Saatolog.com.tr

Saatolog.com.tr Logo

Loewe ve Studio Ghibli’nin Maceracı Dünyası

2 Şubat 2023
Loewe ve Studio Ghibli’nin Maceracı Dünyası

Jonathan Anderson bizi üçüncü ve son kez Hayao Miyazaki’nin büyülü evrenine davet ediyor: Loewe ve Studio Ghibli

Büyülü gerçeklikten yaratılmış bir evrenin içinde kurgulanmış gibi bir yapısı var Hayao Miyazaki filmlerinin. Fantastik temalarıyla izleyiciyi gerçeklikten uzaklaştırırken Japon kültürünün de vazgeçilmez değerlerini göstermek için ufuk açıcı bir kapı aralıyor. Studio Ghibli imzalı bu animasyonlar 1986 yapımı “Gökteki Kale” filminden beri ama özellikle de son birkaç senedir en çok ihtiyacımız olan kaçış duygusunu aşılıyor bize.

“Hayao Miyazaki filmleri ve Studio Ghibli’yle işbirliği yapmamızdaki en önemli neden çocukların gözünden gördüğümüz dünya ve macera konseptiydi. Dünya belirsizlikler içinden geçerken daha zamanlı bir ortaklık olamazdı,” demişti Loewe’nin kreatif direktörü Jonathan Anderson bundan üç yıl önce ilk işbirlikleri satışa sunulduğunda. Loewe yine çocuklar gibi eğlenmemizi istiyordu!

Loewe ve Jonathan Anderson yüksek modanın diğer birçok oyuncusu gibi başka modaevleri ya da farklı segmentlerden, disiplinlerden markalarla işbirliği yapma yarışında değil. Jonathan Anderson kişisel düzeyde bir bağı olduğu zaman, duygusal açıdan bakabildiğinde ortak iş üretimine giriyor. Kendi markası JW Anderson için daha önce sadece Moncler’le yan yana gelerek Genius projesine katılmıştı, bu yüzden son üç yıldır kendi eksantrik dünyasını Studio Ghibli’nin muazzam renkli atmosferiyle birleştirdiğinde haliyle herkes kendinden geçiyor.

Loewe ve Studio Ghibli’nin Maceracı Dünyası

Ancak Jonathan Anderson takıntı derecesinde bir sinefil ve okur. İşbirlikleri genelde kültürel eksende. Daha önce yine kendi markası için Oscar Wilde’a ithaf ettiği bir kapsül koleksiyon tasarlamıştı, Sonbahar/Kış 2021-22 Loewe koleksiyonu ise tüm zamanların en çok satan yazarlarından Danielle Steel’le gerçekleşmişti.

Studio Ghibli işbirliğine dönecek olursak her şey 2021’de başladı. Şimdi artık bir üçleme olduğunu bildiğimiz bu yaratıcı ortaklığın ilk edisyonunda Loewe koleksiyonunun merkezindeki film “Komşum Totoro”ydu. İki küçük kız kardeşin biraz dertli zamanlarında taşındıkları köyde orman ruhları ve filmin doğaüstü kahramanı olan Totoro’yla kurdukları bağı anlatıyordu film. Sinopsisine bakınca, Anderson’un bu işbirliğin üstüne kurduğu hikâye ya da yapmak isteme sebebi daha net anlaşılıyor. “Filmi ilk izlediğimde kapıldığım duygular koleksiyona yansıdı,” diye özetlemişti Anderson işbirliğini. Bu yüzden renkli ve maceracı bir yapısı var parçaların. Bu arada “Komşum Totoro” gayet isabetli bir başlangıçtı. Zira karakter sadece Ghibli’nin en çok tanınan karakterlerinden biri değil, aynı zamanda bu evrenin sembolü ve hatta maskotu.

Loewe ve Studio Ghibli’nin Maceracı Dünyası

Bir yıl sonra yeni bir Ghibli filmiyle bir koleksiyon daha sundu Loewe bize. Bu kez odaklarındaki film 21. yüzyılın en iyileri listesinde gösterilen “Ruhların Kaçışı”ydı. Filmin başrolünde yine küçük bir kız var. Chihiro yeni taşındığı kasabada ilginç bir yapının kapısından geçerek kendini farklı bir evrende buluyor. Tıpkı harikalar diyarını ziyaret eden Alice gibi. Üçlemenin ikinci bölümünde bu filmin yer almasında biraz daha duygusal bir sebep yatıyordu. “En sevdiğim film çünkü,” demişti Anderson British Vogue’a verdiği röportajda. Koleksiyonun hedef kitlesine gelince; Miyazaki’nin yarattığı evreni koşulsuz olarak kabul eden azılı fanlar için üretilmiş parçalar yer alıyordu. Bir anlamda filme ve Ghibli yapımlarına takıntı derecesinde tutkuyla bağlı olanlar içindi.

Ve hüzünlü son! Anderson ve Ghibli, aslında stüdyonun ürettiği diğer bazı popüler filmleri yeniden yorumlamak yerine tadı damakta ve gözleri yaşlı bırakan kısa bir birlikteliği tercih ettiler (tüm maddi başarılar ve sosyal medyada her iki markanın popülaritesini artırmasına rağmen). “Yürüyen Şato” filminde kendine güveni olmayan genç bir kızın yapılan bir büyüyü bozmak için çıktığı serüvende bir anda içine girdiği yürüyen şatodaki günlerini izliyoruz. Koleksiyonda filmin ana karakterleri Howl, Sophie ve Calcifer’i baskı, işleme ve deri kakma teknikleriyle parçaların üzerine canlı renklerle işlendiğini görüyoruz.

Moda ve filmin kesiştiği bu çok özel koleksiyonun Anderson’a göre özeti “fanteziler ve duygular”. Bu büyük final için esaslı bir kampanya da çekildi. Juergen Teller, Loewe’nin global marka elçisi Taylor Russell’ı süpermodeller Rianne Van Rompaey ve Hyunji Shin’i hikâyenin ana karakteri yaptı.

Loewe ve Studio Ghibli’nin Maceracı Dünyası

Peki Bu Koleksiyonlar Ne Anlama Geliyor?

Yüksek modadaki yaratım süreciyle sinemanın büyülü dünyası sandığımızdan daha çok ortak nokta içeriyor. Her ikisi de bir hikâye anlatırken alternatif gerçeklikler yaratıyor, dünyayı farklı bir şekilde görmemizi sağlıyor. Kısacası fanteziler yaratıyor.

Studio Ghibli’nin filmleri şiirsel anlatılarıyla hatta kimi zaman da güçlü mesajlarıyla nam salmış durumda. Ghibli’nin maneviyatı ağır basan geleneksel anlatıları, animeleri modern izleyicide nostalji hissi uyandırıyor. Bu filmlerin sanat yönetmenleri gerçek birer sanatçı. Estetik dünyaları benzersiz bir kurgu oluştururken kıskandıran bir renk paleti de yaratıyorlar. İnternette, spesifik olarak Ghibli filmlerinde karşımıza çıkan manzaralardan servis edilen yemeklere kadar adanmış fan sayfaları yer alıyor. Loewe’nin de üstünde durduğu esas mevzu benzersiz kalite ve ürünler yaratmak zanaat yoluyla tıpkı Studio Ghibli gibi geleneksel değerlere destek olmak…

Loewe’nin bu uğurda kurduğu bir kurum da var: Loewe Foundation, Loewe’nin kurucu ailesinin dördüncü kuşak üyesi Enrique Loewe Lynch tarafından 1988 yılında özel bir kültür vakfı olarak çalışmalarına başlıyor. Bugün vakıf, kızı Sheila Loewe’nin yönetiminde şiir, dans, fotoğrafçılık, sanat ve zanaat alanlarında yaratıcılığı teşvik etmeye, eğitim programlarını desteklemeye ve mirası korumaya devam ediyor. Vakıf, 2002 yılında İspanyol hükümeti tarafından verilen en yüksek onur olan güzel sanatlarda liyakat altın madalyası ile ödüllendirilmişti hatta. Ayrıca Loewe her yıl da Craft Prize ile üstün estetik değere sahip nesneler yaratma konusunda olağanüstü bir yetenek sergileyen uluslararası zanaatkarları takdir etmeye ve desteklemeye devam ediyor.

Koleksiyonerlere Özel

Studio Ghibli’nin ya da Loewe’nin büyük fanı olmayabilirsiniz. Ama bu limitli sayıda üretilen koleksiyonlardaki parçalar birer arzu nesnesi. Hatta öyle ki 2021 yılındaki ilk koleksiyon daha genel satışa çıkmadan tükenmişti, resmi satış başlar başlamaz da ürünler çoktan ikinci el sitelerinde fahiş fiyatlardan satışa çıkarılmıştı.

Bu işbirliği nedeniyle herkes mutlu. Eleştirilecek, kaşları kaldırtacak bir tarafı yok. Saf neşe aşılıyor ve en önemlisi de hakkıyla yapıldığını hissediyorsunuz.

Koleksiyonlarda her şey var: Tişörtler, kapüşonlu sweatshirt’ler, gömlekler… Ancak herkesin esas aklını başından alan parçalar genelde aksesuarlar oluyor. Kimi zaman bir heykel gibi karakterlerin formunda, kimi zaman da karakterlerin grafik baskı şeklinde ürünlerin üstlerine işlendiği çantalar esas yok satan “it” parçalar.

Bugün Londra’daysanız şanslı azınlıktan sayılırsınız. Zira Selfridge özel bir davet düzenliyor bu koleksiyonu tanıtmak için. Markanın ve Miyazaki’nin büyülü karakterlerinin fanları olanlar da 2 Şubat’tan itibaren kendilerini bu anime serisine ışınlayabilir.

Loewe ve Studio Ghibli’nin Maceracı Dünyası