Milyonlarca insanı mıknatıs gibi birbirine çeken evrensel tutkunun peşinde iki isim. Tamirat Tadilat programının sunucuları Mike Brewer ve Marc “Elvis” Priestley’le otomobil tutkusunun derinlerine iniyoruz.

Mike arabalara karşı merakını çok erken yaşlarda keşfedenlerden. Araba tamirciliği yapan babasının payı büyük. Bu işi sevdiğini ve yapabildiğini anlayınca hiç lafı uzatmadan sektöre atılıyor. Bundan 21 yıl önce, küçük bir kanalda küçük bir programla başlıyor; Tamirat Tadilat. Formatı yepyeni, daha önce böylesi yapılmamış. Kısa sürede dünyanın her yerinden hayran edinmeye başlıyor. Mike’ın programı sunduğu isimler zamanla değişse de formatı hiç bozmuyor.

2020 yılından beri Elvis ile birlikteler, aralarındaki kimya şahane. Elvis kariyerine İngiltere’de bir McLaren tamircisi olarak başlıyor. Dünyaca ünlü Formula 1 yarışlarında McLaren pit stop teknisyeni olarak zirvede bıraktıktan sonra kendine medya dünyasında bir kariyer inşa etmek üzere ayrılıyor.

İkilinin yolları kesiştiğinde Tamirat Tadilat çoktan televizyon dünyasının süperstarı olmuş, yüzlerce ülkede milyonlara hayranı var. Mike ve Elvis kuşkusuz birlikte bu başarıyı bir üst seviyeye taşıyor. Dijital çağa uyum da sağlıyorlar, izleyicilerin isteklerine kulak veriyor ve her geçen gün kendilerini daha zorlu bir maceraya atarak kendisinden vazgeçilmiş bir otomobile yeni bir hayat veriyorlar. Eski klasikler, göz kamaştırıcı otomobiller, kamyonetler, minibüsler… Bu onlar için bir tutku ve dünyanın farklı yerlerindeki birçok kişi için de öyle. Mike Brewer ve Marc “Elvis” Priestley ile Tamirat Tadilat’ın hikâyesine ve otomobil tutkusunun birleştirici gücüne dair sohbetimizi keyifle okumanızı diliyoruz. 

Tamirat Tadilat
Marc “Elvis” Priestley – Derin Atalkın – Mike Brewer

Tamirat Tadilat, eski, yıpranmış otomobillerin özel ve yeni bir şeye dönüşümü üzerine kurulu. Sizce yepyeni bir otomobil almaktansa eskisinin dönüşümünü tercih etmenin ardındaki motivasyon nedir?

Mike: Bizim açımızdan, elbette buna dair bir televizyon programı yapabiliyor oluşumuz. İzleyicinin gözündense durum farklı. Klasik bir arabaya sahip olmak isteyen çoğu insan sorunsuz bir klasik araba istiyor. Estetik olarak gözüne hitap eden, güzel bir iç tasarıma sahip, anahtarı kontağa yerleştirdiğinde hayatı ateşleyen ve canavar gibi çalışan bir araba istiyorlar. Bizim programımızda bunu görüyorlar. Bizim müşterilerimizin tamamı bitmiş bir ürün talep ediyor. Bunu talep etmeselerdi, bizim müşterimiz olmazlardı, o zaman kötü durumda bir araba alıp onu iyi hale kendileri getirirlerdi. Ancak elbette herkes bu beceriye sahip değil.