Dünyanın en meşhur restoran zincirlerinden ROKA İstanbul’un baş şefi Suna Hakyemez ile modern Japon mutfağını ve şeflik yolculuğunu konuştuk.
Röportaja bir masalla başlayalım istiyorum. Küçük yaşlarınızdan beri mutfağa meraklıymışsınız, hatta sizin için yazılmış bir masal kitabı var: Kar Tanesi Pastası. Nasıl yazıldı bu masal?
16 yaşındaydım ve karlı bir gündü. Beyaz bezelerden büyük, şişman bir pasta yapmak istemiştim. Seçtiğim tarifteki gibi, hayalimdekine çok yakın pastayı yapmayı başardım. Artık annemi mutfağa çağırma ve yaptığımı gösterme zamanıydı… Kar yağıyordu o gün. Mutfak penceresini açtım, pastamı pencerenin önüne koydum ve heyecanla anneme gösterdim. Karlar sanki pastamın üstüne yağıyordu… Manzara o an o kadar güzeldi ki anneme ilham verdi. Annem o günün anısına benim için bir masal yazdı. Yazdığı masal Kar Tanesi Pastası yıllar sonra –otuzuncu yaş günümde– Altın Kitaplar’dan yayımlandı. Kar Tanesi Pastası, annemin bana en büyük hediyesiydi.

Şeflik serüveniniz nasıl başladı?
Profesyonel şef olma fikri, babamın tutkumu görmesiyle ortaya çıktı. Kariyer yolumu birlikte çizdik; üniversitede gastronomi okudum. Mezun olduktan sonra Zuma İstanbul‘da mesleğe başladım. Executive şefimiz Hamish Brown‘ı takip ettim ve ROKA’da çalışmak üzere Londra’ya taşındım. Serüvenime böylece mükemmel bir yer ve mükemmel bir şefle başlamış oldum.
“Kendinizi yaptığınız işe adayın. Elinizden gelenin en iyisini sunmak prensibiniz olsun.”










