Yıllar İçinde En Çok Değerlenen Arabalar
Bir otomobili 0 km aldığınız anda değeri düşer. Ancak bu klişe hepsi için geçerli değil. Bazı modeller var ki aradan ne kadar zaman geçerse geçsin değerleri katlanarak artıyor. Yıllar içinde en çok değerlenen arabaları inceliyoruz.
Dünyanın ekonomik akışını tahmin etmek zor. Üstelik her ülkenin farklı dinamikleri var. Farklı coğrafyalarda yapılan yatırımlar farklı sonuçlar veriyor. Söz konusu bir otomobil sahibi olmaksa, değer kaybının olmasına kesin gözüyle bakılabilir. Ancak bazı otomobiller var ki son birkaç yıldır mevcut satış fiyatlarının üstünde yeni alıcılarının garajlarına gidiyorlar. Milyon dolarlık, sınırlı üretim koleksiyon otomobillerinde bunların olmasına doğal gözüyle bakılsa da daha düşük bütçelerdeki otomobillerde de kâr etme olasılıkları bulunuyor. Dünya çapında düzenlenen müzayedeler ve farklı ülkelerdeki ikinci el pazar araştırmalarından derleyerek hazırladığımız dosyada ülkemize dair ipuçlarını da bulacaksınız. Listeyi şimdiden kaydedin, belki de bir sonraki ikinci el otomobilinizi birkaç yıl sonra satarken kâr edebilirsiniz!

Z Jenerasyonu Koleksiyonluk Otomobil İstiyor
Her otomobilde fiyat artışı söz konusu değil. Özellikle premium markaların yüksek adetli üretilen örneklerinde “Çan Eğrisi” denilen bir kavram var. Bu türdeki otomobiller ilk 20 yılda değer kaybederken, orijinal korundukları ve düşük kilometrelerde kaldıkları sürece, klasik kategorisine doğru evrilerek fiyatları yükselişe geçiyor.
Dünyaca ünlü otomobil yayını Hagerty‘nin analizine göre, 1980’ler, 1990’lar ve 2000’ler döneminden araçlar artık koleksiyonluk kategorisinde yerini alarak değerlerini katlamaya başladılar. Öte yandan yeni bir otomobil sahibi olmaya pek de niyeti olmadığına dair araştırma sonuçları bulunan Z jenerasyonunun yüzde 60’ı, koleksiyon değeri olan otomobillere sahip olmak istiyor. Söz konusu oran, “Baby Boomer” jenerasyonunda ise yüzde 30 seviyelerine gerilemiş durumda. Her kuşak, kendi nostaljisini yaşamak için bu türden bir otomobile sahip olmak istemekle beraber, bütçe belirleyici kriter olmaya devam ediyor.
En Çok Değerlenen Arabalar
İkonik Otomobillerde İvme Hep Yukarı
Ferrari F50 (1995-1997)
Sadece 349 adet üretilmesi sebebiyle ilk andan itibaren koleksiyon değeri bulunan Ferrari F50, ne yazık ki her zaman ikonik Ferrari F40’ın gölgesinde kaldı. Ancak söz konusu yatırım olarak değerlendirildiğinde F50’nin son beş yıldaki yükseliş oranı F40’ı geride bıraktı. 2020 yılında 2 milyon dolar seviyesinde el değiştiren Ferrari F50’ler 2025 yılı itibarıyla 4-5 milyon dolar arasında açık artırmalarda satılıyor. Ferrari F50’ye dair yeni rekor ise 2025 yılında gerçekleşti.

8 yıl boyunca ünlü tasarımcı Ralph Lauren’in koleksiyonunda yer alan ve kilometre göstergesinde sadece 4.900 mil yazan bu Ferrari F50, Amerika pazarı için üretilen iki adet sarı renkli örnekten biri. 2024 yılında tamamen elden geçirilerek yeni sahibine hazır hale getirilen Ralph Lauren’in Ferrari F50’si, Ağustos 2025 tarihinde Monterey Car Week’teki Sotheby’s açık artırmasında 9.245 milyon dolara satılarak bu modele ait en yüksek bedele ulaştı. Bu da gösteriyor ki, eğer elinizde değerli bir otomobil varsa, onu iyi durumda koruduğunuzda değerini kat be kat artırabilirsiniz!

DeLorean DMC-12 (1981-1983)
Geleceğe Dönüş’teki rolüyle, tüm zamanların en tanınmış film otomobillerinden biri olan DeLorean DMC-12, şirketin butik şekilde parça ve servis hizmeti vermeye başlamasıyla yeniden değer kazanmaya başladı. Geleceğe Dönüş filminin vizyona girdiği yıllarda iflas bayrağını sallandıran DeLoren markası, o tarihe kadar büyük hayallerle kurulan ancak hüsranla sonuçlanan bir hikayeydi.

Sosyal medyanın etkisi ve retro-futuristik görünümü sayesinde özellikle Z kuşağının arzu nesnesi haline gelen DeLorean DMC-12’lerin fiyatları 2019’dan günümüze yüzde 73 oranında artarak 100.000 doları geçmeye başladı. Bu garip çünkü yapılan araştırmalarda Z jenerasyonu otomobil sahipliğine sıcak bakmıyordu. Ancak söz konusu pop-kültürün ikonlardan biri olunca tüm potansiyel DeLorean DMC-12’lerin restorasyondan geçerek kullanılabilir hale gelmeleri ivmeyi eksiden artıya çevirdi. Bazı DeLorean DMC-12 örneklerine elektrikli güç aktarım dönüşümleri yapılıyor, bazıları orijinal haline getiriliyor, bazıları ise tahmin edileceği üzerine Geleceğe Dönüş filmindeki kostümleri ile süsleniyor.

Jaguar E-Type Series I 3.8 Coupe (1961-1964)
Ferrari’nin kurucusu Enzo Ferrari bile onun için “Dünyanın En Güzel Otomobili” tanımlamasını yapmıştı. Jaguar E-Type, 1961 yılında yollarla buluştuğunda, 240 km/s hıza ulaşarak “Dünyanın En Hızlı Seri Üretim Otomobili” unvanını elde etmişti. Tüm bu başarılara rağmen 70’li ve 80’li yıllarda E-Type, “Çan Eğrisi”ne dayanan değer kayıpları yaşadı.

Son 5 yılda Jaguar E-Type’a olan ilgi her zamankinden fazla. Özellikle de 1961 ile 1964 yılları arasında üretilen Series I olarak bilinen ilk üretimlerdeki Coupe kasalarda. 1961 yılında 0 km olarak 5.670 dolardan (Enflasyona göre hesaplandığında bugünun 53.000 doları) satılan Jaguar E-Type’ların fiyatları son beş yılda üç kat artarak 300.000 dolar seviyesine geldi. Bu otomobile dair rekor 2024 yılında 1.1 milyon dolar seviyesinde olsa da söz konusu Jaguar E-Type’ın önceki sahipleri ve geçmişinin önemi fiyatını artırmıştı.

Volvo P1800 (1961-1972)
Volvo’nun 1961 ile 1972 yılları arasında ürettiği sportif coupe P1800, yıllar içinde farklı unvanlar alarak bir ikon haline geldi. TV dizisi “Aziz”de Roger Moore ile başrolde oynaması ya da Irvin “Irv” Gordon tarafından yaklaşık 5 milyon km yol yaparak “Dünyanın En Fazla Kilometre Yapmış Otomobili” unvanı ile Guinness Rekorlar Kitabı’nda yer alması bu otomobili daha da özel kılıyor. Volvo P1800’lerin fiyatları 2019’dan günümüze yüzde 48 oranında artarken, bilinen en pahalı örnek için yaklaşık 68.000 dolar ödendi. Üzücü olan ise Volvo P1800 örneklerine Türkiye’de neredeyse rastlayamamamız!

Ferrari 250 GTO (1962-1964)
Şimdi derin bir nefes alın! Çünkü karşımızda bir efsane var. Dünyanın yıllardır en pahalı otomobilleri listesinde sürekli zirvede yer alan Ferrari 250 GTO’nun fiyatı daha ne kadar artabilir ki diye düşünebilirsiniz ancak her açık artırmada yeni rekorlar geliyor.
0 km olarak satıldığı yıllarda fiyatı 18.000 dolar olan Ferrari 250 GTO için ödenen en yüksek fiyat, 70 milyon doları buluyor. Elbette bu örnek, bugüne kadar hiç kaza yapmamış ve 1964 Tour de France’ta yarışmış olan bir Ferrari 250 GTO. Yine de şu bir gerçek ki, 60’lı yıllarda üretilmiş Ferrari 250 Serisi’ndeki tüm otomobiller her yeni açık artırmaya çıktıklarında değerlerini kolaylıkla ikiye katlıyor. Eğer 2020’de bir Ferrari 250 Serisi’ni 1 milyon dolara aldıysanız, aradan geçen beş senede 2-3 milyon dolara satmanız garanti denilebilir.

Porsche 917 (1969-1971)
Porsche’lerdeki değer koruması tartışılmaz. Hele ki motorsporlarında yarışmış bir örnekten bahsediyorsak milyon dolarları konuşmamız gerekiyor. Bir de söz konusu model, Porsche’ye ilk Le Mans zaferini kazandırmış olan 917 ise ortalık fena karışıyor. Üç yıllık üretim sürecinde 917 ve 917K serileri bulunan Porsche modellerinden bazıları motorsporlarında yarıştılar, çok nadir örnek ise yol kullanımı için tasarlandı. Porsche 917 fiyatlarında yükselişi şu şekilde özetleyebiliriz: “Le Mans” filminde kullanılan ve efsanevi Gulf kaplamasına sahip Porsche 917K, 2017 yılında Gooding & Company tarafından 14 milyon dolara satılıp, o dönem için “Dünyanın En Pahalı Porsche”si olmuştu.

2025 yılında ise Jerry Seinfeld’in koleksiyonunda bulunan, “Le Mans” filminde kullanılan ama bu sefer “Steve McQueen” imzalı bir başka Porsche 917K örneği ise 25 milyon dolara el değiştirdi. Açık artırmayı gerçekleştiren Mecum tarafından tam fiyat açıklanmamış olsa da Jerry Seinfeld’in iddiası bu yönde. Demek oluyor ki sekiz yıldaki değer kazanımı 11 milyon dolar ya da sene de yaklaşık 1.4 milyon dolar!

Japon Klasikleri Her Zamankinden Popüler
Datsun 280ZX (1978-1983)
İnanması güç ama artık günümüzde olmayan bir markanın otomobili, son altı yıldır oran olarak en fazla değer kazanan otomobiller arasında yer alıyor. Nissan’ın önceki adı Datsun idi ve bu marka Amerika Birleşik Devletleri’nin 60’lı yıllardaki spor otomobil pazarındaki Japon istilasını başlatmıştı. Datsun ve Nissan’ın “Z Car” olarak bilinen serisi 240ZX ile başladı ve sonrasında 280ZX’e geçildi. Jaguar E-Type’tan esinlenilerek oluşturulan Datsun’un Z Serisi, özellikle son altı yılda ikiye katladığı ikinci el satış fiyatlarıyla dikkat çekiyor. 2019’da ortalama 15.000 dolar seviyesinde el değiştiren Datsun 280ZX’ler şimdilerde kolaylıkla 30.000 dolar karşılığında yeni sahiplerine ulaşıyor.

Nissan Skyline GT‐R (1995-1998)
Bunun olmasına kimse şaşırmamalı çünkü Nissan ve GT-R ifadeleri yan yana geldiğinde neler olduğunu otomobil tutkunları zaten biliyor. Bir de mevcut Nissan GT-R’ın (R35 & R35.5) üretiminin sonlanmasıyla bit pazarına nur yağıyor. Yanlış anlaşılmasın; özellikle 1995-1998 yılları arasında üretilen R33 kasa kodlu Nissan Skyline GT-R, tüm zamanların en iyi GT-R’ı olarak anılır. Sadece sağdan direksiyonlu olmasına rağmen, “Hızlı ve Öfkeli” film serisindeki rollerinin de etkisiyle fiyatları son beş yılda iki katının üstüne çıkmaya başladı. Ortalama fiyat artışı yüzde 52 seviyesinde.

Yakın dönemde Nissan Skyline GT-R V‐Spec N1’deki maksimum fiyat 124.000 dolara, sadece 44 adet üretilen Nissan Skyline GT-R Nismo 400R’daki maksimum fiyat ise 440.000 doları aştı. Rekor ise 2025’te geldi ve 995.000 dolar Monterey’deki açık artırmada görüldü.

Honda Prelude (1997-2001)
Yakın zamana kadar neredeyse kimsenin yüzüne bakmadığı beşinci jenerasyon Honda Prelude, 2025 yılı itibarıyla yollara çıkmaya başlayan altıncı nesille yeniden gündeme geldi. Bu geri dönüş, 1997 ile 2001 yılları arasında örneklerin fiyatlarına da yansımaya başladı. Dönemi için köşeli tasarımının retro etkisi bir yana, dört tekerlekten yönlendirme sağlayan direksiyon sisteminin oluşturduğu analog sürüş keyfi de bu otomobilin popülerleşmesini sağlıyor. Oldukça kompleks tekniği bozulmamış modellerin fiyatları ABD pazarında 20.000 dolarlara alıcı bulmaya başlarken, bundan 4-5 sene önceki satış fiyatları sadece 3.000 dolar seviyesindeydi. Türkiye’de de satın alabileceğiniz Honda Prelude, 90’larda sunulan “Haddinden Fazla Dayanıklı Üretim” kalitesiyle iyi bir yatırım olabilir.

Toyota Land Cruiser FJ60/62 (1981-1991)
Dünyanın en dayanıklı ve kapasiteli arazi araçları arasında anılan Toyota Land Cruiser, 80’li yıllarda üretilen serilerinde değer kazanım rekorları kırıyor. Gerçek anlamda ilk defa “station” ya da “wagon” olarak anılmaya başlayan Land Cruiser serisi olan FJ60 ve FJ62’ler, 2020 yılında 15.000 dolar seviyesinde el değiştirirken, 2025 itibarıyla 35.000 ile 50.000 dolar arasında satılıyorlar.

Öyle ki, düşük kilometrede ve tamamen restore edilmiş bir Land Cruiser FJ60 için 70.000 dolar isteyenler bile var. Bu fiyat sizi şaşırtmasın çünkü bundan bir sonraki jenerasyon Land Cruiser olan FZJ80 için istenen fiyatlar şimdiden 130.000 doları aşmış durumda!
Toyota Supra MK2 (1982-1986)
“Hızlı ve Öfkeli” serisinin ilk filminde, Paul Walker’ın canlandırdığı Brain O’conner’ın MK4 Toyota Supra’sı şimdiden bir efsane ve söz konusu modelin fiyatı şimdiden 100.000 doları aşmış durumda. Eğer bu kadar bütçeniz yoksa MK2 olarak bilinen Toyota Celica Supra ile de iyi bir yatırım yapabilirsiniz.

Az sayıda kalan temiz örneği sebebiyle 1982 ile 1986 yılları arasında satılan Toyota Supra’ların fiyatları, 2021’den günümüze yüzde 44 oranında artış gösterdi. Son 10 yıllık periyoda baktığımızda ise artışın üç katına ulaşabildiği tespit ediliyor. Türkiye’de ise bu otomobilden sadece birkaç adet var.

Subaru Impreza P1/22B STI (1998-2001)
1995. 1996 ve 1997’de üç kez üst üste Dünya Ralli Şampiyonu olarak haklı bir üne sahip olan Subaru, 1998 yılında tek kapılı coupe karoserinde ürettiği Impreza 22B STI ile zirveye çıkmıştı. Sadece 445 adet üretilen Subaru Impreza 22B STI, 2.2 litrelik motoru ve Bilstein süspansiyonlarından adını alıyor ve standart modellerden ayrılıyordu.
0 km iken yaklaşık 55.000 dolara satılan otomobile ait ikinci el rekoru 312.555 dolar olarak kayıtlara geçti. Ağırlıklı olarak Japonya ve kısıtlı sayıda İngiltere’de satılan Subaru Impreza 22B STI’dan daha uygun fiyatlara bulunabilen Subaru Impreza P1 ise, yoğun talep üzerine 2000 yılında İngiltere’deki Prodrive tarafından 1.000 adet üretildi. Bu modellerin fiyatları ise şimdilerde 100.000 doları zorlamaya başladı. Türkiye’de tek kapılı Impreza modelleri yok ancak az sayıdaki Station örneğin fiyatları her geçen gün artmaya devam ediyor.

Süperspor Otomobiller
Porsche 911 GT3 RS 4.0 (997)
2011 model Porsche GT3 RSR’ın motorsporlarında yarışabilmesi için üretilen Porsche 911 GT3 RS 4.0’dan sadece 600 adet var. Bu bile fiyatını korumasına yeterken, bir de üstüne 4.0 litrelik atmosferik motorundan 500 beygir gücü üreterek döneminde litre başına en yüksek gücü üreten atmosferik motora sahip olması, onu daha da özel kılıyor. 3.9 saniyelik 0-100 km/s hızlanması, 7:27’lik Nürburgring-Nordschleife turunu uzun süre kimsenin geçememesi ve her bir beygirin sadece 2.72 kg taşıyor oluşu Porsche 911 GT3 RS 4.0’ın değerini arşa çıkaran diğer özelliklerden sadece üçü.

Bu sebeple 2011 yılında 0 km iken 200.000 dolardan başlayan fiyatının günümüzde 1.3 milyon seviyesine gelmesine şaşırmıyoruz. Henüz el değiştirmeyen Porsche 911 GT3 RS 4.0’lerin fiyatı daha da artacak. Çünkü o, turbo ya da hibrit destekleri olmadan mutlak atmosferik gücü barından son örneklerden biri olacak.

Audi R8 (2006-2024)
Audi’nin ilk seri üretim süperspor otomobili R8, 2006 ile 2024 arasında yaklaşık 46.000 adet üretilmesi sebebiyle pek de koleksiyon değeri taşımıyor. Ancak 2024’te üretimin sonlandırılması ve yenisinin şimdilik olmayacağına dair açıklamalar sebebiyle pazardaki fiyatlarda hareketlilik yaşanıyor. Özellikle de manuel şanzımanlı coupe versiyonlara çok daha fazla talep olduğu gözlemleniyor. Bunun ardında yatan birkaç sebep var. İlki, bu otomobilin ikinci eldeki fiyatları, platform kardeşi ve ortak motor kullanılan Lamborghini Gallardo’dan daha uygun.

İkincisi ise, analog sürüş zevkinin yaşanabildiği V8 ve V10 motorlardan yükselen sesin muhteşemliği. Audi R8’in gündelik kullanıma uygunluğu ile gaza yüklendiğiniz anda 300 km/s hıza ulaşabilmesi ise tam bir fenomen. Ayrıca “iRobot” ya da “Iron Man” gibi filmlerde kullanılması da pop-kültürün bir parçasına sahip olmanız anlamına gelebiliyor.

Lamborghini Gallardo Manuel (2003-2013)
Audi R8 fiyatları yükselir de Lamborghini Gallardo’nunkiler yükselmez mi? Elbette ancak buradaki kilit nokta manuel şanzımana sahil Gallardo’ların fiyatlarını daha iyi korumaları. Tüm seri göz önünde bulundurulduğunda 2019’dan 2025’e olan artış ise sadece yüzde 7. E-Gear adındaki otomatik şanzımanlara nazaran son beş yılda ikinci el değerlerini yüzde 50 daha fazla artıran manuel şanzımanlı Gallardo seçenekleri arasında arkadan itişli olanlardaki artış daha fazla gözlemleniyor.

Bunun temel sebebi “Safkan” sürüş arayanlardan geçiyor. Üç pedal, yolları açık vites kolu, 6 ileri şanzıman ve arkadan itiş sayesinde V10 motorun sesini duymak muhteşem. Bir de, Lamborghini’nin test pilotu Valentino Balboni’nin adını taşıyan serilerden birine denk gelirseniz; o zaman kesinlikle bu yatırımı yapmalısınız! Çünkü fiyatları daha da yükselecek.

Porsche 911 Turbo (997)
Hemen hemen her Porsche değerini iyi koruyor ancak söz konusu 911 Turbo olunca yatırımınız her zaman garanti altında. 993 kasa kodlular zaten son hava soğutmalı 911 Turbo olduklarından çoktan değerlerini aldılar. Şimdilerde 997 kasa kodlu 911 Turbo’lardaki artış dikkat çekici. Son beş senede genel pazara nazaran yüzde 30’lara varan değer kazanımlarına rastlanıyor. Çünkü bu seri, günümüz 911 Turbo’larındaki -hibrit desteği saymazsak- hemen her özelliğe sahipler. En azından performans açısından. 0-100 km/s hızlanması sadece 3.5 saniye sürüyor ve debriyaj baskı balatasını her kalkıştan sonra değiştirmek gerekmiyor. Müthiş Alman mühendisliğinin simgelerinden Porsche 911 Turbo ile günlük yaşamınızı sürdürebilir, yolu açık bulduğunuz zamanda da 300 km/s’yi geçebilirsiniz.

Saf Sürüş Zevki Sunan Avrupalılar
BMW M3 (E46)
Elektrikli otomobiller pazarı ele geçirdikçe manuel sürüş tutkunları geçmişteki hazineleri daha fazla arıyorlar. BMW tarihinin en iyi M3’ü olarak anılan E46 kasa kodlu M3 de bunlardan biri. Sıralı 6 silindirli atmosferik ve devir çevirmeye meyilli motoru, ön ve arka aksına 50/50 eşit dağılan ağırlığı, keskin hisli direksiyonu ve manuel şanzımanıyla E46 kasa BMW M3, safkan sürüşün kitabını yazmaya devam ediyor. Çok sayıda orijinal ve yan sanayi parçasının halen bulunabilmesi ile de hasarlarını kolaylıkla düzeltebiliyorsunuz. BMW M3’ün kitlesi genellikle arkadan itiş tutkunu “drifter” olarak adlandırılıyor.

Bu aşamada BMW M3 E46’nın fiyatları en düşük değerlerini coupe ve cabrio versiyonlarında görüyor. Ancak söz konusu durum 1.383 adet üretilen M3 CSL olunca fiyatlar kolaylıkla 100.000 doları geçmeye başladı. İyi durumda korunmuş BMW M3 E46 örnekleri için fiyat artışları son beş yılda yüzde 43 seviyesinde.

Mini Cooper S (2002-2006)
BMW’nin sahipliğinde bambaşka kulvarlarda koşan MINI, küçük sınıfta en iyi yol tutan, eğlenceli ve gerçek bir premium hissiyatını yansıtan otomobil. 2002’de yollara çıktığında herkesin radarına giren MINI, One, Cooper ve Cooper S versiyonlarına ek olarak cabrio ve Clubman gibi versiyonlara da sahipti. Kuzey Amerika pazarında son beş yılda değeri sadece yüzde 4 artmasına rağmen ortalama 12.000 dolara el değiştiriyor olması onu ulaşılabilir kılıyor.

Bu seride değerini en fazla koruyan versiyon ise sadece 2.000 adet üretilen MINI Cooper John Cooper Works GP. O, arka koltukları olmayan, hafifletilmiş ve 218 beygir gücüyle o güne kadarki en güçlü MINI idi. Amerika’da bu modellerin fiyatları 30.000 dolar seviyesindeyken Türkiye’deki az sayıda MINI Cooper John Cooper Works GP için 2025 yılı itibarıyla 2 milyon TL’ye varan ilanlar bulunuyor.
Ferrari 400/412 (1976-1989)
Çoğu Ferrari tutkunu tarafından gerçek bir Ferrari olarak değerlendirilmeyen ve hatta ünlü otomobil yazarı Richard Porter’ın “Eğer bu otomobil bir at olsaydı, onu vurmamız gerekirdi” diye aşağıladığı Ferrari 400 ve 412 serisi, 4 koltuklu olmalarından ötürü çoğu zaman örselendi. Ancak son 10 yılda bu modele olan ilgi her geçen gün artıyor. Pininfarina tasarımı adeta 70 ve 80 yılların özeti gibi. V12 motoru, isteyenlere otomatik şanzımanı ve bir GT’ye uygun büyük de bir bagajı var. 1990 yılında Ferrari 400/412’lerin fiyatları 80.000 dolara kadar yükselirken, 2004 yılında 24.000 dolara kadar geriledi. Bu değer kaybını oluşturan en büyük etkenler, kasanın paslanması, parça ve ustalarının yüksek bedelleri ve 90’larda Ferrari’de yaşanan dönüşümdü.

Yerini, 456 GT gibi muhteşem bir seriye bırakınca unutulan Ferrari 400 ve 412’leri yakın zamanda yeniden hatırlatan Daft Punk oldu. 2006’da yayınladıkları Electroma adındaki 78 dakikalık filmde insan olmaya özenen robotların hikayesini anlatan Daft Punk, “Human” plakalı, Jet Siyahı, 1987 model bir Ferrari 412 kullanıyordu. V12 motorlu bir Ferrari’ye ulaşmanın en kolay yolu olan 400 ve 412’nin fiyatları ise 2008 gibi sürekli yükseliş eğrisini korudu. 2019-2025 arasındaki değer kazanımı yüzde 50’den fazla. Bakım masrafları oldukça yüksek olsa da 60.000 doları riske atmaya değer bir yatırım gibi görünüyor.

Üstü Açik Otomobiller (Cabrio & Convertible & Roadster)
Lotus Elise (1996-2001)
Lotus’un 90’lardaki yeniden doğuşunu simgeleyen Elise, minimalistlerin roadster’ı olarak 1996 yılında yollara çıktığında, alüminyum şasisi, fiberglas gövdesi, 2 koltuğu ve ortadan yerleşimli Rover 1.8 K Serisi motordan fazlasını sunmuyordu. Paspasları bile olmayan Lotus Elise, tamamen yol ve sürüş odaklı “Purist” yapısıyla eğlenceyi odağına alanların otomobiliydi. Aradan geçen 30 yılda da bunu sürdürmeyi başardı.

Yıllar içerisinde Lotus Elise, daha güçlendi ve değişik versiyonlara sahip oldu. Öyle ki, GT1 yarışlarına katılmak için 1.25 milyon dolarlık fiyata sahip Lotus Elise GT1 adındaki bir yol versiyonu da üretildi. Lotus Elise’in fiyatları ise son dönem yeniden yükseliş trendine girdi. Kolay bakımlarının yapılması, Toyota motorları ile mekanik parçalarının kolaylıkla bulunması ve tüm dertleri unutturan analog sürüş karakteri sayesinde Lotus Elise’in fiyatı son beş yılda yüzde 50 arttı.
Dodge Viper (1992-1997)
Kamyonetten alınan bir motor, camları ve tavanı olmayan bir roadster. 1992’de 52.000 dolarlık fiyatıyla Chevrolet Corvette’e ilk ciddi Amerikan alternatifi olan Dodge Viper, günümüzde kült statüsüne ulaştı. Atmosferik 8.0 litrelik V10 motorunda 400 beygir güç barındıran ve hiçbir sürüş desteği olmadan arka tekerleklerini çılgın gibi döndürebilen Dodge Viper adeta bir mite dönüştü. Efsaneye göre bayiden teslim alınan Dodge Viper’ların yüzde 30’u, bu ilk yolculuklarında kaza yaparak sahiplerini evlerine kadar götüremediler.

Bu derece çılgın bir sürüş karakteri olan Dodge Viper’ların hayatta kalanlarının fiyatı son dört yılda yüzde 40 arttı. Kondisyonuna göre fiyatları 35.000 ile 60.000 dolar arasında değişen ilk jenerasyon Viper’ların düşük kilometreli ve kazasız örneklerinin 150.000 doları aştığı biliniyor. Dodge Viper’ın üretimine izin veren Chrysler eski CEO’su Lee Iacocca’nın kişisel otomobilinin 2020 yılında 285.000 dolara satılması ise halen rekoru belirliyor.

Mercedes-Benz SL (R129)
Uygun fiyata bir R129 kasa Mercedes-Benz’e sahip olmak için tren biraz kaçmış gibi görünüyor. Ancak fiyatlar henüz zirveyi görmedi desek yanlış olmaz. Amerika ve İngiltere gibi ülkelerde R129 kasa SL modellerindeki değer artışı son beş yılda yüzde 48’i aşmış durumda. Eğer kilometresi düşük, az el değiştirmiş ya da kazası olmayan bir örnekten bahsediyorsak bu oran çok daha yükseliyor. Özellikle de SL 600 gibi V12 motora sahip olan örneklerin fiyatları çok daha yüksek.

Ancak değer kazanımı ve işletme maliyetleri göz önünde bulundurulduğunda SL 320-24 ya da SL 500 daha makul seçenekler gibi duruyor. Bruno Sacco’nun zamansız tasarımı ve Mercedes-Benz’in mühendisliğinin zirvesindeki dönemden kalan bu retro-klasik, Türkiye’de de çok sayıda bulunabiliyor. Elde edilmesi zor fiyatlara çıkmadan sahip olmak iyi bir fikir olabilir.

Zor El Değiştiren Kültler: Station’lar
Volvo 850 SW/V70 R (1995-2001)
Türkiye’de pek sevilmese de station’ların pratikliği ve bazı modellerdeki performansları süperspor otomobiller seviyesine yaklaşabiliyor. Bu akımın ilk örneklerinden olan Volvo 850 SW T5R, makyajlanması ile V70 R adını almıştı. “Turbo beslemeli tuğla” olarak bilinen Volvo 850/V70’ler, köşeli tasarımlarıyla dünyanın her coğrafyasında tanınıyor. Volvo V70 R ise bu serinin en performanslı versiyonu ve değeri her geçen gün yükseliyor.

SUV çılgınlığından uzak durmak isteyenler, yıllar geçse bile güvenlik ekipmanlarını arayanlar Volvo V70 R’ı tercih ediyor. Dileyenler, 4×4 aktarma ve arazi süslemelerine sahip Volvo V70 XC’ı da seçerek, crossover dünyasında kalabilirler.

Dodge Magnum SRT-8 (2005-2008)
Türkiye’de az sayıda Chrysler 300C Touring olarak gördüğümüz ikiziyle Dodge Magnum, SRT-8 versiyonunda otomotiv tarihindeki kültlerden birini oluşturuyor. Mercedes-Benz E Serisi platformu üzerinden geliştirilen, 5 metrelik uzunluğunda ve 425 beygir gücündeki Dodge Magnum SRT-8, 6.1 litrelik HEMI motoruna sahip bir “Sırt Çantalı Muscle Car”!

Atmosferik HEMI V8’inin kükremesi kulaklara bayram ettirirken, her gaza basıldığında kasa sallanıyor. Böylesine bir gücü yere aktarmak oldukça zor. Bir de Avrupa standartlarına göre “dalgaların üzerinde gezinen bir gemi” izlenimi veren Dodge Magnum SRT-8, her olumsuzluğuna rağmen farklı bir arzu nesesi olmayı sürdürüyor olacak ki son beş yılda ortalama fiyatlarının yüzde 39 arttığı analiz ediliyor. Yaklaşık 33.000 dolara çevrecileri sizden nefret ettirecek bir V8’e sahip olabilmek ve aynı zamanda çocuklarla uzun yola çıkabilecek bir bagaja sahip olmak hiç bu kadar uygun fiyata sunulmamıştı!
Olmazsa Olmaz SUV’ler
Mercedes-Benz G500 (2002-2008)
G Serisi, SUV dünyasının ikonlarından ve aradan geçen yaklaşık 50 senede hâlâ gündemde. Günümüzde elektrikli versiyonları olsa bile neredeyse değişmeyen tasarımı onu hep güncel tutuyor. Dizel, benzinli, turbo ve atmosferik gibi çok çeşitli motorlarla bulunabilen G Serisi’nin 2002-2008 arasında üretilen G500’ü, 2024-2025 yıllar arasında yüzde 47 değer kazanmasıyla dikkat çekiyor. “Neden G 63 AMG değil de bu?” diye sorduğunuzu duyar gibiyiz. Çünkü bu G Serisi varyasyonu, henüz her köşede G Serisi görmediğimiz dönemlerin en “sessiz lüks” ikonuydu. Abartılı egzozları, ışıltılı aksesuarları ya da renk paletinin dibinde kalmış dikişlere sahip koltukları yoktu. Bu sebeple iyi koşullardaki G500’ler, V8 motorlarını sakin sakin hareket etmek isteyenler için değerini en fazla koruyanlar arasında.

Ford Bronco II (1984-1990)
Yenisi gelince eskisinin değeri arttı. Ford, yıllar sonra Jeep Wrangler’ın karşısına bir model konumladı ve bu seriye Bronco adını verdi. Özellikle Kuzey Amerika’daki Z jenerasyonu Ford Bronco’ya sahip olmak istiyor. Ancak yenisine ödeme yapmak yerine fiyatları son beş yılda yüzde 38 artarak 15.000 doları aşan Bronco II’leri tercih ediyorlar. Ebeveynlerinin doğduğu 80’li yılların ikonlarından biri olan Ford Bronco II, derli toplu boyutlarıyla pratik bir kullanım sağlıyor ve düşük fiyatıyla yeterince havalı olmayı sağlıyor.

En Çok Otomobili Olan Koleksiyonerler
Dünyanın En Fazla Kilometre Yapmış 6 Otomobili