Kuraklık ve sıcaklığın gölgesinde, 2025 bağbozumu düşük verim ama yüksek kaliteyle kayda geçti; yerel üzümler ise geleceğe dair en güçlü umut oldu.

Geçen aylarda Binnaz Tozan ve Dilara İlter’le birlikte 316 Meze & Wine’daydık. “Hasat” üzerine konuşuluyordu ancak buradaki “hasat” ifadesi kişisel olarak neleri ektiğimiz ve hasat ettiğimiz üzerineydi. Ben kendi adıma tarlamı nadasa bıraktığımı söyledim. 2025 öyle garip bir yıldı ki ekecek, büyütecek bir şey bulamadım. İnsanın aklına “hasat” kavramı düştüğünde ilk akla gelen ekilenlerin rahatlıkla hasat edileceği oluyor. Yani sorunsuz, pürüzsüz bir süreç. Ancak üzerine biraz daha düşünürseniz göreceksiniz ki ekim yapmak yalnızca bir başlangıç ve sonucu da garanti etmiyor. Eğer bir şeyi ektiyseniz, onunla ilgilenmelisiniz. Gerektiğinde desteklemeli, hastalıklardan korumalı, ona ihtiyacı olanı vermelisiniz. Ve bunları yapsanız bile istediğinizi hasat edeceğinizin garantisi yok. Ekilen şeyin büyümesi, meyve vermesi ve sizin de onu hasat etmeniz mistik ve büyüleyici bir süreç. Bir yaratım. Zaten bu nedenledir ki her yılın meyvesi heyecanla beklenir. Çünkü orada belirsizliğin getirdiği bilinmezlik vardır.

2024 Bağbozumu: Sıcak, Kurak ve Erkenci” yazımda küresel ısınmanın etkilerinden bahsetmiştim. Öncelikle o yazımı okumanızı öneririm. Çünkü 2025 yılında da yükselen hava sıcaklıklarının ve özellikle kuraklığın bağcılık üzerinde olumsuz etkileri oldu ve bunlar ilerleyen yıllarda da devam edecek. Hatta ilginçtir ki birkaç hafta önce Urla’yı ve oradaki şarapçıları ziyarete gittiğimde bir panele denk geldim. Sevdiğim dostlarım, Urla Bağ Yolu’nun öncülüğünde düzenlenen “İklim Değişikliğinin Bağcılık ve Üretim Tekniklerine Etkileri ve Değişen Uygulamalar” isimli panelde konuşma yapıyor, iklim değişikliğine karşı ne gibi önlemler alabileceklerini tartışıyorlardı. Likya Şarapçılık’tan Burak Özkan ve Arda Şarapçılık’tan Yavuz Saç ise ana döngünün küresel iklim değişikliği olduğunu ve bunun sürdüğünü ancak bu döngünün altında daha kısa süreli iklim döngülerinin de bulunduğunu ve son yılların bu kısa süreli döngünün en zor zamanlarına denk geldiğini, ilerleyen yıllarda iklimin biraz daha denge kazanabileceğini söylediler. Ancak tekrardan vurgulamak lazım ki küresel ısınmanın getirdiği iklim değişikliği geri döndürülemez bir olgu. Halihazırda devam ediyor. Burada vurgulanan onun bir parçası diyebileceğimiz alt döngüler. Bir nevi yeni bir iklim düzeni doğuyor ve biz de o doğumun sancılarını bu aralar en acı şekilde yaşıyoruz.

Hazır Edirne’de kurulu Arda Şarapçılık ve Yavuz Saç’tan bahsetmişken ondan aldığım bilgileri sizlere aktararak başlayayım. Sevgili Yavuz, öncelikle toptan bir Trakya değerlendirmesi yapılmaması gerektiğine vurgu yaparak sözlerine başladı. Çünkü Tekirdağ ve çevresindeki sahil şeridi farklı. Burada denizin getirdiği bir nem etkisi var ki bu kuraklığı biraz da olsa kırabiliyor. Buna karşılık kuraklığın olumsuz etkileri 2025 bağbozumunda Edirne ve çevresini zorlamış. Bir yandan da Tekirdağ ve çevresindeki bağlarda nem nedeniyle daha çok hastalık görülmüş; kendi taraflarında hastalık sorunuyla pek karşılaşmamışlar. Aslında anladığınız üzere şaraplık üzümü yetiştireceğiniz coğrafyayı seçerken karşılaştırma yaparak, olumlu ve olumsuz yönleri terazide tartıyorsunuz. Bir yönüyle lehinize olan bir durum, başka bir açıdan bakıldığında aleyhinize işleyebiliyor. Size ve yapmak istediğiniz şaraba uygun olan “denge”yi bulmanız elzem.