Taze ve kaliteli ürünler, İyonya ve Ege’nin leziz balıkları, kusursuz bir zeytinyağı ile Yunan mutfağı, dünyanın en sevilen mutfaklarından biri olmayı sonuna kadar hak ediyor.

Yapılan araştırmalara göre dünyanın en çok sipariş verilen yedinci mutfağı Yunanistan’a ait. Kuşkusuz Gyros gibi hızlı tüketilebilen yemeklerin katkısı büyük. Zira uygun fiyata doyurucu olmasının yanı sıra milli bir yiyecek olarak tanınıyor ve dünyanın dört bir yanında bulunabiliyor. Yunan mutfağı elbette Gyros’tan ibaret değil. Tarih boyunca birçok medeniyetin etkisi altında kalarak kendine özgü gelenekler geliştiren Yunan mutfağı, zeytinin ve zeytinyağının, deniz ürünlerinin, peynirin ve şarabın önemli rol oynadığı, doğal ve taze malzemelerin başrolde olduğu bir gastronomi cenneti.

Moussaka, Baklava, Spanakopita (ıspanaklı börek) gibi ortak lezzetlerle harmanlanmış mutfağının belli başlı sırları da var. Kullanılan ürünlerin tazeliği ve kalitesi, baharatların kullanımı, zeytinyağı ve en önemlisi sadece ürünlerin yalın halinin parlatıldığı, iyi malzeme-doğru pişirme üzerine kurulu sade reçeteler. Ege ve İyonya’nın masmavi sularından çıkan deniz ürünlerinin, doğal otlarla beslenen keçilerinin de katkısı yadsınamaz. Ancak her şeyin ötesinde bir şey var ki, bu mutfağa ayrı bir anlam katıyor. Her bir tabağın mutlaka muhabbet ve aile samimiyetinin yaşandığı sofralarda servis ediliyor olması da kuşkusuz aşina olduğumuz duygulardan biri.  

Carne, Rodos

Et, ateş ve şarap üçlemesi üzerine kurduğu mutfağıyla Carne, aslında felsefelerinin kısa bir özetini daha girişte yapıyor. Gücünü iyi bir ateşten alırken et pişirmedeki ustalığında da hiç mütevazı davranmıyor. Haksız da sayılmazlar. Menülerindeki 33 et yemeği de birbirinden leziz Yunan lezzetinden oluşuyor. Dana, kuzu, domuz ya da tavuk, hepsini et yemeği olarak sayıyorlar. Eğer vejetaryen ya da vegansanız baştan söyleyelim, işiniz zor. Her ne kadar menü klasik Yunan mezeleri, kadayıflı börekleri, pilavlarıyla bir hayli zengin olsa da emin olun mekândaki her masadan et kokuları yükselecek.