
2024 yavaş yavaş aramızdan ayrılırken yılın “en”lerini seçmeye başladık bile. En çok ne dinledik, ne okuduk, ne araştırdık, neler seyrettik? Sinema dünyası da bu maratondan payını alıyor ve yıl boyunca en çok ödülü toplayanlar, şimdi de Oscar’a her sene olduğu gibi hafifçe göz kırpan Altın Küre Ödülleri’nde boy gösteriyor. Belki de tam yılın en iyisine karar verdiğimizi sandığımızda hayatımıza giren kimi filmler bütün seçimlerimizi sorgulatabiliyor. Emilia Pérez, kuşkusuz bunlardan biri.

Pas ve Kemik (2012), Paris, 13. Bölge (2021) gibi dikkate değer filmlerin yönetmeni Fransız Jacques Audiart, Cannes Film Festival’inden Jüri Ödülü’yle dönen son filmi Emilia Pérez ile beyaz perdede başarılı bir ivme yakalıyor. Avrupa Film Ödülleri’nde birçok ödülün sahibi olan film, bunun yanı sıra 82. Altın Küre adaylıklarında da zirvedeki yerini koyuyor.
Tüm bu yaygara boşuna kopmuyor tabii. Emilia Pérez, suç ve şiddet ekseninde bir trans öyküsünü alışılmadık bir müzikal türü aracılığıyla seyircisine aktarırken, görsel ve işitsel biçimselliğiyle de benzersiz bir deneyim sunuyor. Bunu nasıl yaptığına ilişkin tematik yolculuğuna dalmadan önce değinmek gereken önemli bir konu var. Filmin kadın oyuncu ekibi topluca Cannes’da en iyi kadın oyuncu ödülüne layık görüldü. Filmde Emilia Pérez’e ve cinsiyet değiştirmeden önceki hali olan Manitas’a aynı anda hayat veren oyuncu Karla Sofia Gascon, festival tarihinin bu alanda ödüle kavuşan ilk trans bireyi oldu. Üstelik Gascon tüm övgü ve ödüllerin hakkını şahane bir performansla, dağınıklığa müsait yoğun bir öykü akışı içinde neredeyse filmi bir arada tutma pahasına veriyor desek yeridir.

SPOILER İÇERİR
Filmin ilk yarısında hikayeyi Zoe Saldana’nın canlandırdığı Rita’nın gözünden takip ediyoruz. Rita, kariyerinde hedeflediği noktaya gelememiş hırslı bir avukat. Latin kökenli bir kadın olarak mesleki ve toplumsal ayrımcılıklara maruz kalırken zorlu bir ekonomide hayatta kalmaya çalışıyor. Fransız yönetmenin Paris’teki set ortamında yarattığı, Meksika’nın karanlık ve tekinsiz sokaklarında açılan ilk sekans, bu bilgileri sunuş şekliyle bile tüm dikkatimizi çekmeyi başarıyor. Konvansiyonel müzikal türünde olduğu gibi olay akışını sekteye uğratan sentetik performansların aksine, filmin tonuna ve hikayenin diline çarpıcı biçimde hizmet eden söz ve müzikli koreografiler sahneye eşlik ediyor. Böylelikle bu absürt dünyanın dinamizmine alışmak epey kolaylaşıyor.
Uykularımızı Kaçıran The Substance Sonrası: Kalıpları Yıkan Filmler
Pedro Almodóvar: Hayatı Kurguyla Katlanır Kılma Ustası
IMDB Sıraladı: 2024’te En Çok İzlenen Diziler
İzlemeniz Gereken 15 Yeni Kore Dizisi

Meksika’daki dev bir kartel lideri olan Manitas, bir gece Rita’yı zorla alıkoyduğunda işlerin epey çirkinleşeceğini zannediyoruz fakat filmin ilk kırılması da burada yaşanıyor. Manitas’ın tek isteği cinsiyet değiştirme ameliyatıyla kadın olarak ait hissettiği bedene kavuşmak ve eski kimliğiyle birlikte suç dünyasını da geride bırakmak. Ameliyatı yapacak cerrahı bulması, sahte ölümünü kurgulaması ve ailesine gereken finansal desteği sağlaması için tüm işi gizli kapaklı yürütecek bir avukat olarak da Rita’yı tutuyor. Rita’nın şaşırtıcı bir profesyonellikle yönettiği süreci ve sonunda Emilia Pérez’in ortaya çıkışını bir solukta akan bir müzikal akış içinde seyrediyoruz.
Seyir keyfi ne kadar yüksek de olsa bu noktada trans bireyin dönüşüm ve uyum sürecine ayrılan bu kısa süre yetersiz kalıyor. Bu yetersizlik, karakter gelişiminin duygusal derinliğini sınırlasa da Karla Sofia Gascon’un bütünlüklü performansı bu açığı büyük ölçüde kapatıyor. Bu noktada Fransız yönetmen yalnızca Emilia Pérez’in değil, Rita’nın da dönüşümüyle ilgilenmemizi istiyor aslında. İki karakter de farklı biçimlerde yaşadığı kimlik bunalımından çıkışı bu gizli ortaklıkta arıyor olabilir mi? Belki de.

SUÇ, VAHŞET VE MELODRAMA
Filmin ikinci yarısı dört yıllık bir zaman atlamasıyla açılıyor. Rita ve Emilia Londra’nın şık bir yemek davetinde yeniden karşılaşıyor, elbette tesadüfen değil. Emilia bu kez de çocuklarından ayrı kalmaya dayanamadığından ailesini yanına getirmesi için Rita’ya başvuruyor. Eski kimliği Manitas’ın kuzeni rolüne bürünüp eşi ve çocuklarıyla Meksika’ya dönüyor ve filmin belki de en karmaşık, belli noktalarda da sorunlu kısmı başlıyor. Emilia, Meksika’ya dönmesiyle adeta bir sihirli değneğin dokunuşuyla iyilik meleğine dönüşüveriyor. Karteller tarafından kaçırılan veya bir şekilde sevdikleri kayıplara karışan acılı insanlara yardım etmeye kendini adayarak bir sivil toplum örgütü kuruyor.
Bunların büyük kısmı belki de vaktinde kendisinin sebep olduğu acılar. Fakat “pişmanlık” bu ani dönüşüme ikna olmamız için ne yazık ki zayıf bir gerekçe. Buna rağmen film kendi içindeki tutarsızlığına kayıtsız değil, Rita belli yerlerde seyircinin sesini duyarcasına Emilia’yı eleştiriyor mesela, veya kimi müzikal bölümler de bu çelişkiye etkili biçimde hizmet ediyor. Böylelikle rahatsızlığımız o kadar da uzun sürmüyor ve Meksika’nın suç ve şiddet eksenindeki toplumsal yozlaşmasına; kadına yönelik şiddete ve yolsuzluğa dair bir film seyretmeye başlıyoruz; o ana dek seyrettiğimiz film bu olmasa da. Ne var ki yönetmen Audiard’ın bu konuda söyleyecekleri de uzun sürmüyor ve son kısımda aile/aldatma/öfke ekseninde şekillenen klasik bir fidye karşılığı kaçırılma serüvenine dönüyor her şey.

Bu noktada filmin dünyasından kopmasak da ona harcadığımız zihinsel enerji bölünüyor. Bu da kaçınılmaz olarak senaryodaki derinleşmenin önüne geçiyor; bir diğer deyişle film bittikten sonra bizimle kalacak duyguların da. Öte yandan film bizi cevapsız bırakan bazı başlıklar da açıyor; Emilia’nın kısa süreli aşkı Epifania ile çekilen epik sahneler, Selena Gomez’in canlandırdığı eski eşi Jessi’nin evlenmeye karar verdiği büyük aşkı Gustavo ile bir Bonnie&Clyde parodisine çevrilen ilişkisi gibi konulara şöyle bir bakıp çıkmamızın filmin dramatik yapısı içindeki yeri havada asılı kalıyor.

Son raddede şunu söylemek gerek; Emilia Pérez acısıyla tatlısıyla zihnimizde yer edecek taze bir deneyim vadediyor. Hepsi ayrı birer filmin aksını oluşturabilecek meseleleri aynı çatı altında örmeye gayret edip de böylesi bir yankı getirmek az buz bir başarı değil. Bu başarının ardında filmin bütünlüklü görsel dokusu, sinematik cesareti, etkili koreografileri ve tüm performansların yanı sıra, Karla Sofia Gascon ile Zoe Saldana’nın yakaladığı derinlikli uyum yatıyor. Senaryosundaki zaaflara karşın ödül sezonunda adını sık sık duyuracak olan Emilia Pérez mutlaka görülmeye değer.
En İyi Film (Komedi ya da Müzikal)
Yabancı Dilde En İyi Film
En İyi Yönetmen (Jacques Audiard)
En İyi Senaryo (Jacques Audiard)
En İyi Kadın Oyuncu (Komedi-Müzikal) (Karla Sofía Gascón)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Selena Gomez, Zoe Saldaña)
En İyi Orijinal Şarkı (“El Mal”, “Mi Camino”)
En İyi Orijinal Film Müziği (Clément Ducol, Camille)
Yabancı Dilde En İyi Film
En İyi Film (Komedi ya da Müzikal)
En İyi Yönetmen (Coralie Fargeat)
En İyi Kadın Oyuncu (Komedi-Müzikal) (Demi Moore)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Margaret Qualley)
En İyi Animasyon Filmi
En İyi Dizi (Drama)
En İyi Erkek Oyuncu (Drama) (Hiroyuki Sanada)
En İyi Kadın Oyuncu (Drama) (Anna Sawai)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Tadanobu Asano)
En İyi Dizi (Komedi-Müzikal)
En İyi Kadın Oyuncu (Komedi-Müzikal) (Quinta Brunson)
En İyi Dizi (Komedi-Müzikal)
En İyi Kadın Oyuncu (Komedi-Müzikal) (Selena Gomez)
En İyi Erkek Oyuncu (Komedi-Müzikal) (Steve Martin, Martin Short)
En İyi Dizi (Komedi-Müzikal)
En İyi Kadın Oyuncu (Komedi-Müzikal) (Ayo Edebiri)
En İyi Erkek Oyuncu (Komedi-Müzikal) (Jeremy Allen White)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Ebon Moss-Bachrach)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Liza Colón-Zayas)
En İyi Kadın Oyuncu (Komedi-Müzikal) (Kathryn Hahn)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Diego Luna)
En İyi Kadın Oyuncu (Mini Dizi/TV Filmi) (Naomi Watts)
En İyi Film (Komedi ya da Müzikal)
En İyi Kadın Oyuncu (Komedi-Müzikal) (Zendaya)
En İyi Orijinal Şarkı (“Compress/Repress”)
En İyi Orijinal Film Müziği (Trent Reznor, Atticus Ross)
En İyi Dizi (Drama)
En İyi Erkek Oyuncu (Drama) (Donald Glover)
En İyi Kadın Oyuncu (Drama) (Maya Erskine)
En İyi Dizi (Komedi-Müzikal)
En İyi Kadın Oyuncu (Komedi-Müzikal) (Jean Smart)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Hannah Einbinder)
En İyi Dizi (Drama)
En İyi Kadın Oyuncu (Drama) (Keri Russell)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Allison Janney)
En İyi Dizi (Drama)
En İyi Dizi (Komedi-Müzikal)
En İyi Dizi (Komedi-Müzikal)
En İyi Kadın Oyuncu (Komedi-Müzikal) (Kristen Bell)
En İyi Erkek Oyuncu (Komedi-Müzikal) (Adam Brody)
En İyi Kadın Oyuncu (Drama) (Keira Knightley)
En İyi Erkek Oyuncu (Komedi-Müzikal) (Ted Danson)
En İyi Mini Dizi/TV Filmi
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Dakota Fanning)
En İyi Mini Dizi/TV Filmi
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Jessica Gunning)
En İyi Mini Dizi/TV Filmi
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Javier Bardem)
En İyi Kadın Oyuncu (Mini Dizi/TV Filmi) (Sofía Vergara)
En İyi Film (Drama)
En İyi Orijinal Film Müziği (Hans Zimmer)
En İyi Kadın Oyuncu (Drama) (Emma D’Arcy)
En İyi Mini Dizi/TV Filmi
En İyi Kadın Oyuncu (Mini Dizi/TV Filmi) (Cristin Milioti)
En İyi Kadın Oyuncu (Mini Dizi/TV Filmi) (Kate Winslet)
