Bitmek tükenmek bilmeyen bir tatlı isteği, öğleden sonra aniden düşen enerji ya da diş hassasiyeti… Vücudunuz, fazla şeker tükettiğinizi söylüyor olabilir.
Şeker yalnızca tatlılarda karşımıza çıkmıyor. Sabah masum görünen granoladan kahvenize eklediğiniz aromalı şuruba, hazır soslardan meyveli yoğurtlara kadar gün içinde tükettiğimiz pek çok ürün ilave şeker içerebiliyor. Bu nedenle ne kadar şeker yediğimizi hesaplamak, çoğu zaman tahmin ettiğimizden daha zor.
Dünya Sağlık Örgütü, yetişkinlerin ve çocukların serbest şeker tüketimini günlük toplam enerji alımının yüzde 10’unun altında tutmasını öneriyor. Daha fazla sağlık yararı için bu oranın yüzde 5’in altına indirilmesi tavsiye ediliyor. İki bin kalorilik bir beslenme düzeninde yüzde 5, yaklaşık 25 gram yani altı çay kaşığı şekere karşılık geliyor. Buradaki “serbest şeker”; yiyecek ve içeceklere sonradan eklenen şekerin yanı sıra bal, şurup ve meyve suyunda doğal olarak bulunan şekeri de kapsıyor. Meyve ve sebzenin kendi yapısındaki şeker ise aynı grupta değerlendirilmiyor.
Peki günlük tüketiminiz bu sınırın üzerine çıktığında vücudunuz size neler söylüyor olabilir?
Gün İçinde Enerjiniz Hızla Düşüyorsa
Şekerli bir atıştırmalığın ardından kendinizi kısa süreliğine daha enerjik hissetmeniz şaşırtıcı değil. Basit karbonhidratların hızlı sindirilmesi, kan şekerinin kısa sürede yükselmesine neden olabiliyor. Ancak bu hareketliliğin ardından gelen düşüş, özellikle öğleden sonra kendini gösteren yorgunluk, uyku hâli ve odaklanma güçlüğüyle sonuçlanabiliyor.
Elbette her enerji düşüşünün sorumlusu şeker değil. Yetersiz uyku, yoğun stres, susuzluk, demir eksikliği veya düzensiz öğünler de benzer bir tablo yaratabilir. Yine de enerji seviyeniz özellikle şekerli içeceklerin, hamur işlerinin ya da tatlı ağırlıklı öğünlerin ardından değişiyorsa beslenme günlüğü tutmak faydalı olabilir. Protein, lif ve sağlıklı yağ içeren daha dengeli öğünler kan şekerinin daha istikrarlı seyretmesine yardımcı olabilir.
Tatlı Yedikten Kısa Süre Sonra Yeniden Acıkıyorsanız
Öğle yemeğinin ardından tatlı yemeden masadan kalkamıyor, birkaç saat sonra yeniden atıştırmalık arıyorsanız mesele yalnızca “tatlıya düşkünlük” olmayabilir. İlave şeker bakımından zengin fakat protein ve lif açısından zayıf yiyecekler uzun süre tok tutmaz. Özellikle şekerli içeceklerden alınan kaloriler, katı besinler kadar doyurucu olmayabilir. Bu da fark etmeden günlük enerji alımının artmasına yol açabilir.
Tatlı isteği zamanla alışkanlıklarla da güçlenebilir. Kahvenin yanında mutlaka kurabiye yemek ya da akşam yemeğini çikolatayla tamamlamak, açlıktan çok belirli bir anı şekerle eşleştirdiğinizi gösterebilir. Çözüm, şekeri bir gecede tamamen hayatınızdan çıkarmak değil; öğünlerinize sebze, tam tahıl, yoğurt, yumurta, kuruyemiş ve baklagil gibi daha doyurucu seçenekler eklemek olabilir.















