Sanatçı Gamze Taşdan’ın köy enstitüsünde, sahil kenarında ya da fakülte yolundaki genç kadınları tasvir ettiği tabloları bizi Cumhuriyet’in ilk yıllarına götürüyor.
Nisan ayında düzenlenen CI Bloom’da Bozlu Art Project’in sergi alanında önünden uzun süre ayrılamadığım bir köşe olmuştu. Sanatçı Gamze Taşdan’ın Cumhuriyet’in ilk 50 yılından, çoğunlukla kadınları resmettiği eserlerden oluşan bu köşe, beni büyüleyerek o yılları anlatan romanlara götürdü. Kimi zaman Sevgi Soysal’ın Ankara’sından bir kadınla karşılaşmış gibi hissederken kimi zaman çok sevdiğim Adalet Ağaoğlu’nun romanlarında geziyormuş gibi hissettim. Taşdan bu hissi, kız enstitülerinden dans salonlarına uzanarak resmettiği mekânlar ve hayat verdiği kadın figürleriyle veriyordu. İzleyiciyi Cumhuriyet’in ilk yıllarına götüren eserlerini konuşmak için Gamze Taşdan’la bir araya gelip “Cumhuriyet Kızları”nı konuştuk.

Hikâyenizi dinleyerek başlamak isterim, nasıl başladı sanat yolculuğunuz?
2006 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat Tasarım Fakültesi Bileşik Sanatlar Bölümü’nü kazandım, o tarihten itibaren benim için hem keyifli hem de gerçekten çok emek isteyen bir yolculuk başlamış oldu.
Son dönemdeki işlerinizden biri “Cumhuriyet Kızları”. Nasıl ortaya çıktı?
2019’da Bozlu Art Project Mongeri Binası’nda “Tuhaf Şeyler Ormanı” isimli Sümerbank desenleri ve tarihiyle bağlantılı bir sergi açmıştım. O sergi araştırması sürecinde Cumhuriyet’in ilk ve en önemli kurumlarından biri Sümerbank’ın toplumsal hayattaki yerinde kadın çalışanların da sayıca fazla olması ve o bildiğimiz desenlerin o zamanki ismiyle “kadın desinatör”lerin elinden çıkması beni çok etkilemişti. Tabii ki sadece desende değil, dokumada ve daha birçok bölümde kadınlara rastladım. Bu sergi sonrasında da Erken Cumhuriyet dönemi genç kızları, çocukları ve kadınlarını araştırmaya başladım.

Sizin eserlerinizde gördüğümüz “Cumhuriyet kızları”nı nasıl anlatırsınız?
Cumhuriyet kızları yeni bir ulus inşasında bilinçli olarak modernleşmenin simgesi olarak ön plana çıkarılmış. Resmi geçitlerden bayram kutlamalarına, kız enstitülerinden dans salonlarına kadar kızlar hep en ön sırada, diğer bir deyişle kamusal alanlarda yerlerini almıştır. Bununla birlikte kızların bireysel özlemlerinden çok toplumsal bir görevle gelecek nesillere de cumhuriyet ideolojisini öğretecek ve eğitecek “geleceğin anneleri” olarak görülmekte olduğunu da unutmayalım.








