Altın Aslan yarışından politik tartışmalara, yılın en merak edilen filmlerinden Lido’nun yıldızlarına; 83. Venedik Film Festivali’nde öne çıkan her şeyi bir araya getirdik.
Eylül geldi. Herkes Venedik’e gidiyor. 11 gün boyunca sinema dünyasının merkezi Lido. Altın Aslan bu yıl kime gidecek? Robert Pattinson gerçekten Chris Hansen olabilir mi? Lee Chang-dong sekiz yıllık aranın ardından yine aklımızı başımızdan alacak mı? Liam ve Noel Gallagher aynı basın toplantısından kavgasız çıkabilecek mi? Ve giderek daha da önem kazanan bir soru: Bir film festivali 2026 yılında gerçekten yalnızca filmler hakkında konuşabilir mi? 83. Venedik Uluslararası Film Festivali 2-12 Eylül arasında. Biz de 12 Eylül’e kadar lagünün üzerindeyiz.

Uçmaya Hazır Mıyız?
Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da afiş Venedikli çizer Manuele Fior imzalı ve gecenin içinde Lido’dan havalanan pembe flamingoları gösteriyor. Sinemanın hareket fikrine, lagüne, göçe ve Venedik’in gidip gelen insan kalabalığına bu kadar iyi oturan bir görsel bulmak zor. Kuşlar havalanıyor. Fakat Hollywood’un en büyük filmlerinden bazıları bu yıl Lido’ya hiç konmamayı tercih etmiş gibi görünüyor.
Çünkü program açıklanmadan önce Alejandro González Iñárritu’nun Tom Cruise’lu Digger’ından Aaron Sorkin’in The Social Reckoning’ine, David Fincher’ın Brad Pitt’li The Adventures of Cliff Booth’undan Tom Ford’un Adele’li Cry to Heaven’ına kadar pek çok ağır sıklet Venedik için konuşuluyordu. Hiçbiri burada değil. Hemen herkes “Oscar adayları Venedik’ten kaçıyor mu?” diye sordu. Bazı filmler yetişmedi, bazıları başka festivallere gitti, fakat yüksek bütçeli Oscar adaylarını daha sezon başlamadan uluslararası eleştirmenlerin önüne atmanın yarattığı risk de artık stüdyolar tarafından daha dikkatli hesaplanıyor.

Bu Venedik’in zayıf olduğu anlamına gelmiyor. Hollywood’un eksildiği yerde auteurler çoğalmış.
Ama bu yıl Venedik’te sorunlar bitmiyor. Festival başlamadan ilk küçük krizini de yaşadı. Hatırlarsanız bu yıl bienal de olaylı başlamıştı. 29 Ağustos’ta Venedik’in yıllardır açılış ritüellerinden biri olan ana jüri basın toplantısının bu yıl yapılmayacağı ortaya çıktı. Resmi açıklama takvim çakışmasıydı; bunun yerine gazetecilerle daha rahat bir karşılama kokteyli yapılması düşünülüyordu. Zamanlama pek yardımcı olmadı. Venice4Palestine’ın 200’ü aşkın sinemacı ve sanatçının imzaladığı yeni çağrısı henüz yayımlanmıştı ve geçen yılki jüri basın toplantısında da Gazze soruları gündemin merkezine oturmuştu. Festival siyasi sorulardan kaçmaya çalıştığı yorumlarını reddetti.
Sonra internet devreye girdi. Tepkinin ardından 30 Ağustos’ta karar geri çevrildi ve geleneksel basın toplantısı 2 Eylül açılış günü için yeniden programa kondu. Yani görünüşe göre çözülemeyen takvim problemi yaklaşık 24 saat içinde çözülebildi. Festival hâlâ ilk kararın siyasi baskıyla ilgisi olmadığını söylüyor; aksini kanıtlayan bir bilgi de yok. Ama bu küçük U dönüşü daha festival başlamadan yılın temel sorusunu ortaya çıkardı: Bir film festivalinin “biz yalnızca sinemadan konuşuyoruz” demesi hâlâ mümkün mü? O basın toplantısında sorulacak ilk sorulardan birini tahmin etmek pek zor değil.
Jüri: Maggie Gyllenhaal’ın Masası
Ana jüri başkanı Maggie Gyllenhaal. 2021’de ilk yönetmenlik filmi The Lost Daughter ile Venedik’te En İyi Senaryo ödülünü kazanmıştı. Bu yıl The Bride’ın ardından masanın başına geçiyor ve görevi kabul ederken çok güzel bir ayrım yaptı: Jüri koltuğuna “yargılamak” için değil, merak etmek için oturduğunu söyledi. Bir Altın Aslan jürisinden duymak isteyeceğiniz cümle bu olsa gerek. Yanındakiler de ilginç, Hollywood filmlerinin eksikliği kadar, jürideki Hollywood yıldızlarının yokluğu da dikkat çekici.

Kaouther Ben Hania: Geçen yıl The Voice of Hind Rajab ile Venedik Büyük Jüri Ödülü’nü aldı. Kurmaca ile belgesel arasındaki sınırları yıllardır kurcalayan Tunuslu yönetmenin masada olması, özellikle bu yılın politik filmleri düşünüldüğünde önemli.
Daniel Blumberg: Yönetmen değil, besteci. The Brutalist ile Oscar kazandı.
Francesco Casetti: Sinema teorisyeni ve akademisyen. Masanın “peki bunun sinema tarihi içindeki yeri ne?” sorusunu soracak kişisi.
Xavier Giannoli: Lost Illusions ve Marguerite’in Fransız yönetmeni.
Shahrbanoo Sadat: Afgan yönetmen. Wolf and Sheep ve The Orphanage ile Cannes’da tanıdığımız, ülkesinin yakın tarihini gündelik hayatın içinden anlatan çok ayrıksı bir ses.
Johnnie To: Hong Kong aksiyon ve suç sinemasının ustalarından.
Açılış ve Onursal Altın Aslanlar

Açılış filmi Danny Boyle’un Ink’i. James Graham’ın oyunundan uyarlanan film 1969’da Rupert Murdoch ve editör Larry Lamb’in The Sun’ı dönüştürerek Britanya tabloid kültürünü değiştirmesini anlatıyor. Guy Pearce Murdoch, Jack O’Connell Lamb. Claire Foy da kadroda. Açılış filmi olmasına rağmen yarışmada; yani Danny Boyle doğrudan Altın Aslan için oynuyor.
Bu yıl iki Yaşam Boyu Başarı Altın Aslanı var. İlki George Clooney. Venedik’le ilişkisi zaten uzun; Good Night, and Good Luck, Michael Clayton, The Ides of March, geçen yıl Jay Kelly… Ödülü 2 Eylül açılış gecesi alacak ve sunumu Laura Dern yapacak. Clooney ödülü kabul ederken bunun muhtemelen artık yaşlandığı anlamına geldiğiyle dalga geçecek. Her zamanki klasik espriler…
Diğeri Ellen Burstyn. The Last Picture Show, The Exorcist, Oscar kazandığı Alice Doesn’t Live Here Anymore, Requiem for a Dream, Interstellar. 90 yılı aşan bir hayatın ve 60 yılı aşan oyunculuk kariyerinin sonunda Altın Aslan’a itiraz edecek kimse yoktur herhalde.
Ana Yarışma: Altın Aslan Kimin?
Başta 20 film açıklanmıştı. 24 Ağustos’ta Yuval Abraham ve Rachel Szor’un NAZA’sının son dakika eklenmesiyle sayı 21’e çıktı. Seçkide dikkat çekilmesi gereken konu birkaç yıldır Venedik’i tanımlayan dev Amerikan stüdyo filmlerinden ziyade yönetmen sinemasına yaslanması. Bu sene Oscar avcılığı var, ama Joker, Dune, Maestro ya da The Brutalist dönemlerindeki kadar görünür değil.

Öne Çıkanlar
Lee Chang-dong — Possible Love: Benim festivalde en çok görmek istediğim film bu. Burning’den sekiz yıl sonra dönüyor. Jeon Do-yeon, Sul Kyung-gu, Zo In-sung ve Cho Yeo-jeong’un oynadığı film, biri işten çıkarılmış bir işçi ve eşi, diğeri belgeselci bir kadın ve eşi olmak üzere iki evli çiftin yollarını kesiştiriyor. Lee filmi emek, sermaye, özgürlük ve sevginin aynı hayatın içinde nasıl birbirini sıkıştırdığı üzerine kuruyor. 164 dakika. Bir Lee Chang-dong filmi için gayet makul, hatta neredeyse kısa.

Hirokazu Kore-eda — Look Back: Tatsuki Fujimoto’nun mangasından. Fujino ve içine kapanık Kyomoto’nun manga çizme tutkusu üzerinden 13 yıla yayılan bir dostluk. Aile filmleriyle özdeşleştirdiğimiz Kore-eda’nın manga uyarlamasına gitmesi ilk bakışta yön değişikliği gibi, fakat iki insan arasındaki bağın yıllar içinde nasıl kurulduğu ve kırıldığı düşünüldüğünde aslında tam onun alanı.
Martin McDonagh — Wild Horse Nine: Oscar bahis masasının şu anda en güvenli Venedik filmi. 1973 Şili darbesinden hemen önce iki CIA ajanı Paskalya Adası’na gönderiliyor. John Malkovich, Sam Rockwell, Steve Buscemi, Tom Waits ve Parker Posey aynı filmde. McDonagh’ın Three Billboards Outside Ebbing, Missouri ve The Banshees of Inisherin ile Venedik’ten Oscar sezonuna nasıl geçtiğini düşünürsek…

Werner Herzog — Bucking Fastard: Gerçek hayatta da kardeş olan Rooney ve Kate Mara, aynı anda konuşan, aynı rüyaları gören ve aynı adama âşık olan Jean ve Joan isimli iki kız kardeşi oynuyor. Adam, Orlando Bloom. Bir noktada dağların içinden hayali bir yere ulaşmak için tünel kazmaya başlıyorlar. Herzog’un Cannes’dan yarışma dışı teklif aldığı, kabul etmeyip Venedik’te Altın Aslan yarışını seçtiği söyleniyor. 90 dakikalık makul bir aile dramı beklemeyin.
Lance Oppenheim — Primetime: Robert Pattinson, To Catch a Predator fenomeninin Chris Hansen’ından esinlenen televizyon sunucusu rolünde. Yıl 2006. Reality TV, ahlaki öfke, suçun seyirlik hale gelmesi ve televizyonun yargıç rolüne soyunması. Ari Aster’ın yapımcılar arasında olduğu A24 filminde Phoebe Bridgers da ilk ciddi oyunculuk rollerinden birinde. 2000’ler internet kültürünün artık dönem filmi malzemesi olması biraz can sıkıcı, ama film çok iyi olabilir.

Florian Zeller — Bunker: Penélope Cruz ile Javier Bardem’i gerçek hayatta evli oldukları için evlilik krizi yaşayan bir çifti oynamaları üzere seçmek tehlikeli bir fikir. Zeller zaten tam olarak bunu istemiş. Bardem, teknoloji milyarderi için kıyamet sığınağı tasarlamayı kabul eden mimar; proje evliliklerinin içine sızıyor. Paul Dano, Stephen Graham ve Patrick Schwarzenegger kadroda. The Father ile Anthony Hopkins’e Oscar kazandıran Zeller düşünüldüğünde Cruz-Bardem ikilisi için Volpi Cup ve Oscar konuşmalarının başlaması şaşırtıcı olmaz.
Andrea Pallaoro — The Echo Chamber: Luca Marinelli, Alicia Vikander, Susan Sarandon. Asıl ayrıntı jenerikte: Senaryo Bernardo Bertolucci, Ilaria Bernardini ve Ludovica Rampoldi imzalı. Bertolucci’nin ölümünden önce üzerinde çalıştığı son senaryo projelerinden biri yıllar sonra Pallaoro tarafından filme dönüşüyor.
Nanni Moretti — Succederà Questa Notte: Louis Garrel, Jasmine Trinca ve Moretti’nin kendisi. İtalyan sinemasının Venedik’te bulunması şaşırtıcı değil; Moretti’nin hâlâ ana yarışmanın doğal parçası sayılması ise festival hafızasının önemli bir göstergesi.

Yuval Abraham & Rachel Szor — NAZA: Son dakika bombası. No Other Land’in dört yönetmeninden ikisi, The Guardian yapımcılığında; Jonathan Glazer executive producer. 24 Ağustos’ta ana yarışmaya eklenen film, 21 yarışmacı arasındaki tek belgesel ve 10 Eylül’de gösterilecek. Filmin festival tarafından yayımlanan sinopsisi İsrail ordusunun Gazze’de sivillerin ölümüne yol açan hedefleme sistemlerini araştırdığını söylüyor. Daha gösterilmeden Venedik’in politik merkezine oturmuş durumda.
Ilya Khrzhanovsky — DAU: 195 dakika ve ayrıca 15 dakika ara. DAU projesinin kendisi zaten sinema tarihinin en tuhaf, etik açıdan en tartışmalı girişimlerinden biri. Bu kez film daha Lido’ya ulaşmadan Ukrayna hükümeti seçkiye itiraz etti. Buna birazdan döneceğiz.
Orizzonti: Asıl Sürprizler Burada
Cannes’da Un Certain Regard neyse Venedik’te Orizzonti biraz o. Büyük auteur isimlerin ağırlığından kurtulup “bundan üç yıl sonra herkesin konuşacağı yönetmeni bugün görebilir miyiz?” diye bakılan bölüm.
Ana yarışmanın kadın yönetmen bulmakta zorlandığı yıl, 19 filmlik Orizzonti seçkisinde sekiz kadın yönetmen bulunuyor. Rubaiyat Hossain’in The Difficult Bride’ı, geçen yıl bu bölümde En İyi Yönetmen seçilen Anuparna Roy’un Lovers in the Blue Night’ı, Alina Marazzi’nin La Ragazza Con La Leica’sı, Jacqueline Lentzou’nun A Day in the Life of Jo: Chapter Phaedra’sı ve Michelle Zhou’nun Big Little Things’i radarımıza yazılabilir.
Bu karşıtlık, kadın yönetmen tartışmasında Barbera’nın savunmasını biraz zorlaştırıyor.
Bir de kısa film bölümünde Saoirse Ronan’ın yönetmenlik denemesi Paper Plane var. 15 dakika, senaryo da Ronan’a ait. Dört Oscar adaylığından sonra kameranın arkasına geçiş.
Yarışma Dışı: Yedi Saatlik Guadagnino’ya Hazır mıyız?
Programın en eğlenceli kısmı burası.
Alex Gibney — Musk: 225 dakika, üstüne 10 dakika ara. Elon Musk üzerine yaklaşık dört saatlik Alex Gibney belgeseli. Justine Musk, Kara Swisher, Tesla’nın kurucu ortağı Martin Eberhard ve yapay zekanın “godfather”larından Geoffrey Hinton konuşan isimler arasında. Bu yıl bir filmi “konusu itibarıyla çağımızı anlatıyor” diye seçmek gerekiyorsa bundan daha barizini bulmak güç.
Luca Guadagnino — Joie de vivre: Tam adı bile küçük bir film festivali kadar uzun: “Joie de vivre. Notes, thoughts, words, reflections, faces, visions, around Bernardo Bertolucci and the cinephilia of the 20th century that is no more.” Süre 435 dakika. Bernardo Bertolucci ve artık var olmadığını düşündüğü 20. yüzyıl sinefili kültürü üzerine yedi saat 15 dakikalık yapım. Martin Scorsese, David Cronenberg, Alfonso Cuarón, Catherine Breillat, James Gray ve Jeremy Thomas var.
Francesco Carrozzini — Be Brave: Renzo Rosso belgeseli. Ama “Diesel’in kurucusunun başarı öyküsü” deyip geçmeyin. Anna Wintour, John Galliano, Glenn Martens, Imran Amed, Adriano Goldschmied ve Johan Lindeberg filmde. Üstelik yapım sürecinde yapay zeka kullanılmış. Moda, lüks, yaratıcılık, iş dünyası ve AI’ın aynı 90 dakikaya sığdığı film…

Oasis: Don’t Look Back in Anger: Liam ve Noel Gallagher’ın reunion turnesini anlatıyor ve kardeşlerin 25 yılı aşkın süredir verdikleri ilk ortak röportajları içeriyor. Daha önemlisi Alberto Barbera ikisinin de Lido’ya geleceğini doğruladı. Festivalin en kontrollü PR ekiplerinin arasında Gallagher kardeşleri aynı basın toplantısına koymanın sonucunu bekliyoruz.
Julia Loktev — My Undesirable Friends Part II – Exile: Sürgündeki Rus gazetecileri izleyen 355 dakikalık belgesel. Evet, Guadagnino’yla kıyaslandığında kısa.
Tsai Ming-liang — Dust: Lee Kang-sheng yine orada. Bazı yönetmenler sinema kariyeri boyunca aynı oyuncunun yüzünü yaşlandırarak kendi zaman kavramlarını yaratırlar; Tsai bunun en güzel örneklerinden.
Lav Diaz — Makikiraan po: 151 dakika. Lav Diaz ölçülerinde kısa film.
Wim Wenders — From Inside Out – Architecture of Peter Zumthor: Wenders, Peter Zumthor’un mimarisine bakıyor.
Üç Büyük Tartışma: Kadınlar, DAU ve Gazze
İlki rakamlardan kaçamıyor. Program ilk açıklandığında 20 ana yarışma filminin yalnızca birini, May el-Toukhy’nin Woman Unknown’ını bir kadın yönetiyordu. Geçen yıl sayı altıydı. Barbera Hollywood Reporter’a daha fazla kadın yönetmen bulamadığı için “umutsuz” olduğunu, gönderilen filmlerin sayısının azaldığını ve gördüklerinin kalitesinin ana yarışma için yeterli olmadığını söyledi. Ama aynı festivalin Orizzonti bölümünde sekiz kadın yönetmen bulunabiliyor.
Sonra işler biraz daha tuhaflaştı. Bir Instagram kullanıcısı Barbera’ya “Peki yarışmadaki kadınları kim savunacak?” diye sorunca festival direktörü, “Bana kadınlar kendilerini gayet iyi savunabiliyor gibi geliyor” karşılığını verdi. Festival yönetmek bazen soruyu cevaplamamayı öğrenme sanatı olabilir; bu onlardan biri değildi.
NAZA’nın Rachel Szor ve Yuval Abraham ortak yönetmenliğinde sonradan yarışmaya eklenmesi matematiği biraz değiştirdi: Artık 21 filmin ikisinde kadın yönetmen imzası var. Fakat Woman Unknown hâlâ tek başına bir kadın tarafından yönetilmiş tek yarışma filmi.

İkinci mesele DAU. Ukrayna Kültür Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı ortak açıklamayla filmin ana yarışmaya alınmasına itiraz etti; projeyi Rus devletine ve etki ağlarına bağlantıları üzerinden sorguladı ve bu ölçekte bir kültür platformunun böyle bağlantıları daha dikkatli incelemesi gerektiğini savundu.
Biennale ve Barbera ise suçlamaları reddediyor. Barbera filmin Rus yapımı olmadığını, Putin yanlısı propaganda olmadığını, totaliter rejimleri eleştiren bir çalışma olduğunu ve Khrzhanovsky’nin Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline karşı çıkmış bir muhalif olduğunu söylüyor. Yönetmen de Rus devletinden finansman almadığını ve hakkındaki iddiaların projeyi yanlış temsil ettiğini savundu.
Üçüncü ve festival başladığında hepsinin önüne geçme ihtimali olan mesele Gazze.
Venice4Palestine’ın 200’ü aşkın sinema ve kültür insanının imzaladığı yeni çağrısı, festivalden yalnızca sözlü dayanışma değil; Filistin bayrağının Lido’da yer alması, İsrail hükümetiyle bağlantılı kurumlarla ilişkiler konusunda şeffaflık ve bu bağlantıların askıya alınması gibi somut adımlar talep ediyor. Bunlar kolektifin talepleri; Biennale tarafından kabul edilmiş politikalar değil.
Üstüne NAZA ana yarışmaya eklendi. Üstüne ana jüri basın toplantısı kaldırıldı. Üstüne tepki geldi ve basın toplantısı geri kondu.
Venedik daha kapılarını açmadan kendi yılın filmini çekmiş gibi: Bir festival ne kadar tarafsız kalabilir?
Bir Sinema Elçisi Olarak Cartier
Cartier, 2021’den beri Biennale’nin sinema partnerlerinden ve bu yıl Cartier Glory to the Filmmaker Award’ı Luca Guadagnino’ya veriyor. 8 Eylül’deki ödül töreninin ardından Joie De Vivre gösterilecek. Cartier ayrıca “The Art and Craft of Cinema” başlığı altında Chloé Zhao ile görüntü yönetmeni Łukasz Żal’ı ve ayrı bir oturumda Guadagnino’yu masterclass’a çıkarıyor. Bu artık klasik logolu sponsorluktan biraz daha fazlası; Cartier kendisini sinemada “craft” fikrinin patronu olarak konumlandırıyor. Saat dünyasından bakınca hayli tanıdık bir strateji.
Bilgi Değeri Yüksek Detaylar
Bir akşam yemeğinde işe yarayabilecek türden:

- Venedik dünyanın en eski film festivali. İlk edisyon 1932’de yapıldı. Bu yıl 83’üncüsü.
- Possible Love, Lee Chang-dong’un Burning’den bu yana çektiği ilk film.
- The Echo Chamber’ın senaryo jeneriğinde Bernardo Bertolucci’nin adı var.
- Alex Gibney’nin Musk’ı 225 dakika ve 10 dakikalık resmi bir arası bulunuyor.
- Julia Loktev’in My Undesirable Friends Part II – Exile’ı 355 dakika.
- Luca Guadagnino’nun Bertolucci belgeseli Joie de vivre 435 dakika. Yedi saat 15 dakika.
- Saoirse Ronan yalnız oyuncu olarak değil, 15 dakikalık Paper Plane’in yönetmeni ve senaristi olarak Venedik’te.
- Liam ve Noel Gallagher’ın Oasis filmindeki ortak röportajları 25 yılı aşkın süredir birlikte verdikleri ilk röportajlar arasında ve Barbera ikisinin de Venedik’e gelmesinin planlandığını söyledi.
- George Clooney’nin Altın Aslan’ını Laura Dern verecek. Geçen yıl ikisi Noah Baumbach’ın Jay Kelly’siyle aynı Venedik kırmızı halısındaydı.
Kapak Fotoğrafı: Pascal Le Segretain (Getty Images)
Türkiye’nin Oscar Yolculuğu: Akademi’ye Gönderilen Unutulmaz Filmler





