Bitlis’in bir dağ köyünde başlayan hikayesi, azim ve cesaretiyle bambaşka semalara evrildi. Nuray Krein’ın ilham veren öyküsünü unutmayın, bir gün TEDx’te karşınıza çıkabilir.  

Nuray Krein, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin (ÇYDD) Kardelenlerinden biri. Hayatı, doğuda, karla aylarca kapalı kalan bir dağ köyünde başladı. Hem coğrafyanın zorluğu hem de anne ve babasını arka arkaya kaybetmenin acısı, önüne pek çok engel çıkardı. Ama Nuray, her seferinde doğru olanı seçerek, bu engelleri bir bir aşmayı başardı.

Aslında Nuray Krein’in hikayesi, son yıllarda sıkça duyduğumuz “Doğduğun yer kaderindir” sözünün sorgulanması gerektiğini gösteren güçlü bir örnek. Ona göre, evet, zor şartlarda dünyaya gelmek insanı hayat yarışında geriden başlatabilir; ama bu kader değil ve değiştirmek mümkün. Yeter ki kişi çabalamaktan vazgeçmesin ve doğru bilgiye ulaşmayı başarsın.

Hayallerine giden yolda doğru insanlara ulaşmaktan çekinmeyen, harcadığı emeğin karşılığını sabırla beklemeyi bilen, kendi deyimiyle “mucizelere inanmaktan vazgeçmeyen” Nuray’ın dağ köyünde başlayan hikayesinin ilk bölümü Kaliforniya’da üniversite eğitimini tamamlamasıyla sona erdi. Şimdi yeni bir başlangıç var onun için. Nuray yeni yolculuğunda tıpkı kendisi gibi zor koşullar altında doğan ama azimli kız çocuklarına ilham olmayı hedefleyen yeni hayallerinin peşinde.

Nerede doğdun? Doğduğun köyü anlatır mısın?

1997 yılında Bitlis’in 15 haneli Kayalı Köyü’nde doğdum. Bitlis’ten dört saat uzaklıkta, dağın başında bir köy. En yakın hastane köyümüze iki saat uzaklıktaydı ve kışın çok fazla kar yağardı. Köyde elektrik vardı ama kışın kar yağdığında giderdi. Bir tek yazın elektriğimiz oluyordu. Evlerde su yoktu, köyün çeşmesinden alırdık. Her evde en az 10 çocuk olduğundan, köyün 200 kişiye yakın bir nüfusu vardı. 11 kardeşimle birlikte bu köyde büyüdüm.

nuray krein 03
Nuray Krein’in İlham Veren Öyküsü

Ailenden bahseder misin?

Anneme, bana hamileyken beyin tümörü tanısı konulmuş, ben doğduktan sonra da vefat etti. Hastane çok uzak olduğu için doğru dürüst bir tedavi alamamış annem. Sonra babam, annemin kuzeniyle ikinci evliliğini yaptı. Ben 11 yaşındayken üvey annem kansere yakalandı. 13 yaşındayken de babamı akciğer kanserinden kaybettik.

Baban vefat edince ve üvey annen hastalanınca ne yaptınız?

Babam vefat edince iki alternatif vardı. Ya biz çocuklar İzmir’de yaşayan abilerimizin yanına taşınacaktık ya da yetimhaneye yerleşecektik. İzmir’e taşınmamıza karar verildi. Ben İzmir’de sekizinci sınıfı okudum. Babamdan bir yıl sonra da üvey annem vefat etti. Ben o sırada yaşları beş, dokuz, 11 ve 12 yaşındaki dört kardeşime bakıyordum. Sonra liseyi Manisa’nın Salihli ilçesinde yatılı okudum. Kardeşlerim de Bergama’daki yatılı okula yerleştiler. Liseden sonra da Tarla Bitkileri okumak üzere Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’ne gittim.