Bvlgari CEO’su Jean-Christophe Babin’e göre saatler yaşama eşlik ediyor, kadranlarında anıları saklıyor. Sadece mekanik saatçilik, zamanın kendisinin bizzat başrole çıktığı bir zanaat olarak yüzyıllardır sürüyor.

Kimi zaman Roma mitolojisinin mistik yaratıkları yılanlardan kimi zaman ise antik sikkelerdeki gravürlerden ilhamla tasarlıyor saatlerini Bvlgari. Tasarımların özünde ise bir o kadar köklü bir gelenekten gelen İsviçre mekanizmaları yer alıyor. Bu iki kültür bir saatte birleşiyor ve horolojinin hikâyesi en köklü örneklerini sunuyor. LVMH Saat Haftası’nın ardından Bvlgari saatlerini yeniden keşfetmek ve markanın yeniliklerini konuşmak için Bvlgari CEO’su Jean-Christophe Babin ile bir araya geldik.

Jean-Christophe Babin: “Saatler, Hayata Tanıklık Eder”
Jean-Christophe Babin

Bvlgari yalnızca bir saat markası olarak tanınmıyor, çok köklü bir mücevher markası fakat saat sektörünün de en önemli oyuncularından biri. Markanın saatçilikteki DNA’sını nasıl tanımlıyorsunuz?

Bvlgari’nin saatçilikte eşsiz bir DNA’sı var çünkü çok nadiren bir araya gelebilen iki dünyanın kesişim noktasında duruyor: Roma köklerinin yaratıcılığını ve İsviçre disiplinini bir araya getiriyor. Bir tarafta mücevher köklerinden gelen tasarım kültürünü sunuyoruz; oran, mimari, duygusallık ve güzellik içgüdüsü tasarımlarımızda hayat buluyor. İtalyan dokunuşu ve Roma mirasını derinlikli bir şekilde kendini gösteriyor. Bir tarafta ise İsviçre’de geliştirdiğimiz mühendislik, mekanizma geliştirme ve üretim kapasitesi gibi saatçilik uzmanlığımız öne çıkıyor. Tasarım ve mekaniğin ayrı kollardan beslenmesi bizi farklı kılıyor. Öte yandan, bir Bvlgari saati hemen tanınabilir ve yüksek saatçilik standartlarına uygun olmalı. Bahsettiğim bu birleşim, kimliğimizi tamamlayan ana unsur.

Bvlgari saatleri bahsettiğiniz gibi köklü bir mirastan şekilleniyor, bir hikâye taşıyor. Sizin saatlerle duygusal bağınız var mı peki?

Saatler,tenimize yakın duran, hayatımıza tanıklık eden, yıllarca ve hatta ömür boyu yanımızda olan bir yol arkadaşı. Bir saati sadece işlevsel bir eşya olarak kullanmayız, önemli anlarımızda bize eşlik eder. Anları saklar ve üstelik bunu görsel olarak hiç göstermeden yapar. Zamanla bir tür kişisel arşiv haline gelir. Dönüm noktalarını, karşılaşmaları ve hayatımıza dokunan insanlarla anılarımızı saklar. Sadece geçmişe bakmayı değil, devinime de değer vermeyi gösterir. Mekanik saatçilik, zamanının kendisinin ürünün bir parçası olduğu nadir endüstrilerden biridir, bu yüzden ayrı bir duygusal derinliği de var.