sürdürüyoruz.

Sosyal medya hesabında veganlık hakkında bilgilendirici ve bazen de tartışma yaratan içerikler paylaşıyorsun. Yorumlar sertleştiğinde bile paylaşmaya devam etmeni sağlayan motivasyon nereden geliyor?
Aslında sosyal medyada kendi hesabımda yürütmeye çalıştığım aktivizm benim için hep çok dalgalı oldu. Kötü yorumlar geldikçe kendimi geri çektiğim, paylaşım yapmak istemediğim dönemler epey fazla. Fakat kendime hep şunu hatırlatıyorum: veganlığın öznesi biz değiliz, hayvanlar. Eğer benim yaptığım 1 paylaşıma 100 kişi kötü yorum yazıyorsa ama 1 kişinin bu konu üzerinde düşünmesini sağlıyorsam, bu bile çok değerli. Günün sonunda “Şu paylaşımın sayesinde vegan oldum”, “Bu gönderindeki bilgiden hiç haberim yoktu, ben de vegan olmaya karar verdim” gibi mesajlar tüm motivasyon kaynağımı oluşturuyor. Paylaşım yaptıkça insanları olumlu yönde etkileyebildiğimi birebir deneyimliyorum.
Tabii ki gelen nefret yorumları, şiddet içerikli görseller, küfürlü mesajlar keyfimi kaçırıyor ancak motivasyonumu yıkmıyor artık. Az önce de bahsettiğim gibi, veganlığı insanlar üzerinde yoğunlaştırmaktan ziyade hayvanlar için mücadele verdiğimi ve bunun bir noktada etkili olduğunu kendime hep hatırlıyorum.

Veganlıkla ilgili yaygın eleştirilere veya provokasyonlara yanıt vermekten çekinmiyorsun. Duymaktan bıktığın, ancak her seferinde düzeltmenin önemli olduğunu düşündüğün yanlışlar neler?
En çok duyduğum ifade, veganlığın zor olması. Emin olun veganların neredeyse hepsi, vegan olmadan önce aynısını diyordu. Bu bir tür iç rahatlatma yöntemi aslında. “Çok zor, zor olmasa yapardım…” düşüncesi, “Benim elimde değil.” algısı yaratarak vicdanımızı rahatlatıyor. Aslında “Tam olarak ne zor?” diye düşününce sorular bir süre sonra cevapsız kalıyor çünkü gerçekten zor olan bir şey yok. Özellikle Türk mutfağı vegan beslenmeye çok uygun. Zeytinyağlılar, sebze ve bakliyat yemekleri, pişi, simit, ekmek gibi hamur işleri… Eğer etsiz yaşayamam diyorsanız da çok güzel ve sağlıklı vegan et alternatifleri mevcut. Ancak inanın “Etsiz yaşayamam” bile bir tür bahane hepimiz için. Ben kahvaltıda bile tavuk yiyen, geceleri sakatatçılarda beslenen biriydim. Şu an sorsanız eksikliğini hissetmemenin de ötesinde, tatlarını dahi hatırlamıyorum.

Bazı insanlar veganizm hakkında meraklı olduklarını ancak yargılanmaktan korktuklarını söylüyor. Bu konuda adım atmak isteyen ancak yargılanma korkusu yaşayan kişilere ne söylersin?
Veganlık hakkında bilgi sahibi olmak isteyen herkese sonsuz mesai ayırabiliriz. Evet, her insan gibi bazen bıkmış veya agresif olduğumuz zamanlar olabiliyor fakat bunlar çok istisnai örnekler. Sık sık aynı saldırganlığa, ön yargıya ve bilinçlenmekten ziyade dalga geçme amaçlı yöneltilen sorulara maruz kaldığımız için tükenebiliyoruz. Öte yandan savunduğumuz şey, hayvanların refahı ve yaşam hakkı olduğundan o hayvanların yaşadıklarının üzüntüsü ve stresini deneyimliyoruz. Gerçekten merak ettiğiniz için, aklınıza yatmayan bir kısmın aydınlatılması amacıyla soracağınız, saldırgan olmayan üsluptaki sorulara her zaman açığız. Şahsen ben, bir DM uzağınızdayım.
İstanbul’un En İyi Vegan Mekanları
Ankara’nın En İyi Vegan Mekânları