6 Şubat 2023 depremi sonrasında depremin psikolojik etkileriyle mücadele etmenin yollarını kaleme aldığımız yazımızı bir kere daha anımsıyoruz.

Çok zor günlerden geçiyoruz. 6 Şubat’ta meydana gelen ve on ilimizi etkileyen Kahramanmaraş Depremi büyük kayıplara, acılara ve yıkımlara sebep oldu. Deprem bölgesindekiler verdikleri kayıpların acısı ve üzüntüsü içinde hayata tutunmaya çalışıyor. Diğer şehirlerdeki bizlerse hayatını kaybedenlerin, yaralıların, evlerinden ve kurulu düzenlerinden olanların üzüntüsüyle yaşamımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Hepimiz büyük yaralar aldık ve bir bilinmezliğin, boşluğun, bitip tükenmeyecekmiş gibi gelen hüznün içerisindeyiz. Hayat devam ediyor ama biz nasıl ayak uyduracağımızı bilemiyoruz.

Elimizde olmadan sürekli haberleri takip ediyoruz; ya yemenin ölçüsünü kaçırdık ya da hiçbir şey yiyemiyoruz, her şeye gözümüz doluyor ya da hiçbir şeye tepki veremiyoruz; güldüğümüzde, güzel bir şeyler yediğimizde, evimizin sıcaklığında otururken, duş alırken tüm bunları yapamayanları düşünüp kendimizi suçluyor, hatta ayıplıyoruz.

Yaşanan felaketin ardından böyle hissetmemiz normal. Ama bu stres sağlığımıza zarar vermeye ve bizi bu uzun ve zorlu süreçte depremzedelere yardım etmekten alıkoymaya başlamadan onunla başa çıkmak için adım atmamız gerekiyor. Sizler için stresinizi azaltmanızı sağlayacak 6 adım paylaşacağım. Bu adımları uygulayarak bu zor dönemi daha stressiz şekilde geçirmeyi ve kendinize gereken öz bakımı verebilmeyi sağlayacaksınız. İşte dikkat etmeniz gerekenler:

1. Sağlıklı beslenme düzenine geçin. Evet, beslenme stresi yönetmede de çok etkili. Strese karşı ilk tepkimiz “savaş ve kaç” olur. Vücut kendini koruyabilmek için adrenalin ve kortizol salgılamaya başlar, kan şekeri yükselir. Bu dönemde glisemik indeksi yüksek, paketli gıdalar yemek zaten strese girmiş bedenimizi daha da strese sokar ve bir kısırdöngü oluşur. Bundan kaçınmak için gökkuşağı beslenmesine geçmeli, yani her öğünde organik tavuk, yumurta, kuzu eti, organik bakliyat gibi kaliteli bir protein kaynağının yanına her renkten sebzeyi ekleyip vücuda ihtiyacı olan tüm vitamin ve mineralleri sağlamalıyız. İçerdikleri fitokimyasallar, antioksidan içerikler, serotonin gibi hormonlar sayesinde stresli dönemlerimizde bizleri rahatlatacak besinler ise şunlar: Yeşil çay, %75 ve üzeri kakao içeren bitter çikolata, yabanmersini, avokado, kinoa ve kabak çekirdeği. Unutmayın, bağırsak bariyerini koruyarak stresle daha kolay baş etmeniz mümkün.

2. Uyku düzeninizi yeniden kurun. Stres altındayken aklımızda onca düşünce, kalbimizde depremzedelerin acısı varken uykuya dalmamız oldukça güç. Ama hayatımızı ve sağlığımızı sürdürebilmemiz düzenli uyku uyumamıza bağlı. Gece uykusunu alamadığımızda kortizol seviyemiz düşmez ve metilasyonumuz bozulur. Bu da stres seviyemizin artmasına sebep olur. Daha kolay uykuya dalabilmeyi sağlamak için yapabilecekleriniz: 16.00’dan sonra çay veya kahve içmemek, kan şekerini optimal seviyede tutmak, magnezyum ve melatonin kullanmak; yatmadan önce yastığa lavanta yağı damlatmak, uykudan önce papatya, melisa ya da kediotu çayı içmek, uyku hijyenini sağlamak, 18.00’den sonra egzersiz yapmamak, 10 dakika da olsa meditasyon yapmak.