“çokacıolmuş” adlı markanın kurucuları Ömer Çarıkcıoğlu ve Doruk İpekgil’le acı biber üretmenin püf noktalarını ve mutfağımıza katkılarını konuştuk…

Fotoğraflar: Batuhan Kıran

“çokacıolmuş,” önce sosyal medya profiliyle dikkatimi çekti, Instagram’daki fotoğraflarını şöyle bir karıştırınca, bir acı biber vahasına denk geldiğimi fark ettim. Takdir edersiniz, peşlerine düştüm… Hesabın sahipleri Ömer Çarıkcıoğlu, Doruk İpekgil adlı iki şahane genç insan. Ömer, Özyeğin Üniversitesi’nde Uluslararası İşletmecilik ve Ticaret okumuş, ardından Londra’da Regent’s Üniversitesi’nde yüksek lisans yapmış. Doruk ise Sabancı Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olmuş, üstüne de California Üniversitesi’nde Grafik Dizayn okumuş.

İkilinin yolları hayatla ve kariyerleriyle ilgili sorulara yanıt ararken kesişmiş. Acı biber sevgileri ise evlerinin arka bahçelerinde başlayan yolculuklarının ilham kaynağı olmuş. Acı biber konusunda epey zengin bir mutfak kültürüne sahip olan ülkemizde yeni lezzetlere ve damak tatlarına kapı açmak istiyorlar. Acı tuzları, her zaman tek cinsten ürettikleri biberleriyle sofralarımıza konuk olmaya geliyorlar…

çokacıolmuş
Çokacıolmuş

Öncelikle sizi tanıyalım; dünyanın en acı biberlerini yetiştirme fikri nasıl doğdu?
Bu işe başlarken çevrenizden nasıl tepkiler aldınız?

Bizim yolumuz iki farklı motivasyonla kesişti: Ben akademik olarak yeni tarım teknikleri üzerine yüksek lisans tezini hazırlarken, Doruk daha çok hobi amaçlı bu tekniklerle birlikte iş fikirleri üretmeye çalışıyordu. “Bu yöntemlerle neler üretilebilir, Türkiye’de olmayan hangi ürünler yetiştirilebilir?” gibi sorular kafamızda canlanırken biberleri keşfettik. Başlangıçta bu biraz deneysel bir yolculuktu. Hem bilimsel merakla hem de tamamen bir boşluğu doldurma amacıyla başladık. Tabii işin içine bizim kişisel “acı sevgimiz” de girince iş hızla büyüdü. Türkiye’de acıyı seven çok geniş bir kitle var ve biz bu kitleye yeni, farklı ve daha önce hiç tatmadıkları aromaları tattırmak ve tanıtmak istiyoruz.

Çevremizden aldığımız tepkiler de bizim için çok değerli oldu. İlk denemelerimizde yakınlarımız adeta “gönüllü deneklerimiz” haline geldi. Kimi zaman şaşkınlıkla, kimi zaman gözlerinden yaş gelerek verdikleri tepkiler, bize bu işin ne kadar doğru bir yol olduğunu gösterdi. Açıkçası onların heyecanı ve destekleri bizi daha da motive etti. Bugün geldiğimiz noktada iş sadece biber yetiştirmek değil; kültür, lezzet ve tarımın birleştiği bir yolculuk haline dönüştü. Biz de bu yolculuğu çok seviyoruz. Ama aynı zamanda şunu da belirtmek isteriz ki hâlâ arka bahçemizde üretim yapan çok küçük bir işletmeyiz. Ürünlerimizi üretip hangi alana yol alacağımızı bulduk; 2026 Şubat’ında sera kurulumunu gerçekleştirerek işimizi bir sonraki aşamaya taşımayı hedefliyoruz.