Yeni amiral gemileri, dünya prömiyerleri ve denizle daha güçlü bağ kuran tasarımlar… 2026 Cannes Yachting Festival’ın en çok konuşulan teknelerine yakından bakıyoruz.
8–13 Eylül tarihleri arasında Vieux Port ve Port Canto’ya yayılan Cannes Yachting Festival, bu yıl 680’i aşkın katılımcıyı ve 710’dan fazla tekneyi Fransız Rivierası’nda buluşturdu. Motor yatlardan performans yelkenlilerine, katamaranlardan yeni nesil hibrit çözümlere uzanan geniş seçkide asıl dikkat çekici olan ise yalnızca tekne sayısı değildi. 2026’nın yeni modellerinde daha geniş beach club’lar, iç ve dış mekân arasındaki sınırların silinmesi, esnek yaşam alanları ve daha sessiz, verimli seyir teknolojileri belirgin biçimde öne çıktı.

İçindekiler
Azimut Grande 44M
Cannes’ın en önemli çıkışlarından biri, aynı zamanda Azimut’un bugüne kadar inşa ettiği en büyük yat olan Grande 44M idi. Dört katlı mimarisinde bir katın tamamını tekne sahibine ayıran model, kıç bölümündeki Sea View Terrace ve şeffaf havuzuyla klasik beach club fikrini ileri taşıyor. Ancak Grande 44M’yi fuarın yıldızlarından biri yapan yalnızca boyutları değildi. Mild Hybrid sistemi, Hull Vane teknolojisi ve 30 metrekarelik güneş paneli yüzeyi gibi çözümleriyle tekne, Cannes’daki Innovation Route Awards’ta Jüri Özel Ödülü’nü de aldı.


Sirena 118
Cannes’ın Türkiye açısından en dikkat çekici prömiyerlerinden biri Sirena 118 oldu. Türk tersanesi Sirena Yachts’ın yeni amiral gemisi olan 36 metrelik yatın deniz mimarisinde Germán Frers, iç mekânlarında ise Cor D. Rover imzası var. Altı kabine kadar konaklama sunabilen modelin en ilginç seçeneklerinden biri, ana güvertedeki yatak odasını alt kattaki ve doğrudan denize açılan özel bir yaşam alanına bağlayan iki katlı “loft” süiti. Sirena 118, markanın daha büyük süperyat segmentindeki iddiasını da ilk kez bu ölçekte ortaya koyuyor.


Sanlorenzo SHE
Yeni olanın mutlaka fütüristik görünmek zorunda olmadığını hatırlatan teknelerden biri Sanlorenzo SHE oldu. 25,5 metrelik model, 1960’ların klasik navetta çizgilerini çağdaş bir yaklaşımla yeniden yorumluyor. Dış tasarım Zuccon International Project’e, iç mekânlar ise Piero Lissoni’ye ait. Sanlorenzo’nun “Tomorrow’s Timeless” yaklaşımının en net örneklerinden biri olan SHE’nin ilk beş gövdesinin daha Cannes’daki dünya prömiyeri gerçekleşmeden satılmış olması da teknenin gördüğü ilgiyi gösteriyor.


Riva 96’ Argo Super
Riva, Cannes’a iki dünya prömiyeriyle geldi ancak 96’ Argo Super, markanın klasik şıklığını güncel yaşam alışkanlıklarıyla buluşturmasıyla özellikle öne çıktı. 28,79 metre uzunluğundaki flybridge yatın kıç bölümü baştan tasarlanmış; geniş güneşlenme alanı ve hareketli yüzme platformu sayesinde denizle ilişki daha doğrudan hale gelmiş. Büyük cam yüzeylerle çevrili tam genişlikteki master süit ve iki farklı salon yerleşimi de Riva’nın gösterişli tasarımdan çok, yaşanabilirlik üzerine yoğunlaşan yeni yaklaşımını ortaya koyuyor.


Custom Line Navetta 35
Custom Line’ın 30. yılını kutladığı Cannes’da sahneye çıkardığı Navetta 35, 34,5 metrelik yeni displacement süperyatı. Dış çizgileri Filippo Salvetti’ye, iç mimarisi ise ACPV Architects Antonio Citterio Patricia Viel’e emanet edilen model, markanın kişiselleştirme odaklı yaklaşımını daha mimari bir yorumla sürdürüyor. 7,7 metrelik genişliği sayesinde iç mekânlarda hacim hissi oldukça güçlü; tekne genelinde amaç, uzun seyirlerde bir yatın değil, su üzerinde tasarlanmış özel bir evin hissini yaratmak.


Swan 80
Motor yatların ağırlığına rağmen Cannes’ın en güçlü taraflarından biri yine yelkenlilerdi. Port Canto’da 120 monohull ve multihull sergilenirken yaklaşık her beş tekneden biri dünya prömiyeriydi. Bunların en önemlilerinden Swan 80, Nautor Swan’ın Maxi serisine giriş modeli olarak tanıtıldı. Germán Frers tasarımı 25,55 metrelik yelkenli, performans yatı karakterini uzun seyir konforuyla birleştiriyor. Dönüşebilen kokpiti, çift dümen istasyonu ve denize açılan kıç platformu, Swan’ın sportif kimliğini daha rahat bir yaşam anlayışıyla buluşturuyor.


Lagoon 47
Katamaran tarafında öne çıkan dünya prömiyerlerinden Lagoon 47, metrekare yarışından ziyade mekânların birbirine nasıl bağlandığı üzerine düşünülmüş bir model. Ön kokpit ile salonu doğrudan birbirine açan kapı, teknenin merkezinde kesintisiz bir yaşam alanı yaratırken flybridge de bağımsız bir açık hava salonuna dönüşüyor. Farklı kabin düzenleri ve dönüştürülebilir “smart room” çözümü, tekneyi aile kullanımı kadar uzun seyirlere de uyarlanabilir hale getiriyor.


Cannes’dan Kalan: Denize Daha Yakın Bir Lüks
2026 Cannes Yachting Festival’ın ardından ortaya çıkan tablo oldukça net: Yat dünyasında lüks artık yalnızca daha büyük salonlar, daha uzun tekneler ve daha gösterişli malzemeler üzerinden tarif edilmiyor. Kıç platformlarının terasa dönüşmesi, salonların kokpite açılması, yaşam alanlarının farklı senaryolara uyarlanabilmesi ve jeneratörleri mümkün olduğunca susturan hibrit teknolojiler, yeni dönemin asıl göstergeleri. Cannes’da sergilenen yeni modeller, yat tasarımının giderek “denizin üzerinde olmak”tan çok denizle birlikte yaşamak fikrine yaklaştığını gösteriyor.

Türk Yat Tasarımı Kendi İmzasını Arıyor
Ünlüler ve Yatları: Nicole Kidman’dan Ronaldo’ya Yüzen Saraylar





