Van Cleef & Arpels mücevherleri, Monaco Prensesi Grace Kelly’den ünlü Yunan soprano Maria Callas’a kadar pek çok meşhur ismin koleksiyonlarında ışıltılar saçıyor.

“Eski zamanlardan aşkın ve mücevherlerin hikâyesi…” Van Cleef & Arpels’ın kuruluş öyküsü bu cümleyle anlatılmaya başlanmış. 1895’te Paris’te Estelle Arpels ve Alfred Van Cleef’in evliliğiyle markanın tohumları atılıyor. Değerli taşlara duydukları tutku, bu genç çifti aşkın dışında birleştiren bir diğer bağ olmuş ve 1906’da isimlerinin birleşimi olan Van Cleef & Arpels’ı kurmuşlar.

Yaklaşık yirmi yıl sonra kızları Renée Puissant da sanat direktörü olarak markanın hikâyesine dahil olmuş ve bugüne kadar gelen kendine has tarzını yaratmış. Markanın Zip, Romeo & Juliet ve Le Secret gibi koleksiyonları sanattan ilham alırken Flowers gibi koleksiyonları da doğadan ilham alınarak tasarlanmış. Kendine has bir tarzı olan Van Cleef & Arpels’ın sanatlı dokunuşlara sahip mücevherleriyle tanındığını söylemek mümkün. Kuruluşunda aşk ve mücevher tutkusu olan markanın tarihi boyunca başka hikâyelerinin olması da elbette kaçınılmaz. Markanın prenseslerden sopranolara uzanan öykülerini mücevher ışıltılarıyla parlayan bir yazıda derledik.

Wallison Simpson ve Prens Edward

Windsor Dükü Prens Edward’ı Wallison Simpson’la evlenebilmek için kendi rızasıyla tahtı bırakan ilk İngiliz Kralı olarak tanıyoruz. Prens Edward’ı tahttan vazgeçiren bu büyük aşkı, Van Cleef & Arpels mücevherlerine de yansımış. Öyle ki Prens Edward, Düşes Wallison’a mücevherler tasarlamak için Van Cleef & Arpels tasarımcılarıyla birlikte saatler harcamış. Yakut ve pırlantayla tasarlanan Cravate (1936) gerdanlık, safir ve pırlantadan Jarretière (1936) bileklik, Prens Edward’ın aşkının Van Cleef & Arpels’la vücut bulduğu örneklerden yalnızca birkaçı.