Osman ve Ezgi Serdaroğlu ile Teruar Urla’nın doğuşunu, Ege’nin toprağından beslenen mutfak anlayışını, sürdürülebilirliği ve gastronomiyi zanaatla buluşturan üretim kültürünü konuştuk.

İyi bir restoran, yalnızca tabağa koyduğu yemekle değil, misafirinde bıraktığı duyguyla da hatırlanır. Kapısından içeri adım attığınız anda hissettirdiği atmosfer, mekânın ritmi ve kurduğu dünya, deneyimin en az yemek kadar önemli bir parçasına dönüşür. İzmir Urla’da konumlanan Teruar bu anlayışı güden restoranlardan. Burada gastronomi; mutfakla sınırlı kalmıyor, toprağa, mimariye, zanaata, tasarıma ve gündelik yaşama uzanan bütüncül bir kültüre dönüşüyor.

Bu yaklaşımın arkasında Ezgi ve Osman Serdaroğlu var. Osman Serdaroğlu, İtalya’da edindiği mutfak disiplinini Ege’nin ürünleriyle buluştururken, Ezgi Serdaroğlu ise Michelin Servis Ödülü’ne uzanan misafir deneyimini, mekânın kimliğini ve Teruar’ın bütünsel dilini şekillendiriyor. Birlikte kurdukları başarılı yapı, bugün üretimin, merakın ve sürekli öğrenmenin merkezinde duran yaşayan bir ekosistem.

Kendileriyle Teruar’ın kuruluş hikâyesini, bir tabağın nasıl doğduğunu, gastronomide sürdürülebilirliğin gerçekten ne anlama geldiğini, Teruar Works çatısı altında gelişen üretim kültürünü ve yıllar sonra geri dönüp baktıklarında nasıl bir iz bırakmak istediklerini konuştuk. Sohbet ilerledikçe anladık ki Teruar’ın en büyük başarısı, kusursuz tabaklar hazırlamaktan değil; toprağı, insanı ve hayatı aynı masada buluşturabilmesinde yatıyor.

Teruar Urla
Teruar Urla
Teruar Urla
Teruar Urla

Teruar’ı kurarken aklınızda sadece iyi bir restoran açmak mı vardı, yoksa en başından beri bir yaşam kültürü inşa etmeyi mi hedeflediniz? Bugün geri dönüp baktığınızda hayal ettiğiniz yere ne kadar yaklaştığınızı düşünüyorsunuz?

Ezgi Serdaroğlu: Teruar’ı kurarken aklımızda sadece bir restoran fikri yoktu. En başından beri, Osman’la birlikte kurmak istediğimiz yaşamın bir uzantısı olmasını hayal ediyorduk. Nasıl üretmek istediğimiz, nasıl bir yaşam kurmak istediğimiz, kimlerle çalışmak istediğimiz ve bu coğrafyayla nasıl bir bağ kurmak istediğimiz, restoranın kendisinden önce şekillendi. Teruar da zamanla bütün bunların doğal bir yansımasına dönüştü. Bugün geri dönüp baktığımızda, bizi en çok mutlu eden şey; yıllar içinde değişen birçok şeye rağmen çıkış noktamızın aynı kalmış olması. Hâlâ aynı merakla üretiyor, araştırıyor ve bu yaşamı birlikte kurmaya devam ediyoruz. Sanırım hayal ettiğimiz yere ne kadar yaklaştığımızı da en çok buna bakarak anlayabiliyoruz.