Türkiye’de koku denince akla gelen ilk isimlerden biri olan parfümör, koku uzmanı ve yazar Vedat Ozan’la, kişisel yolculuğunu, niş parfüm sektöründeki dönüşümü ve yeni kitabını konuştuk.

Kokularla ilgili yolculuğunuz nasıl başladı? Sizi bu alana çeken ilk an veya deneyim neydi?

Hayatımın belli bir döneminde geriye dönüp baktığımda, hatırladığım pek çok şeyi aslında kokularıyla birlikte kaydettiğimi fark ettim. Üstelik bu, çocukluk yıllarıma kadar uzanıyordu. Örneğin komşu kızının yediği salçalı ekmeğin kokusu ya da küçükken ailemin bana süt içirmek için peşimden koştuğu anlar… O zamanlar oyunu bırakıp süt içmek hiç cazip değildi. Üstelik Türkiye’de süt genellikle sıcak içilirdi; soğuk süt diye bir alışkanlık yoktu. Ailem peşimden koşarken süt ılımaya başlar, ben de sonunda o ılık sütü içmek zorunda kalırdım. Bugün bile ılık süt kokusu hâlâ tahammül etmekte zorlandığım bir kokudur.

Zamanla, belleğimde bu tür kokusal izlerin biriktiğini fark ettim. Ergenlik dönemimde ise doğal olarak bir parfüm merakım vardı. Ancak o yıllarda Türkiye’de parfüm seçenekleri oldukça sınırlıydı; bulabildiğimiz ürünleri kullanıyorduk. Yine de parfümleri çok sevmeye başladım. Biraz da takıntılı sayılabilecek karakterimin etkisiyle “Bu nasıl yapılıyor?” ve “Ben de yapabilir miyim?” gibi soruların peşine düştüm. Bunun uzun ve zorlu bir süreç olduğunu söyleyebilirim. Süreç sonunda, parfüm yapımının da deneme-yanılma yoluyla öğrenilebileceğini fark ettim. Parfüm yapmaya başladığımda ise karşıma bambaşka bir dünya çıktı.

vedat ozan 07
Vedat Ozan

Nasıl bir dünya?

Şöyle ki, siz bir parfüm yaptığınızda aslında karşı tarafa bir mesaj iletirsiniz. Peki bu mesaj karşı tarafta nasıl karşılık bulur? Verdiğiniz biçimde mi algılanır, yoksa kişinin kurduğu çağrışımlar doğrultusunda farklı anlamlar mı kazanır? Bu çağrışımların sebepleri nelerdir? Tüm bu sorular, içinde psikoloji, sosyoloji, tarih ve kültürü barındıran geniş bir alanın kapısını araladı ve ben de kendimi o alanda buldum.

Yazdığım kitaplar da aslında bu arayışın bir sonucu. Kokunun bir duyu olduğunu fark etmek önemli bir dönüm noktasıydı. Parfüm ise yalnızca bu duyuyu hedefleyen ürünlerden biri. Aslında yediğimiz ve içtiğimiz pek çok şey de aynı duyuyu harekete geçiriyor. Bu farkındalıkla birlikte, koku duyusunun algısal mekanizmalarının nasıl işlediğini ve bunun kültürel izlerle nasıl şekillendiğini merak etmeye başladım. Böyle başlayan bu süreç, zamanla gelişen ve hâlâ devam eden bir öğrenme yolculuğuna dönüştü.