Okan Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Gastronomi Yazarı ve Kahve Danışmanı Cenk R. Girginol, Türk Kahvesi Günü’nde Türk kahvesinin serüvenini ve iyi kahve yapmanın sırlarını anlatıyor.

Yazı: Cenk R. Girginol

Başlıkta “sihirli yolculuk” kelimelerini kullandım. Çünkü gerçekten kahvenin içecek olarak içilmesiyle başlayan hikâye, sadece bir içecek olmasından çıkıp bir kültürü oluşturmadaki temel noktayı tamamlamış, sanki bir sihir gibi, konuşulan dile kelimeler kazandırmıştır.

Kahve, bugünkü Etiyopya topraklarında (o günkü ismiyle Habeşistan) 8. yüzyıl civarlarında keşfedilmiş. Genellikle ekmek yapımında ve yemeklerde kullanılan kahve meyveleri 12. yüzyıla gelindiğinde Yemen’de ilk defa içecek olarak tüketilmeye başlanmış. Öyle keçi-çoban hikâyesi değil; hikâye tarihi belgelerle de kanıtlı bir şekilde Şeyh Şazeli ile başlamış. Sufi tarikatının zikr törenlerinde de “Ya Allah” diyerek içilen kahve, 1517’de Yemen’in fethedilmesiyle teorik olarak Osmanlı topraklarına dahil olmuş. 1539’da Yemen Valisi Özdemir Paşa’nın saraya getirdiği kahveyle ilk defa tanışan Osmanlı’da milat, 1554 yılında İstanbul Tahtakale’de açılan dünyanın ilk kahvehanesi (Kivahan) ile oluşmuştur diyebiliriz.

Sayfa 025

Neden kahvehane önemli diye sorarsanız, Türk kahvesinin bugünkü kültür yapısını birçok kültürel mirasımız ile birlikte dahil eden bir sonucu bizlere getiren en önemli katalizördür kahvehaneler. İnsanların toplandıkları, sohbet etme imkânı buldukları, yeri geldiğinde devleti eleştiren konuşmalar yapmaları, önlerinin berber dükkânı oluşu, bulundukları yere göre iş ve işçi bulma kurumu gibi günlük ihtiyaçların giderileceği zanaatkârlar ve sonrasında sanata kadar birçok akımı beslemeleri, akşamları kurulan düzen ile manilerin okunduğu, şarkıların söylendiği, Hacivat-Karagöz gibi ortaoyunların oynandığı yerler oluşu, kahvehanelerin sosyal hayat içerisindeki etkisini açıklamak için az bile kalır.