Saatolog.com.tr Logo

Krizler Çağında Sanat: Basınç Altında Suyun Üstünde

27 Ağustos 2025
Krizler Çağında Sanat: Basınç Altında Suyun Üstünde
Sanat, krizlerin barometresi olmak zorunda değil ama çoğu zaman öyle. “Basınç Altında Suyun Üstünde” de krizler çağında boğulma hissini paylaşırken suyun üstünde kalmanın yollarını da gösteriyor.

Arter’de açılan “Basınç Altında Suyun Üstünde sergisi, küratör Nilüfer Şaşmazer’in seçimiyle 15 sanatçının 33 yapıtını bir araya getiriyor. Resim, heykel, fotoğraf gibi farklı mecralarda üretilen bu işler, çevresel felaketlerden göçe, ekonomik istikrarsızlıktan toplumsal eşitsizliklere uzanan krizleri odağına alıyor. Sergi iki bölümden oluşuyor: üst katta bu baskıların yarattığı kaygı ve sıkışma, alt katta ise hayatta kalma yolları ve suyun üstünde kalma çabası işleniyor.

Küratör Nilüfer Şaşmazer “basınç” kelimesini hayatın omuzlarımıza yüklediği ağırlık olarak da düşünmemiz gerektiği ifade ediyor. Yani bu sözcük aynı zamanda bugünün kuraklaşan, odak kaybeden, içi susuz kalmış ruh hâlimize de dokunuyor. Sergi boyunca bu iki duygu, iki katta karşılıklı olarak işlenmiş. Giriş katında tanıştığımız sanatçılarla -1’de yeniden karşılaşıyoruz. Tüm işleri anlatıp sürprizi bozmak istemem; ama beni en çok etkileyen bazı yapıtları aktarmadan da geçemem.

Krizler Çağında Sanat: Basınç Altında Suyun Üstünde
Krizler Çağında Sanat: Basınç Altında Suyun Üstünde
Michaël Borremans

Borremans’ın giriş katındaki eseri ilk bakışta sakin, neredeyse masum… Ama birkaç saniye fazladan bakınca, o sessizliğin altından yavaş yavaş huzursuz bir dalga yükseliyor. İşte sanatçının oyunu burada başlıyor. Önce dinginliğe çeker gibi, sonra içi titreten bir gerginliği ortaya yerimize bırakıyor.

“Şen Füze”. Küçücük, rengârenk bir roket resmi. Çocuksu bir oyuncak gibi, yeni keşiflere duyulan saf bir hevesi hatırlatıyor. Ama ne kadar renkli, minik ve sessiz olsa da aynı anda savaşın ve potansiyel yıkımın bir gölgesi bu füze. İlerlemenin parıltısıyla ardındaki tehditler tek bir kareye sığdırılmış gibi…

Belçikalı sanatçı daha önce The Angel ya da The Preserver gibi işlerinde de sıcak renklerdeki dingin figürlerini rüya görüyormuşçasına hareketsiz, sessiz sahnelere yerleştirmişti. O figürler, suskunluklarıyla ürkütücüydü. Yeni işlerinde de aynı şey oluyor ve sessizlik bir anda oldukça tehditkâr görünüyor.

Krizler Çağında Sanat: Basınç Altında Suyun Üstünde
Krizler Çağında Sanat: Basınç Altında Suyun Üstünde

Sanatçının alt katta karşımıza çıkan “Renkli Külahlar II” adlı eseri ise bambaşka bir sahne. Parlak saten kumaşlarla kaplı koniler yan yana dizilmiş. Çadır mı bunlar, yoksa bir kostümün şapkaları mı? Bir bakışta masalsı, tuhaf bir törenden fırlamış gibi. Ama bambaşka çağrışımlara da gebe; gizlenme, birleşme, yukarıya doğru yükselme… Bir çocuk oyununun yumuşak masumiyetini gösterirken, ideolojik birlikteliğin hedefini vurgulamış. Yukarı! Suyun üstüne…

Borremans’ın sanatında hep bu ikilik var sanki; masumiyetle tehdit, güzellikle rahatsızlık, sessizlikle patlama ihtimali. İşlerine bakarken, aslında bugünün dünyasını seyrediyoruz. İlerleme mitinin cazibesi, yanı başında onunla birlikte gelen şiddet ve manipülasyonun karanlığı.

Krizler Çağında Sanat: Basınç Altında Suyun Üstünde
Krizler Çağında Sanat: Basınç Altında Suyun Üstünde
Claire Fontaine

Borremans’ın sessiz ve huzursuz tablolarından yönümüzü çevirdiğimizde daha doğrudan bir dille karşılaşıyoruz. Claire Fontaine. 2004’te Fulvia Carnevale ve James Thornhill’in oluşturduğu bu kolektif isim, adını bir kırtasiye markasından almış. Daha ilk anda bile şunu söylüyor gibi: “Sanat, hayatın tam ortasında, gündelik olanın içinde.” Duchamp’ın hazır nesnelerini hatırlatıyor ama Fontaine’in gözü neoliberal dünyada, yani duyguların bile birer pazarlama ürünü hâline geldiği yerde.

Siyah bir beyzbol şapkası üzerinde beyaz harflerle yazılmış tek bir kelime: ANGOISSE. Yani “Kaygı.” Bu şapkada “kaygı” içimizde hissettiğimiz duygunun ötesinde, raftan satın alabileceğimiz bir aksesuar haline gelmiş.

Krizler Çağında Sanat: Basınç Altında Suyun Üstünde
Krizler Çağında Sanat: Basınç Altında Suyun Üstünde

Aynı imzayla alt katta kibrit kutusu çıkıyor karşımıza. Üzerinde yazan söz: “Yok et ve canlandır.” Bu ifade, Walter Benjamin’in “Yıkıcı Karakter” metnine bir gönderme imiş. Düşünün, elinizde küçücük bir kibrit kutusu var ama onun içinde devasa bir potansiyel gizli. O minicik çubuklar hem bir şeyi yok edebilir, hem de yeni bir başlangıcın kapısını aralayabilir. Aklıma Zümrüd-ü Anka geliyor.

Claire Fontaine genelde böyle karşımıza çıkıyor; gündelik, sıradan nesneleri alıp onların içini ters yüz ediyor. Neon yazılar, hazır objeler, sloganlar… Hepsi aynı sorunun etrafında dönüyor: “Bu düzen, duygularımızı nasıl metaya dönüştürüyor? Seçimlerimizi nasıl birer piyasa unsuruna çeviriyor?”

Bir şapkayla kaygıyı satılık hâle gelmiş, bir kibrit kutusuyla da yıkım ve yenilenmenin aynı anda mümkün olduğu hatırlatılmak istenmiş. Peki, duygularımızı satın alınabilir olmaktan kurtarmanın bir yolu var mı? Cevabı hepimiz biliyoruz.

Krizler Çağında Sanat: Basınç Altında Suyun Üstünde
Krizler Çağında Sanat: Basınç Altında Suyun Üstünde
Mariana Vassileva

Sergide yine kibritlerle karşılaşıyoruz. Fakat bu defa yan yana iki devasa kibrit çöpü… Önce çocukken kibritle oynadığım o anlık büyü aklıma geliyor; ışık, sıcaklık, aniden yükselen sis ve o çok sevdiğim yanmış kibritin kokusu… Ama burada başka bir şey var.  Sanki birbirine sürtünerek çatışmış gibiler ve bu çatışmayı ikisi de kazanamamış, belki de pişmanlar.

Krizler Çağında Sanat: Basınç Altında Suyun Üstünde
Krizler Çağında Sanat: Basınç Altında Suyun Üstünde

Sanatçının diğer işi “Kendi Eliyle” de yine çok tanıdık. Bu bir oyun! Alışageldiğimiz ipin yerini altın renkli dikenli tel almış. Yasaklar, kısıtlamalar, tehlike… Kısıtlamaların bile yeniden şekillenebileceğini, oyunla hafifleyebileceğimizi anlatmak istemiş diye düşünüyorum. İşime gelen bu olduğu için, bu hissi alıp kabul ediyorum.

Krizler Çağında Sanat: Basınç Altında Suyun Üstünde
Krizler Çağında Sanat: Basınç Altında Suyun Üstünde

Mariana Vassileva işlerinde sıradan şeylerle vuruyor zaten. Bize şu kalıyor: Hayat, sürekli çatışmalarla ve sınırlamalarla örülü olsa da, içinde yeni bir denge kurma ihtimali hep var.

Ugo Schiavi

Ve beni bu sergiye çeken altın maskeler. Benim için ihtişamı ve tarihi çağrıştırıyor. Ama gerçek oldukça farklı. Bu maskeler Kolombiya’da madenlerde çalışan insanların yüzleri… Servet, bir avuç insanın elinde ışıldarken, emeğin gerçek sahiplerinin yorgun, kırılmış yüzleri… Altının cazibesiyle emeğin karanlığı arasındaki bu gerilimle hem gerçek hem mecaz anlamda yüz yüze kalıyoruz.

Krizler Çağında Sanat: Basınç Altında Suyun Üstünde
Krizler Çağında Sanat: Basınç Altında Suyun Üstünde

Sanatçının sergideki diğer iki eseri “Ayaklanma (Soulèvement)” serisine ait. Sanatçı heykel parçalarını kopyalarken sürece canlı bedenleri de dahil etmiş. Model, heykelle birlikte poz vermiş ve böylece Schiavi taşlaşmış olan ile yaşayan olan aynı yüzeyde üst üste bindirmiş. Sanatçının bu seriyle vurgulamak istediği protestolar sırasında anıtlara tırmanan bedenleri hatırlatarak, halkla otorite arasındaki güç dengesizliğini açığa çıkarmakmış. Arap Baharı, George Floyd için yükselen öfke, kamusal heykellerin yıkımıyla hafızalara kazınan isyan görüntüleri… Bende çağrışımı ise Saddam Hüseyin heykeli oldu.

Krizler Çağında Sanat: Basınç Altında Suyun Üstünde
Krizler Çağında Sanat: Basınç Altında Suyun Üstünde

Sanatçının işleri, geçmişin ve bugünün yaralarını taşıyor ama aynı zamanda geleceğe dair bir ihtimali de fısıldıyor: başka bir düzen, başka bir umut.

Kriz Zamanlarında Sanatın Dünyadaki İzleri

Arter’de ele alınan bu konuda hakkında dünyanın başka yerlerinde karşımıza çıkmıştı. Krizler, baskılar, hayatta kalma stratejileri aynı kaygıyla işlenmişti. Londra’daki Tate Modern de, son yıllarda özellikle küresel krizler, toplumsal çatışmalar ve iklim değişikliği gibi güncel sorunlara odaklanan sergilere ev sahipliği yaptı. Bu sergilerde, sanatın zor koşullar altında bireylere ve topluluklara dayanma, direnme ve hayatta kalma yolları sunabileceği teması ön plandaydı. Sanatçılar, gündelik yaşamdan, bireysel deneyimlerden ve sosyal gerçekliklerden beslenerek; mekân, malzeme ve kavramsal yöntemler kullanarak fiziksel, psikolojik ve sosyo-politik baskılara karşı stratejiler geliştirdiler. Sanat eserleriyle krizleri anlatmakla kalmayıp; direnişin, umut ve yeniden inşa etmenin yollarını da araştıran çok katmanlı bir dil oluşturdular.

Krizler Çağında Sanat: Basınç Altında Suyun Üstünde
Krizler Çağında Sanat: Basınç Altında Suyun Üstünde

New York’ta MoMA PS1’de düzenlenen Greater New York sergisi de benzer bir ruh taşıyordu. Oradaki işler, şehrin karmaşası içinde hayatta kalmayı, bireyin baskılar altında nasıl ayakta kaldığını anlatıyordu. Özellikle göçmen sanatçıların işleri, yabancı olma hâlini, tıpkı Arter’deki gibi hem kırılgan hem de güçlü bir yerden kuruyordu.

“Basınç Altında Suyun Üstünde”, içinde yaşadığımız çağın ruhunu görünür kılan iki bölümlü hikâyelerden oluşan bir anlatı. Yukarıda ağırlaşan kaygı, aşağıda ise o kaygıya rağmen nefes alma çabası. Aslında hepimizin yaşadığı günlük deneyim: bir yandan baskı, diğer yandan direnme.

Krizler Çağında Sanat: Basınç Altında Suyun Üstünde
Krizler Çağında Sanat: Basınç Altında Suyun Üstünde

Sanat, krizlerin barometresi olmak zorunda değil ama çoğu zaman öyledir. Ve sanat, sadece göstermekle kalmaz; aynı zamanda nefes aldırır. Bu sergi de tam olarak bunu yapıyor: boğulma hissini paylaşırken, suyun üstünde kalmanın yollarını da gösteriyor.

* Sergi, 11 Ocak 2026’ya kadar ziyaretçileri bekliyor.

Sergide Yer Alan Sanatçılar

Michaël Borremans, Ángela de la Cruz, Claire Fontaine, Shilpa Gupta, Fatoş İrwen, Nadia Kaabi-Linke, Alicja Kwade, Cinthia Marcelle, Tiago Mata Machado, Jean Meeran, MORIS, Ugo Schiavi, Hyun-Sook Song, Nasan Tur, Mariana Vassileva.

Fotoğraflar: Kayhan Kaygusuz

“Hikaye İstanbul’da Geçiyor” Küratörleri Anlatıyor

Vigilante: Adaleti Ekranlarda Aramak

Caravaggio 2025: Radikal Ustanın Roma’ya Dönüşü