Aydınlık bir geleceğin mücadelesini bugünden vermekten çekinmeyen herkes, Genco Erkal’ı hiç unutmayacak, hep içinde yaşatacak.
Bir röportajında tekrar yaşamayı düşünebileceği anlardan birini seçmesi istendiğinde, yeni oyunların sahneye taşındığı ilk geceleri seçiyor Genco Erkal; “unutulmaz bir doğum anı” diye betimliyor onları, bazıları seyirciden karşılık görmeyip unutulup gitse de “Ama biz unutmayız, içimizde hep yaşar” diye ekliyor. Aydınlık bir geleceğin mücadelesini bugünden vermekten çekinmeyen herkes, “tek hecesiz elveda” ettiği 31 Temmuz’a dek yüreği sahne için çarpmaya devam eden Erkal’ı da hiç unutmayacak, hep içinde yaşatacak…

Babasının tüm itirazlarına rağmen 1934 yılında Avrupa’ya gidip İngiltere’de dikiş eğitim alan, Türkiye’nin dördüncü kadın şoförü, meşhur terzi Nebahat Hanım ile Sadrazam Rüştü Paşa’nın torunu Bahriyeli Reşat Bey’in 28 Mart 1938 doğumlu ilk çocuğuydu Genco Erkal. Amcasının önünde bıçaklanan bıçkın Kürt delikanlısı “Deli Genco”dan geliyordu adı – belki “delilik” de böylece takıldı peşine. Annesine sorarsanız teyzesinin Çamlıca Tepesi yolundaki evinin bahçesinde, İsmail Dümbüllü’yü ortaoyunu oynarken izlediği “bebeklik” yıllarında içine düştü tiyatro ateşi de – “Dümbüllü olduğu geceler katiyen uyutamazdık; toprağa oturup onları seyrederdi.”
Galatasaray Lisesi’nin ilkokulunu, ardından Robert Koleji’ni bitirdi. Robert Koleji yıllarında Moliere’in, Shakespeare’in oyunlarında önemli roller üstlenerek sahne tozunu yutmaya başladı. Ama üniversite dönemi geldiğinde, ailesi tiyatro okumasına karşı çıkınca oyunculuk yaşamına da epeyce katkıda bulunacak olan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü’nü tercih etti. Üniversitede Aram Gümüşyan, Atila Alpöge, Arif Erkin, Ergun Köknar, Çetin-Ani İpekkaya, Mehmet Akan gibi dönemin genç ve yetenekli isimlerinin yer aldığı Genç Oyuncular’a katıldı.
PROFESYONEL YILLARI
1959’da Muhsin Ertuğrul’un yönetimiyle Kenterler’in Muammer Karaca Tiyatrosu’nda sahnelediği Çöl Faresi, ilk profesyonel deneyimi oldu. İlk profesyonel reji çalışması ise 1962-1963 sezonunda sahnelediği Eugène Ionesco imzalı İskemleler ve Ders oyunuydu. Müşfik Kenter ve Yıldız Kenter’le birlikte kendisinin de rol aldığı bu avangart oyunun getirdiği başarı, Genco Erkal’ı öncü ve deneysel çalışmalara yönelmek konusunda kamçıladı.
Sonraki 10 yıl boyunca önemli tiyatro topluluklarında, büyük yapımlarda yıldızı parladıkça parladı: Arena Tiyatrosu’nda Aslan Asker Şvayk oyununda zihinlere kazınan bir Şvayk portresi çizdi. Engin Cezzar-Gülriz Sururi Tiyatrosu’na katılıp ’da Iago, ’nda Wong, ’nda Berber (oyunu yönetti de), yine kendisinin yönettiği ’nda İzmarit Nuri ve Politikacı rollerini canlandırdı. Özellikle , yere göğe sığmadı, Türk tiyatro tarihine damga vurdu.







