Rahmi M. Koç’un eskizleriyle tasarlanan Marine koleksiyonundan uzun yıllara uzanan bir mirasa, Edwards’ı Genel Müdürü Arife Ülger anlatıyor.
Lüksü nasıl tanımlarsınız? Son yıllarda hepimiz için en yaygın lüks tanımı, “sessiz lüks”ten geçiyor. Gösterişten uzak, güçlü karakterli ve zamansız parçalar. Edwards da bu anlayışla üretim yapan markalardan biri. 1994 yılında Rahmi M. Koç’un temellerini attığı marka, erkek giyiminde sektörün güçlü oyuncularından biri. Bu yaz tanıtılan Edwards Marine koleksiyonu ile bir kez daha beğenileri toplayan markanın Genel Müdürü Arife Ülger ile bir araya gelerek erkek giyim dünyasını, lüksü ve Edwards’ın DNA’sını konuştuk.
1994 yılında Rahmi M. Koç tarafından kurulan Edwards, güçlü mirasıyla öne çıkan bir marka. Dünden bugüne Edwards’ı düşündüğünüzde markanın geçmişinden, köklü mirasından hangi yanlarının geleceğe taşınması gerektiğini düşünüyorsunuz?
Edwards’ın en kıymetli mirası, kaliteye ve uzun vadeli düşünmeye dayanan yaklaşımı. Rahmi M. Koç’un vizyonuyla şekillenen bu kültür, yalnızca iyi ürün üretmeyi değil; kalıcı değer yaratmayı, zamana karşı dayanıklı olmayı ve her koşulda belirli bir standardı korumayı ifade ediyor. Bugün bu mirası yalnızca korunması gereken bir değer olarak değil, bugünün tasarım dili ve üretim anlayışıyla yeniden yorumlanan güçlü bir referans noktası olarak görüyoruz. Çünkü zamansızlık, geçmişe bağlı kalmaktan değil, değişen dünyaya doğru şekilde uyum sağlayabilmekten geçiyor. Edwards da köklerinden aldığı güveni çağdaş bir bakış açısıyla geleceğe taşıyan bir marka olmayı sürdürüyor.
“Zamansızlık, geçmişe bağlı kalmaktan değil, değişen dünyaya doğru şekilde uyum sağlayabilmekten geçiyor.”
Edwards’ın marka kimliğini, DNA’sını nasıl tanımlarsınız?
Edwards’ın DNA’sını üç temel kavram tanımlıyor: zamansızlık, zanaatkârlık ve sessiz lüks. Marka olarak tasarım anlayışımız her zaman için kaliteli kumaşa, kusursuz kalıba ve yıllar boyunca kullanılabilecek ürünler ortaya koymaya dayanıyor. Sadece estetik değil, işlevsellik ve uzun ömürlülük de en az tasarım kadar belirleyici oluyor koleksiyonlarımızda. Bizim için Edwards, belirli bir yaşam tarzını temsil eden bir dünya. Bu yaklaşımın en yeni örneklerinden biri Edwards Marine. Denizcilik kültürünü, zanaatkârlığı ve zamansız tasarım anlayışını bir araya getiren bu diğer markamızda, köklü değerlerimizi farklı bir perspektifle yorumlarken Edwards dünyasının ne kadar geniş olduğunu aktarmaya çalışıyoruz.
Edwards tasarımlarının en sevdiğiniz yanı nedir sizin için?
Sanırım, zamana bağlı kalmaması. İyi tasarlanmış bir ceketin ya da gömleğin yıllar sonra da aynı değerini koruyabilmesi bana çok ilham veriyor. Detaylara gösterilen özeni de önemsiyorum. Kumaşın dokusu, kalıbın vücutla kurduğu ilişki, dikiş kalitesi ya da yalnızca çok iyi bilenin fark edebileceği küçük bir işçilik detayı… Bunların hepsi bir araya geldiğinde gösterişten uzak ama güçlü bir karakter ortaya çıkıyor. Bence gerçek lüks de tam olarak burada başlıyor.


Son yıllarda lüks tüketici profilinin eğilimlerini nasıl gözlemliyorsunuz? Edwards’ın son zamanlardaki müşteri profili nasıl?
Lüks tüketicisinin son yıllarda çok daha bilinçli tercihler yaptığını görüyoruz. Artık satın alma kararını yalnızca marka ismi değil; ürünün hikâyesi, kullanılan malzeme, işçilik kalitesi ve uzun yıllar kullanılabilir olması belirliyor. Edwards müşterisi de bu yaklaşımı benimseyen bir profil. Kumaşı tanıyan, kalıbı bilen ve ürüne yatırım gözüyle bakan bir müşteri kitlesine sahibiz. Bizim için bu oldukça değerli; çünkü müşterilerimizle kurduğumuz ilişki, tek seferlik bir alışverişten çok, uzun yıllara yayılan bir güven ilişkisine dönüşüyor.
“Rahmi M. Koç’un deniz yolculukları sırasında yaptığı eskizlerin tasarımlara taşınması, koleksiyona yalnızca estetik değil, güçlü bir hikâye de kazandırıyor.”
Son zamanlarda erkek moda tüketicisinin daha seçici olduğu, ürünle daha kişisel bir ilişki kurmaya eğilimli olduğunu söylemek mümkün mü?
Kesinlikle. Erkek tüketicisinin stil yaklaşımında önemli bir dönüşüm yaşandığını düşünüyorum. Artık daha bilinçli, ne istediğini bilen ve gardırobunu daha seçici oluşturan bir müşteri profili var. Bu nedenle zamansız parçalar her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Aynı zamanda teknik kumaşlar, fonksiyonellik ve konfor gibi unsurlar da karar sürecinde etkili oluyor. Edwards olarak klasik ürünlerimizi bu yeni beklentiler doğrultusunda güncelliyor; modern yaşamın ihtiyaçlarına cevap veren ama Edwards’ın karakterini koruyan koleksiyonlar hazırlıyoruz. Aynı zamanda müşterilerin artık yalnızca ürünle değil, tasarımın arkasındaki hikâyeyle de bağ kurduğunu gözlemliyoruz. Edwards Marine koleksiyonunda bu yaklaşımın özellikle üzerinde duruyoruz. Rahmi M. Koç’un deniz yolculukları sırasında yaptığı eskizlerin tasarımlara taşınması, koleksiyona yalnızca estetik değil, güçlü bir hikâye de kazandırıyor.

Zincirlikuyu’daki Edwards Custom Made mağazasını da sormak istiyorum. Bu mağazada özel dikim süreci nasıl ilerliyor?
Custom Made hizmetimiz, Edwards’ın kişiselleştirme anlayışını en güçlü şekilde yansıtan alanlardan biri. Müşterilerimiz ceketinden pantolonuna, gömleğinden ayakkabısına kadar tüm parçaları, kendi ölçülerine, malzeme ve aksesuar tercihlerine göre oluşturabiliyor. Süreç boyunca ekibimiz müşterilerimize birebir danışmanlık veriyor; her detay birlikte şekillendiriliyor. Bizim için özel dikim yalnızca kişiye özel üretim yapmak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda müşterimizi tanımak, yaşam tarzını anlamak ve ona gerçekten kendisine ait bir ürün sunabilmek anlamına geliyor.
Edwards’ı konuşurken, markanın stratejisine yön veren sizin kişisel yolculuğunuza da değinelim isterim. Yöneticilikte bugünkü bakış açınızı şekillendiren dönüm noktaları neler oldu?
Lüks perakende sektöründe uzun yıllar farklı markalarla çalışma fırsatı buldum. Bu süreç bana ürün kadar deneyimin, güvenin ve tutarlılığın da ne kadar önemli olduğunu öğretti. Bugün yöneticilik anlayışımın merkezinde de bu yaklaşım var. Güçlü bir marka inşa etmenin yalnızca iyi koleksiyonlar hazırlamakla değil; ekip kültürü oluşturmak, müşteriyi dinlemek ve uzun vadeli bakabilmekle mümkün olduğuna inanıyorum.
Moda-stil dünyasında hayran olduğunuz, size hem kariyerinizde hem de kişisel hayatınızda ilham olan bir isim var mıdır?
Tek bir isim söylemek yerine farklı disiplinlerden beslenmeyi daha değerli buluyorum. Tasarım dünyasında zamansızlık anlayışını merkeze alan isimler her zaman ilgimi çekmiştir. Bunun yanında bana en çok ilham veren şeylerden biri, uzun yıllar boyunca aynı kalite standardını koruyabilen markalar. Çünkü gerçek başarı, yalnızca yenilik yapmak değil; yıllar boyunca aynı güveni ve aynı kalite algısını sürdürebilmek.
Edwards’ın güçlü mirasını konuştuk, röportajı bitirirken geleceğini de sormak istiyorum. Marka olarak yakın gelecekten beklentiniz nasıl? Edwards’ı lüks dünyada nasıl bir yerde görmek istiyorsunuz?
Edwards’ın geleceğini, köklü mirasını korurken global ölçekte büyüyen bir yaşam stili markası olarak görüyoruz. Bugüne kadar edindiğimiz lüks perakende deneyimi ve üretim altyapısı, uluslararası pazarlara açılmak adına güçlü bir zemin sunuyor. Bu yolculuğu hızlı bir büyüme planından ziyade, Edwards DNA’sına sadık kalarak adım adım inşa edilen uzun vadeli bir gelişim süreci olarak değerlendiriyoruz.
Bu doğrultuda ilk odak noktamız Londra. Centilmen stilinin en güçlü temsil edildiği şehirlerden biri olmasının yanı sıra, uluslararası moda ekosistemindeki konumu da orayı Edwards için doğal bir başlangıç noktası sunuyor. Londra’nın ardından Yunanistan, Azerbaycan, Dubai ve Avrupa’nın seçili şehirlerinde, Edwards’ın ruhunu doğru şekilde yansıtabileceğimiz mağaza ve işbirlikleri üzerinde çalışıyoruz.

Bu vizyon doğrultusunda yalnızca Edwards’ın değil, Edwards Marine’in de hikâyesini farklı alanlara taşıyan koleksiyonlarımızı büyütmeyi hedefliyoruz. Edwards Marine’in gördüğü ilgi, yaşam stili yaklaşımımızın doğru yönde ilerlediğini gösteren önemli adımlardan biri oldu.





