Ömer Atakan, pop-art eserleriyle Cüneyt Arkın’la Kadir İnanır’ın oynadığı bir “Pulp Fiction”ı, Ayhan Işık’ın başrolünde olduğu bir “James Bond”u hayalden gerçek dünyaya taşıyor.

Yıl 1960. James Bond, henüz sadece romanlarıyla ünlü bir karakter, filmi henüz çekilmemiş. Kitabın yazarı Ian Fleming, Sunday Times’da çalışan bir gazeteci ve 6-7 Eylül olaylarıyla çalkalanan Türkiye’ye haber yapmaya gelir. “İstanbul’da Büyük Kargaşa” adlı makalesini yazarken Pera Palace Otel’de konaklayan Fleming, bir gün otelin lobisinde oldukça yakışıklı bir erkek ve çekici bir kadına görür. “Küçük Hanımefendi” filminin çekimleri hakkında konuşan Ayhan Işık ve Belgin Doruk, tam da o anda James Bond filmi için Fleming’in hayal ettiği oyuncular haline gelir. Ancak dönemin kaosu buna izin vermez ve 1962 yılında vizyona giren Bond’un başrolünde Sean Connery yer alır. Bu hikaye tarihin tozlu sayfalarına karışmış olabilirdi. Ta ki Ömer Atakan, bu hiç gerçekleşmeyen senaryoyu pop-art eserlerine taşımasaydı.

Bugünlerde yeni sergisi için “Alternatif Yeşilçam” posterleri çizen Ömer Atakan, paralel bir evrenden sesleniyor gibi. Cüneyt Arkın’la Kadir İnanır’ın oynadığı bir “Pulp Fiction” bu dünyada gerçek. Ve aklınıza hiç gelmeyen birçok ünlü isim de dünyaca ünlü filmlerden fırlıyor. İlhamı ise çok gerilerden geliyor gibi. Dünyanın sergilenen en geniş James Bond koleksiyonuna sahip olan Ömer Atakan’ın hayallerin ötesine geçen dünyasına buyurun.  

Alternatif Yeşilçam sergisinden
Ömer Atakan ve Paralel Evreni

Eserlerinizi nasıl tarif ediyorsunuz?

70×50 cm bir çerçeve içerisinde eserlerimi izleyenlere sanki filmin trailer’ını izliyormuşçasına bir duygu vermeye çalışıyorum. 90’lı yıllar öncesinde bilgisayar olmadan illüstrasyon tekniği ile elle çizilen film afişlerini, Pop Art sanat akımının ögeleri, grafik anlatım ve kendi tarzım ile harmanlayarak, kurşun kalem, mürekkep, marker, pastel ve akrilik boya ile ortaya çıkartıyorum.

Nasıl başladı bu serüven?

Ben Mimar Sinan resim bölümünü 9.’lukla kazandım ama aynı zamanda iç mimarlığı da kazanmıştım ve orada devam ettim. Üniversite bittikten sonra Los Angeles UCLA’da Sinema-TV master’ı yaptım. Döndükten sonra da iç mimarlık ve mimarlık sektöründe hizmet verdim. Çizime olan tutkumsa hep devam etti.

Nasıl keşfettiniz bu tutkuyu?